Çanakkale’nin Tamış Köyünde İki Katlı Taş Bina

Ağustos 2020'de başlayan hikayemizi uzun uzun anlatmıştım daha önce. Maceranın son aşaması olan iki katlı taş binamıza ise Nisan ayı itibariyle başladık.

Geçen süre zarfında Ayvacık ve çevresinde nerede ne var epey bilgi sahibi olduk. İyi sebze nereden alınır, et-but nerede lezzetli olur, hangi pazar ne zaman nerede kurulur bunları az çok öğrendik. Evde de düzenimiz hayli oturdu. Atölye ve misafir evinin tamamen bitmesi sayesinde uzun süre gayet rahatlıkla kalabiliyoruz. Termosifonumuz, çamaşır makinemiz, bulaşık makinemiz tam güç çalışıyor. Küçük çapta yerleştik demek yanlış olmaz artık. Şimdiden bol bol eşi dostu ağırlamaya da başladık.

Misafir evinin son hali.

Çim meselesi

Ana binaya geçmeden evvel evin tüm çehresini bir anda değiştiren çim meselesinden bahsedeyim biraz. Çimler gelene kadar yaptığımız onca şey kendini göstermiyordu. Çim, bütün işin ortaya çıkmasını sağladı. Ayrıca hem pergola hem de tüm kapalı alanlar sürekli toz toprak içinde kalıyordu. Malum, buraların rüzgarı epey meşhur. Çim sayesinde büyük ölçüde rüzgarın sebep olduğu toz yığınından kurtulduk. Tüm ramazan ayı boyunca köyde olacağımız ve hava genelde güzel olacağı için çimlere yayılmak keyfini daha fazla ertelemeyelim istedik. Bahçenin diğer yarısına henüz çim ekmedik çünkü ana taş bina yapılırken muhakkak zarar görecektir.

Çimden önce bahçeyi biraz düzlemek ve inşaat kalıntılarından kurtulmak için Gürpınar’dan saati 180 TL’ye vinç kiraladım.

Bahçenin hızla yeşillenmesinin tek yolu rulo çim olduğundan nispeten pahalı olsa da bu masrafı yapmaya karar verdik. Biri Bursa, biri Küçükkuyu ve bir diğeri Ayvacık’ta olmak üzere üç yerden fiyat aldım. Rulo çimin metrekare fiyatı 12 ila 20 tl arasında değişkenlik gösteriyor. Bursa’da daha ucuz olabilir ama orada da işin içine nakliye masrafı giriyor. Bu nedenle Bursa’yı eledim ve Küçükkuyu ile Ayvacık’taki firmaları değerlendirmeye aldım. (Google’a Ayvacık ve Küçükkuyu peyzaj yazınca karşınıza çıkan firmalar.)

200 metrekare rulo çim uygulaması için Küçükkuyu’dan aldığım fiyat şöyle oldu;
3200 TL bir kamyon toprak
1000 TL toprak nakliye
4600 TL 200 metrekare rulo çim (metrekaresi 23 tl’ye geliyor)
1500 TL çim nakliye
200 TL mazot
1500 TL işçilik

Yani toplamda 200 metrekare alana rulo çim sermek için benden 13,500 TL istedi. Şaka değil. Fiyatın çok abartılı olduğunu anlamak için başka yerden fiyat almaya gerek yok. Ama benim karşılaştırma şansım vardı çünkü Ayvacık’ta bir firmadan daha fiyat istedim. O da şöyle geldi;
2000 TL bir kamyon toprak
2500 TL işçilik
Çimin metrekaresi 13 TL

Bir kamyon toprak ile 120 metrekarelik bir alanı 25–30 santim doldurarak yükselttik ve zemini neredeyse pergolanın seviyesine getirdik.

Ayvacık’ta bulunan firma ile anlaştım. İşin başında aslında epey de memnundum. Yoğun yağmur olduğu için 13 TL’lik Edremit’te bulunan çimi 15 gün kadar beklememiz gerektiğinden ve bizim acelemiz olduğundan 17 TL’ye Çanakkale’de başka bir yerden aldık. Çimlendireceğimiz alanın 200 metrekare civarı olduğunu düşünmüştük ama tam ölçü aldığımızda 125 metrekare çıkınca rulo çim nakliye dahil 2800 TL’ye gelmiş oldu.

Zemini alelacele yaptıkları için sonrasında kendim tırmık ile epey düzelttim.
Bahçenin çimlenmeden hemen önceki görüntüsü havadan böyle idi.

Anlaştığım botanikçiden 2 zeytin 1 erik 1 kayısı 1 de ayva ağacı aldım. Ayrıca çimlerin bakımı için 15 gün sonra gelecek ve parasını ödediğim çim gübresi ile çimlerin bakımını yapacaktı. 15 gün sonra gelmediği gibi bugün yarın bugün yarın beni sürekli oyaladı. Kendi işimi kendim çözmeye karar verdim ve çimleri komşudan aldığım çim biçme makinası ile kendim biçtim. Bakımını henüz yapmadım gübreyi alıp onu da yapacağım. Ayrıca çim biçme makinası da alacağım ama araştırmaya devam ediyorum en ideali hangisidir diye.

Rulo çimin uygulaması aslında oldukça basit.

Rulo çim düşünüyorsanız uygulama hizmeti almanızı tavsiye etmem. Tesviye için toprak ve rulo çim sipariş edin, toprağı bahçenize düz bir şekilde yayın. Ardından çimi sermek gerçekten çok basit bir iş. En fazla youtube’ta “rulo çim nasıl uygulanır” diye aratıp bir göz atsanız yeterli olur. Ben bahçenin geri kalan kısmını kesinlikle kendim yapacağım.

Çim bahçeyi bambaşka bir hale dönüştürdü kuşkusuz.

Rulo çim uygulamasının zorluğu esas serdikten sonra başlıyor. Bakımını düzenli şekilde yapmak, sulama zamanlarına ve miktarına dikkat etmek ve düzenli bir şekilde çimleri biçmek gerekiyor. Ben her gün sabah erken ve güneş battıktan sonra suladım. Ancak her gün değil çimlerin altındaki toprak zemine tutunabilmesi için birer gün atlatarak sulamak gerekiyormuş. Bunu ne yazık ki sonradan öğrendim.

Önde çimler arkada saksılara ektiğim naneler ve soğanlar..

Ana binaya başlıyoruz

Bir süre inşaatı durdurmuştuk. Durdurduk demek belki doğru olmayabilir de epey yavaşlattık. Ufak tefek eksikleri tamamladık bu esnada. Mayıs başı itibarı ile yine yoğun tadilat çalışmalarına başlıyoruz. Yine çatılarla başlayacağız ama ilk önce ana taş binanın iç duvarlarında bulunan toprak sıvayı kazıttık. -ki altından farkında olmadığımız bir sorun çıkacak mı görelim. Ana taş binanın tek bir duvarını taş bırakacak ve geri kalanını sıvayacağız. Taşların arasına derz uygulamasını misafir evinde yaptık ve hevesimizi aldık. Bu nedenle ana binanın tümümün derz olmasına ihtiyacımız yok.

Ana binada ilk işimiz toprak sıvayı sökmek oldu.

Düşüncelerimiz henüz tam netleşmemiş olsa da kesin olan karar evin içini komple indirip ilk önce dört duvar şeklinde bırakmak. Odaları nasıl böleceğimiz konusunda kesin bir karar vermedik ama mutfağı binanın dışına kapının ön kısmına taşımak istiyoruz.

Dış kapı ve ana taş bina tretuvarının betonu döküldü.

Bugün çatılar için gerekli olan keresteyi sipariş ettik. Listemiz bu kez şöyle oldu;

5x20x5mx2–100 dm — 200 TL
10x10x5mx16–800 dm — 1600 TL
5x10x4mx60–1200 dm — 1800 TL
10x10x4mx5–200 dm — 300 TL
10x20x4mx2–160 dm — 240 TL
Rabıta 3,5m (1. ve 2. sınıf) — 8000 TL
3x4x400 mtül — 1000 TL
10x20x5mx3–750TL

olmak üzere ana bina ve mutfak çatılarının keresteleri için yaklaşık 14.000 TL ödedik.

Yorgo çimlerin sulanması hususundan pek hazzetmese de zamanla alıştı.

Dediğim gibi çim işi masraflı bir iş. Bakımı sulaması kesimi epey enerji ve zaman istiyor. Tabii, düzenli sulamanın ardından çimleri biçmek diye de bir sorumluluk giriyor hayatınıza. Çok detaylı araştırma yapmadım açıkcası ama fiyat bölü performansta en ideal seçim Einhell GC-EM 1030 gibi gözüküyordu. Hepsiburada’dan 700 küsür liraya aldım. Kullandıktan sonra ürün hakkındaki fikirlerimi paylaşacağım.

Evin eski sahiplerinden kalan dolabı onardık, boyadık ve bir de ara raf yaptık. Eski ve güzel bir elbise dolabımız oldu.

3 haftalık sokağa çıkma yasağı süresince inşaat namına pek bir şey yapamadık ama en azından evin tüm duvarlarının toprak sıvalarını temizleyip taşları ortaya çıkardık.

Köyde sağa sola gitmek için scooter almayı planlıyordum. Çevre köyleri gezmek, denize inmek, pazar market alışverişlerini yapabilmek için pratik ve havadar bir çözüm. Köy yollarında araç trafiği de sakin olduğundan büyük şehirlere oranla daha güvenli. Ayvacık Mondial’den 12.500TL vererek Mash 125i modelini aldım.

Doğruçardak’tan manzara

Bugün oldukça keyifli bir rotada yaklaşık 70 km boyunca motorsiklet kullandım. Normal şartlarda 70 km fazla uzun mesafe sayılmayabilir ama benim motorsiklet üzerinde ilk uzun sürüşüm oluyor. Ayrıca çok bozuk yollardan geçtiğimiz için de adrenalin seviyesi yüksek bir deneyim oldu. Kösedere köyüne bağlı Doğruçardak’a gittik. Burası çok küçük bir yerleşim merkezi. 8–10 hane ya var ya yok. Bu arada Doğruçardak’a ilk kez su gelmiş. Biz vardığımızda borular döşeniyordu. Tarihi bir ana tanıklık etmiş olduk. Ardından muhteşem bir manzara eşliğinde Kösedere’ye inip oradan da benim çok beğendiğim Babadere köyüne uğradık.

Doğruçardak’tan Kösedere’ye sağ salim indim ama scooterın bu iniş için doğru vasıta olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim.
Akasya ağaçları Babadere köyünün sokaklarını sarıp sarmalamış.

Yemyeşil bir vadiye yerleşmiş olan Babadere, hem dokusu hem de denize olan mesafesi sebebiyle bu çevrede yaşamak için yer arayanların muhakkak görmesi gereken bir köy. Emlak fiyatları ne durumda bilmiyorum ama Ayvacık’ın en güzel köylerinden biri bana göre.

Yasakların ardından nihayet kaldığımız yerden devam edeceğiz. Bugün çatı için gerekli malzemeleri sipariş ettik. Listemiz şöyle;

Membran 125 TL x 11 top 1375 TL
11mm OSB 55 TL x 45 adet 2475 TL
İzole kiremit 4,25 TL 900 adet 3825 TL
İzolasyon köpüğü 135 TL 14 adet 1890 TL
toplam 9565 TL

Misafir evinin tavanını da beyaza boyamaya karar verdik. 500 TL de 2 galon beyaz boya için ödedik.

Bizim köye 15 km kadar uzakta olan Erecek köyü

Uzun zamandır yapmak istediğim bir şeyi bugün gerçekleştirdim ve Erecek köyüne gittim. Köyün konumunu da köyün kendisini de çok sevdim. Bu çevrede muhakkak görülmesi gereken köyler listesinde yerini aldı.

Çim biçme makinemden memnunum. Kapasitesi küçük olduğu için biçerken birkaç kez boşaltmam gerekse de bunun büyük bir sorun olduğunu düşünmüyorum. Öte yandan günün en sıcak saatlerinde nispeten gölgede kalan çim alanlar oldukça yeşil iken gün boyunca güneş alan alanlar bir miktar sararmıştı. Ben de bu kısımlara çim tohumu atarak yeniden yeşermelerini sağlamak istedim. Ancak hesaba katmadığım şey karıncalar oldu. Attığım her tohumu toplayıp götürdüler. Tek bir tohum tanesinin bile yerde kalmasına müsaade etmiyorlar. Ben de bu nedenle tohum işinden vazgeçtim Belki karıncaların yuvalarına çekildiği bir dönem tekrar yapılabilir bu işlem. Bu arada geçen gün kopan fırtınada gün boyunca yağmur yağmıştı. Bu yağmur çimlere çok iyi geldi ve sararan kısımlar sanıyorum bu yağmurda toparlandılar. Yani çimlerin bir numaralı ihtiyacı yoğun olarak yağan yağmur. Bir de solucan gübresinin iyi geldiğine dair bir bilgiye ulaşmıştım. 1–2 torba da solucan gübresini tohum atar gibi attım. Artık yaptığım onca işlemden hangisi işe yaradı bilemiyorum ama çimler istediğim görüntüye kavuştu.

Sökme çalışmaları hızlı başladı. Çatı ve üst katın bölmeleri kalktı. Önümüzdeki hafta yeni çatı için çalışmalara başlıyoruz. Ayrıca yapmasak mı, önümüzdeki sene mi yapsak derken havuzun yerine de karar verdik. Mutfağın hemen önünde olacak.

Sabah vik vik sesleriyle uyandık. Arada bize yemek yemeye uğrayan kedilerden biri yavrusunu kapının önüne taşımış. Henüz gözleri açılmamış bile yavrunun. Biraz dinlenebilmeleri için onlara güzel bir yatak hazırladık.
Girişte yer alan mutfak bölümünün çatısı hızla çakılıyor.

Misafir evindeki tecrübelerimiz doğrultusunda ana taş binayı yine açık tavanlı ama iç duvarları tamamen sıvalı şekilde yaptırmaya karar vermiştik. Bu karar doğrultusunda ilerliyoruz. Köyümüzün kedileri de doğurdu. Yavrular etrafı keşfederken bize de sık sık uğruyorlar.

Aniden bastıran yaz yağmurundan kaçan ufaklıklar kendilerine korunaklı bir yer bulmuş. Nüfusumuz her geçen gün artıyor. Neyse ki kalacak yerimiz de her geçen gün artıyor.
Çatı işleri bitti. Ben de bayram arasında geçici kapımızı daha hafif bir geçici kapı ile değiştirdim.

Çatı için aldığımız keresteleri kullanınca bahçede epey bir yer açılmış oldu. Ben de fırsattan istifade hemen 50 metrekare çim sipariş ettim ve bahçenin bir kısmına serdim. Tabii, -artık alışık olduğumuz üzere- 2 ay önce 18 lira olan metrekare fiyatına 2 lira zam gelmiş ve 20 lira olmuş. 600 tl de nakliye ücretiyle 50 metrekare çim bana 1600 tl’ye gelmiş oldu. Bu kez çimi kendim serdim. 1 buçuk gün sürdü ama pek de fena olmadı. Bakalım, sonuçları 1 hafta 10 gün içerisinde görebileceğiz.

Taş evin iç sıvalarına başlıyoruz. 2m kaba kum, 1 m perdah kum, 20 torba çimento, 5 torba toz kireç için 1100 tl ödedik. Bu arada çimentonun torbası 27,5 olmuş.

İç köylerde bile fiyatlar uçmuş durumda, artık makul bir parayla ev bulunmaz herhalde?

Bulunur. Yani, arayan bulur. Binlerce insanın yaptığı gibi evinde oturduğu yerde internetten bulmaya çalışan ise muhtemelen bulamaz. Makuldan kastınız 100–200 bin tl civarı ise hala alınabilecek yerler var. Evet, artık metrekaresi 300 ve üzeri olan yerler -en azından içinde bulunduğumuz dönemde- makul olmaktan çıktı. Geçenlerde bizim köyden ev alan bir çift beni de şaşırtarak 100 bin tl’nin de altında bir yer bulup almış. Evet, metrekaresi küçük ama evlerinden beklentileri denize inip dönüp uyuyabilecekleri bir yer olduğu için gayet mantıklı bir yatırım diye düşünüyorum. 15 km ötemizde Kozlu köyünde -nedendir bilmem- özellikle son dönemde çok meşhur olan bir tesiste, lavabosu olmayan 10 metrekare bungalovların saçmasapan bir biçimde 800–1000 tl’ye kiralandığı günümüz şartlarında 70 metrekare ömür boyu size ait bir yer için ne kadar öderdiniz? Ayrıca ilk seferden hayallerinizin evine kavuşmayıp önce küçük bir evle başlamak ve bir süre yaşadıktan sonra onu satıp daha büyük bir yer alıp orayı yaptırmak da bir opsiyon. Sonuçta mühim olan büyük bir şey sahibi olmaktan ziyade içerisinde ve çevresinde yaşayabilmek.

Bugüne kadar toplamda ne kadar harcadınız?

Tüm büyük kalemleri yazı boyunca bir bir sıraladım zaten. Bizim veya bir başkasının harcaması size referans olamaz. İçinde şağlıklı bir biçimde yaşanacak taş evin metrekaresi 1000 tl’den aşağıya inmiyor. Belki bu bir referans kabul edilebilir. 200 metrekare yer aldınız, içinde 80 metrekare onarılması gereken ev var. Lüks istekler içermeden, aldığınız malzemenin ederini, çalıştığınız ustaların işini düzenli takip ettiğiniz takdirde 200 bin liranın üzerine çıkmadan yaşamaya başlayabilmelisiniz.

Tüm büyük kalemleri hatta ara kalemleri bile yazıda belirtiyorum ama genelde işçilik maliyetlerini yazmıyorum. Yani bir toplama yapacaksanız onu da hesaba katmalısınız. Yevmiye usulü çalışırsanız zaten aşağı yukarı belli oluyor ne harcayacağınız, götürü usulü çalışırsanız da çok özenli hareket etmelisiniz. En az 3 yerden fiyat almalı ve daha önce yaptıkları 1–2 evi gezmelisiniz. 2 usta arasında aynı iş için 2 hatta bazen 3 kat fark bile olabiliyor.

Uzun bir süre sonra bugün birkaç günlüğüne İstanbul’a döndüm. Henüz daha yoldayken bile bu zibidileri aşırı özledim.

Çimlerin durumu iyi. Tamamı toprağa tutundu, bazı kısımlar hariç sararma olmadı. Sararan kısımları da yeşertebileceğimi ümit ediyorum. 2 katlı taş evimizin iç kaba sıvası bitti. Sıva işi 8 gün sürdü ve gayet güzel oldu. 35 torbaya yakın çimento ve 10 torba kadar kireç gitti. Bir de binanın orta kısmında banyo havalandırması için bir pencere açtık.

Bir şeylerin yamuk yumuk olmasından rahatsız oluyorsanız taş ev alıp tadilat yaptırmayın.

Bugün (14 Ağustos) evi almamızın üzerinden tam 1 sene geçti. İyi ki bu kararı vermişiz, iyi ki bu işe girişmişiz, iyi ki yılmamış hep devam etmişiz.

Adını zikretmeden bu çevrede çok meşhur olan bir mekana değinmek istiyorum. Adını vermiyorum çünkü nihayetinde bu insanlar ticaret yapıyorlar ve bana yapmış oldukları bir saygısızlık yok. Sadece neden bu kadar meşhur olduğunu anlamıyor ve itirazımı dile getiriyorum. Siz de bu çevrede yaşayacaksanız muhakkak “bişeyilebişey” adlı bu mekana uğrar, kendi tecrübenizi yaşar ve bana katılır veya katılmazsınız. Rezervasyonsuz almayan -ki sosyal medya profillerinde bile adlarının yanında “rezervasyon gerekli” yazan gördüğüm tek yer olabilir- rezervasyonsuz müşteri kabul etmemesini de mezeleri özel olarak hazırladıkları ve her müşteriye tek tek içeriklerinin anlatılması gerektiği için zor bir iş olduğu gibi garip bir argümana dayandıran bir meyhane. Argüman garip diyorum çünkü, gerçekten daha önce bir yerde yemediğiniz veya yeseniz bile bir miktar özellikli mezeler olsa, tamam, haklısınız diyebilirim. Ama meze menüsü şöyle; bulgar kuru eti, acuka gibimsi bişi, haydari, girit mezesi, kırmızımsı (acuka gibi bişi) vs vs. Yahu, bu mekanda 1 hafta boyunca yer bulunamıyor. Bu nasıl oluyor? Buraya gidip methiyeler düzen insanlar bu kadar mı dünyadan bi’haber yaşıyorsunuz?! Bilmiyorum. Sivrice’deki bu yere gittiğimiz için çok memnunum. Bir şehir efsanesinin daha sonunu görmüş olduk böylece.

Huyu, suyu, gözleri, ağzı, burnu, her şeyi güzel Keyti’miz. Keşke o pencereden baktığın evin neşesi olacak kadar yaşasaydın. Keşke sen de bizimle birlikte orada yaşlansaydın. Bize ayırdığın kendin kadar mini minnacık zaman diliminde bizim canımız ciğerimiz en kıymetli parçamız oldun. Seni asla unutmayacağız.

Yaz bitiyor -ki bitsin- buralar kesinlikle sonbaharda hatta -şartlar epey zorlu bile olsa- kışın çok daha güzel. Arkadaşlarımız geliyor, çoluk çocuk derken vakit hızlıca geçiyor. Keyti’nin yokluğuna alışmaya çalışıyoruz bir yandan. Keyti’nin kardeşleri de dahil 8 yavru toplamda 10–12 kedi var gün içerisinde bahçede. Dolayısıyla bahçede yemek yemek eziyete dönüşebiliyor zaman zaman.

Köyde yaşıyorsanız sebze kurutma ritüelinden kaçışınız yok. Bu sene biber, armut domates ve incir ile başlangıç yaptık. Ama belli ki seneye bahçemiz güneşlenen sebze-meyvelerle dolacak.
Asmanın yapraklarını temizlerken gördüğüm çok garip yaratık, yemeklerde bize eşlik etmeyi seven kedimiz Tek ve daha fazla kuru domates-incir.

16 torba dekoratif favori
200 adet 12,5 gaz beton
7 paket strafor 4'lük
11 adet boardex
1 top file
5 torba kalekim
4 boy 25'lik boru
6 boy 20'Lik boru
2 tane sonlama
13 tane mahya

için 7000 tl ödemişiz.

işte bir takım rakamlar daha. Çünkü rakamlar pek seviliyor, nedense;

40x80 2 boy 500 tl
30x0,5 2 boy 180 tl
4'lük köşebent 5 boy 750 tl
18'lik menteşe 6 adet 90 tl
40x40 4 boy 650 tl
30x40 3 boy 390 tl
20x10 çıta 6 boy 310 tl
2 adet sürgü 90 tl
1 adet kilit 100 tl
60 adet süslü demir 2650 tl
20x0,3 1 boy 40 tl
1 paket elektrot 60 tl
3 adet kesici 45 tl
toplam 5855 tl

emprenye 350 tl
91 adet profil ve 20 adet çimento 1750 tl
nakliye 450 tl
toplam 2550 tl

bunlar kapı ve diğer ferforje işleri için aldıklarımız. Çimentolar da mutfak ve odaların şapları için. Şap için kullanılmak üzere 3 metreküp de kum sipariş ettik ayrıca.

Kapının üretim aşamaları. Önce demir profiller kaynatılıyor, ardından lambiriler demir çıtaların arasına yerleşiyor.
Sıra lambirilerin ahşap verniği ile boyanması ve demir profillere de antipas sürülmesi kısmında.
Ve 1 yılın ardından nihayet kapımız bitti.

2 katlı taş binamızın elektrik tesisatı için çok ciddi miktarda malzeme aldık. Kablosu, anahtarı, prizi, apliği, sigortası, kutusu derken 5000 liraya yakın hatta belki biraz üstünde elektrik tesisatı harcaması oldu. Tesisatı döşemek de epey vakit ve enerji aldı bu sefer. ancak sonuna geldik nihayet.

Kapımızı kendimiz yaptık, gayet memnunuz, merdivenlerimizi de kendimiz yaptık. Merdivenden epey memnunum ancak ferforjeden emin değilim. Sanırım merdivenin tutacaklarının ahşap olması daha doğru bir karar olurdu. Belki ileride değiştireceğimiz şeylerden biri bu olur. Şimdilik yaptığımızla ilerliyoruz. Ayrıca su ve kalorifer tesisatı için gerekli malzemeleri de aldık.

25'lik 4 boy boru
25 adet maşon
20 adet Te
20 adet dirsek
6 adet açık dirsek
20 adet 20x25 düşürücü
25'lik kompozit
15 boy boru
6 boy 20'lik kompozit
16 adet 20'lik kapama
3 adet 25'lik vana
10 adet 20'lik kavis
10 adet 25'lik kavis

şeklinde malzemeler aldık ve sanıyorum 1600 tl’ye yakın bir ücret ödedik.

Her “artık büyük bir harcamamız kalmadı” dediğimizde karşımıza yeni bir kallavi fatura çıkıyor. O nedenle artık böyle bir cümle kurmamaya karar verdik. Sonuna doğru her manada yorucu olmaya başladı ama bu sanırım her projenin sonuna yaklaşıldığında geçerli bir durum.

Misafir evindeki tecrübeden hareketle bu kez pencerelerin etrafını demir köşebentlerle döndük. Bu köşebentlere panjurlar için menteşeler kaynatacağız. Bu sırada üst katın da tavan boyası bitti ve epey hoşumuza gitti.

Çok şükür kış adım adım geliyor, memnunuz. Lakin, memnun olduğumuz kadar hazır mıyız buna emin değilim. Isı pompasından çok ümitliydik bu kış dönemi için ama elimizdeki ısı pompasını trifaze olduğu için kullanamayacağımız ortaya çıktı. Bunu artık takma zamanı geldiğinde öğrenmemiz pek iyi olmadı. Monofaze Viesmann ısı pompası için bir yerden fiyat aldık. 1400 euro civarında bir fiyat verdi. Havuz meselesini erteleyecek ve önceliğimizi yeni bir ısı pompasına vereceğiz gibi gözüküyor. Bakalım, hayırlısı. Bu arada, Keyti, seni yine çok özledik.

Yılan ve akrep var mı?
Elbette. Köyde ve çevresinde epey var. Biz de zaman zaman görüyoruz. Bahçemizde ise henüz rastlamadık. Hareket eden her şeyi yiyen yavru kedilerin de pek tabii bunda etkisi olabilir. Çevremizde bir yılan sokması hikayesine henüz denk gelmedik. Geçenlerde ustalardan birini komşunun bahçesinde çalışırken akrep sokmuş. Birkaç saat epey sızlatmış. Ama hemen ertesi gün toparlanmış.

Bir not ekleyeyim. İlk kez geçen gün arkadaşın bahçesinde bir şeylerle uğraşırken kaldırdığım taşın altında sarı akrep gördüm. Aşırı ihtişamlı ve ürkütücü bir hayvan olduğunu söylemeliyim.

Mutfağa soba kurduk. Yakıp bir deneyelim istedik. Çok güzel oldu, nefis oldu, şahane oldu, kestanesi patatesi, çayı, suyu kaynar derken bir süre sonra çaaat diye bir ses duyuldu. Soba ile pencerelerin mesafesinin 1 metre kadar olması gerekiyormuş. Biz bunu bilemedik, düşünemedik. Hevesimiz kursağımızda kaldı desem yeridir. Camı ve belki de o kısımdaki doğramaları değiştirmemiz gerekecek. Artık aptallığımıza vermeyelim de nazar mı çıktı diyelim?

Bu kötü haberdi. İyi haber ise merdivenlerimizin neredeyse bitiyor olması ve çok da şahane oluyor olmaları. 15 basamaklı ahşap merdivenin malzemeleri için yaklaşık 3200 tl ödedik.

Komşu köyden komşumuz Sinan’ın liderliğinde merdivenlerimizi kendimiz yapıyoruz. Bir pazar günü bitiririz demiştim ama öyle olmadı. Toplamda 2 buçuk 3 gün sürecek gibi gözüküyor.

150 desi 2. sınıf rabıtaya 525 tl
252 desi ham ağaca 1050 tl
97 desi silinmiş ağaca 450 tl
45 desi inşaatlık ağaca 100 tl
ayrıca remmel marka vernik ve macun da aldık onlara da 450 tl ödedik. Bunun yanında nalburdan boy boy zımpara, boy boy vida ve daha bir dolu ıvır zıvır aldık. İnşaata başlamadan önce İzmir’den aldığım FN 220 zımpara makinesi çok işimizi gördü. Bu arada internette bugünki satış fiyatına baktım. Aldığım fiyatın 3 katı olmuş. 1200'e aldığım husqvarna testere 2500, 320 liraya aldığım bosch dekupaj 500 tl olmuş. Gerçekten “alınmış alınmıştır.””

Evde sona doğru yaklaşırken köyümüzün kedileri doğurmaya devam ediyor. Soframıza 2 boğaz daha eklendi.

Köylü deyince aklınıza ıspanaklı gözleme yapıp kapınızı çalan teyze geliyorsa köy hayatı hakkında çok bilginiz yok demektir. Kimsenin kimseden hazzetmediği, herkesin birbiriyle husumet içerisinde olduğu, dedikodunun alıp başını gittiği yerler köyler. Doğrusu bu. Yalan söyleyecek halim yok. Ha, bunlar şehirde yok mu? Elbette var. Ama daha büyük ölçekli alanlar olduğu için şehirlerde bunlarla yaşamak daha kolay ve daha çok seçeneğiniz olabiliyor. Ancak köyde tüm bu ilişkiler küçücük bir alanda yaşandığı için gündelik hayatınıza etkisi daha fazla. Dışarıdan gelenlerle ilişkiler henüz taze olduğundan size karşı daha ılımlı oldukları kesin. Köyde de olsa şehirde de olsa uzayda da olsa iyi niyetli insan iyi, kötü niyetli insan kötü. Şuraya gelmek esas amacım; köyde birilerinden bir şey isteyecekseniz bunun mutlaka karşılığını sorun. Ben başta bu konuda biraz acemiydim. Ancak köyün geçim kaynaklarından birinin komisyonculuk olduğunu öğrendiğimde artık temkinli davranmaya başladım.

Dışarıdan gelene karşı bir tavır hep olur. Bunda yadırganacak bir şey yok. Siz bir yere yerleşseniz sizden 3 ay sonra gelene bile “yeni gelen — yabancı” muamelesi göstermeniz çok mümkün. Şu garip tabii; şehirden gelmişsin, ev yaptırıyorsun, yaşıyorsun da, o zaman sen ultra zenginsin. Dönümlerce arsaları olan insanların buna böyle bakması ilginç geliyor bana. Şehirden gelenler genellikle yıllarca çalışmış bir birikim yapmış ve maaşlarıyla yaşamlarını sürdüren insanlar. Oysa ki burada tanıdığım çoğu yerli, hayatı boyunca dişe dokunur hiçbir şey yapmamış, atasından kalan yerleri satarak yaşamaya devam eden insanlar. Yani hangisi sizce kulağa daha “ohh mis, hayata bak” geliyor?

Koyu bir hayvan sever iseniz işiniz köylerde çok zor mesela. Ne güzel, koyunlar, keçiler, kuşlar, sincaplarla iç içe bir hayat gibi düşünüyor olabilirsiniz ama köyün yerlisi için bunlar “mal”. Malları otlatmaya çıkarıyorlar misal. Neden sahip olduğun mallara taşınmaz diyorlar ki diye düşünürdüm. Taşınanları da bunlarmış işte.

Yolların kenarlarında sürekli domuz ölüsüne rastlıyorsunuz. Domuza karşı anlaşılması güç korkunç bir nefret var. Buna da bir kulp bulunmuş, tarlalara giriyor zarar veriyor şeklinde. İyi de zaten ekip biçtiğin yok ki. Yalnızca spor olsun diye yapılan bir şey. Bir tür güç gösterisi.

Buralarda çobansız hayvancılık denen bir şey var. Bu şu demek; “malları” salıyorlar, koyunu, keçisi, danası fark etmez, hayvanlar geziyor otunu yiyor suyunu içiyor ve dönüyor. Böylelikle hayvanların sahibi olan kişi isterse tüm gün kahvede oturabiliyor isterse de başka bir iş daha yapabiliyor. Tamam, bunda ne beis var ki değil mi? Hem oradan hem oradan kazansın. Ama iş öyle değil. Çobansız gezen “mallar” elbette tilkilerin veya çevredeki yırtıcıların ilgisini çekiyor. Avlanmak da başlarında bir çoban olmadığından kolay oluyor. İşte bu yüzden ne yapıyorlar. Tüm bu yırtıcı hayvanları ya avlıyorlar, -ki cezası olduğu için- ya da zehirli et ile tuzak kurup öldürüyorlar.

Köyde hayat iğrenç demeye çalışmıyorum. Aksine, çok keyifle geçirdim bu 1 yılı. Amacım gördüklerimi, öğrendiklerimi, tecrübelerimi aktarmak. Bu arada elbette ıspanaklı gözleme getiren o teyze de var. Köyün bütün kedilerine bir tencere yemek kaynatıp her akşam yediren teyze de. Merak etmeyin.

Mutfak için Edremit Obir mobilya ile çalıştık. İlgi alaka ve iletişimleri süper ama işçilikleri berbat. Tavsiye üzerine gitmiştik onlara. Ama ben tavsiye etmiyorum kimseye açıkcası. İlk düşüncemiz mutfağı da İkea’dan almak şeklinde idi. Ama gelmek gitmek zor olacağı için daha yakında bir yer ile çalışalım istedik. İlk önce tezgahı epey rezil bir halde teslim edip duvarınız yamuk gibi komik bir şey söylediler. Biz itiraz edince hatalı ölçü almışız diyerek değiştirdiler. Değişenin de pek bir farkı olmadı ama kullanılır en azından diyerek tamam dedik. Kapıları da onlara yaptıracaktık ama bu tecrübe sonrası hiç lüzumu yok.

Salon hazır. Vernik kuruduğunda eşyaları yerleştireceğiz.

Odaların kapıları için Edremit’ten Ayvacık’tan birçok yerden fiyat aldım. Amerikan kapılar nispeten daha ucuz ama onlar da en kalitesizi bildiğiniz gibi. Lake veya melamin kapı istiyorduk. Fiyatları 1500 tl’den 4000 tl’ye değişiyor. Kimi kalitesine kimi de kafasına göre belirlemiş. Fakat şöyle bir sorun var. 4000 lira bir oda kapısına vereyim deseniz de alamıyorsunuz. En yakın 15 gün sonra teslim edebiliyorlar. Ayrıca bunların doların son çılgın hareketlerinden önce olduğunu düşünürseniz bugün herhalde 1–2 ay bile verebilirler teslimat için. Ne yapsam ne yapsam diye düşünürken flextab.com.tr diye bir siteden aynı melamin kapıları 780 liraya buldum. Kendilerini aradım. Ellerinde malzeme olduğunu söylediğim tarihte de kargolayabileceklerini belirttiler. Ama ben kargoculara zerre güvenmediğim, güvensem de köyde olduğum için çoğu kargo firmasının köye teslimat yapmamasından ötürü aklıma başka bir fikir geldi. İstanbul’dan bazı malzemeler için bir nakliyeci ile anlaşmıştık. Nakliyeciye flextab’e uğrayıp kapıları alabilir mi diye sorduk. Olur dedi, flextab de teslimatı nakliyecimize yapabileceğini söyledi. Kapılar böylece 2 gün sonra elimizde oldu. 4 kapıyı ve kapının aksesuarlarını 3200 tl’ye mal etmiş olduk. Flextab’i herkese tavsiye ederim. Aşırı ilgililer ve kapılar da oldukça kaliteli. (Zam gelmiş bugün tabii epey. Ben kasım başında 780 liraya aldım. Ama diğerlerinin de zam yaptığı düşünülürse flextab eminim hala daha uygundur.)

Tam bir senenin sonunda ufak tefek işlerimiz dışında evimizi bitirdik. Seneye baharda havuzu yapacağız. Benim için eğlenceli bir günce oldu. Umarım okuyanlar için de eğlenceli ve faydalı olsun. Bir sonraki maceraya dek kalın sağlıcakla.

--

--

Love podcasts or audiobooks? Learn on the go with our new app.

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store