Domuzun kuyruğunu kes yine domuz

Domuz, islam dininde tartışma götürmez biçimde haram. İslam’da içki de haram. İslam’da kumar da, faiz de haram. Neden aralarında “en haram” olanı domuz?


Köye 2 km bile değil bulundukları mesafe, 7–8 köylü ellerinde tüfekler aralarında 100'er metre mesafeyle dizilmişler. Bulundukları tepenin aşağısından gelen köpek sesleri onlara doğru bir şeylerin yaklaştığına işaret ediyor. Aradan 30–35 saniye geçince birdenbire hepsi tüfeklerine sarılıyor, yanlarından geçen karartı, yolun diğer tarafına ulaştığında hepsi asılıyor tetiklere. Pat pat pat pat pat pat pat pat pat… Kaç mermi atılıyor bilmiyorum ama sesler sustuğunda karartının yani domuzların kaçıp gittiğini anlıyorum. Tabii, muhtemelen yaralanmış olarak.

Bahçenin kenarında durmuş böyle garip bir katliamı izler vaziyette buldum kendimi. O bölgede yoğunlaşan ve ekinlere zarar veren domuzların seyreltilmesi amacıyla yapılıyormuş tüm bunlar. Domuz vuracaksanız kimseden izin almanıza gerek yok zaten. Ateşli bir silah ile yapılan bu eylem oltayla balık avlamak kadar doğal kabul ediliyor hedefinizde domuz olduğunda.


İslami kaynaklarda aradığım bir sorunun cevabını bulmakta hep zorlanmışımdır. “Şu neden şöyledir” diye bir soruya yanıt aradığımda çoğu zaman net bir sonuca ulaşamamışımdır.

Şöyle şeyler yazar aradığınız şeyi açıkladığını ifade eden satırlarda; …şu ayetin şu bölümünde meseleye dair şu şu şu buyrulmuştur, bu konuda fıkıh kaynakları şöyle bir çerçeve çizer, Ebu Hanife şöyle buyururken, Bedreddin el-Ayni ise tersi istikamette bir görüş zikretmişlerdir… Peki, bu kadar katı ve kırmızı çizgilerle dolu bir kurumun bunca belirsiz ve gri alanlarla kaplı olması ironi değilse nedir?

Domuz, islam dininde tartışma götürmez biçimde haram. İslam’da içki de haram. İslam’da kumar da, faiz de haram. Neden aralarında “en haram” olanı domuz?

Görsel: Shutterstock

Eline geçen her parayı vadeliye, dolara yatıran, domuz vurmaya giderken viskisini, rakısını, birasını, ev yapımı şarabını bagajına dolduran müslüman avcı kardeşlerimize malum soruyu sorduğumda aldığım cevap genelde aynı oluyor;

“şimdi o başka bu başka.”

Yani görünen o ki, dönemin ileri gelen alimlerinden, bugünün ılımlı müslümanlarına “o başka bu başka” yaklaşımı hiç değişmiyor. Oysa Kur’an’da şunlar şu derece haram, bunları ise yapmasan senin için iyi olur gibi bir klasifikasyon yok. Yani, var evet, mekruh var, caiz değil var ama haramlar içerisinde böyle bir sınıflandırma yok. Haram eşittir yapma nokta.

Migros’ta arama çubuğuna domuz yazdığınızda birkaç seçenek öneriyor olsa da hiç sonuç çıkarmıyor.
Sevim koş. Macro Center’da domuz satılıyor.

Herkes dinini kendi istediği çerçevede yaşasın elbette, bizi ilgilendirmez. “Domuz neden haramdır” idi bizim konumuz. Ona geri dönelim.

Kur’ân-ı Kerim’de haram kılınan hayvan kökenli gıdalar içerisinde açıkça ismi belirtilen tek hayvan domuzdur. (Bakara, 2/173; Mâide, 5/3; Enâm, 6/145; Nahl, 16/115) Ayetlerde “domuzun etinin” vurgulanması, bu hayvandan beklenilen en önemli yararın etine yönelik olması nedeniyledir. Literatürde domuzun yalnızca etinden değil, kemikleri ve yağı da dâhil bütün cüzlerinden faydalanmanın haram olduğu açıkça belirtilmiştir.

Domuz “necis” kabul edildiği için haramdır diyor Diyanet. Yani, kirli, pis bir hayvan olduğu için.

Din İşleri Yüksek Kurulu sayfasında şu soruya yanıt vermiş Diyanet İşleri;

Üretim ve tüketim açısından GDO’lu ürünlerin hükmü nedir?
Genetik yapısı laboratuvar ortamında değiştirilmiş organizmaları ifade eden GDO teknolojisi, bitkiler ve hayvanlar üzerinde uygulanmaktadır. Bu uygulama ile organizmanın gen dizilimi değiştirilmekte ve kendi doğasında bulunmayan bazı özellikler aktarılmaktadır. Bu teknoloji, tarım başta olmak üzere hayvancılık, gıda, kimya, biyoloji, sağlık gibi pek çok alanda kullanılmaktadır. Söz konusu yöntemle elde edilen ürünlerin çeşitli faydalarının olduğu ifade edilmekle birlikte başta insan sağlığı olmak üzere, çevre ve sosyo-ekonomik yapı üzerinde birtakım riskler taşıdığı da dile getirilmektedir.
Yüce Allah (c.c.) “Ey insanlar! Yeryüzünde bulunan maddelerin helâl ve tayyib (temiz) olanlarından yiyin” (Bakara, 2/168) buyurmak suretiyle tüketilecek gıdaların helal olması yanı sıra “tayyib” (temiz, güzel, doğal, özü bozulmamış, iyi ve yararlı olan şeyler) olmasını da istemiştir.
Buna göre içeriğinde domuz geni bulunan GDO’lu ürünlerin hem üretimi hem de tüketimi haramdır. Bunun dışındaki GDO’lu ürünlerin üretimi ve tüketimi hakkında konuya gıda güvenliği ekseninde yaklaşılması daha isabetli gözükmektedir. Bu çerçevede, insan sağlığına, diğer canlılara ve ekolojik dengeye verdiği muhtemel zararlar göz önüne alındığında bu ürünlerin şüpheli olduğunu ve konuya ihtiyatla yaklaşılması gerektiğini söylemek mümkündür.
Tüketim açısından ise, zararları henüz ispatlanmadığından GDO’lu ürünleri tüketmenin haram olduğunu söylemek mümkün değildir. Bununla birlikte tüketicilerin bu ürünlere ihtiyatla yaklaşmaları ve genetiğine müdahale edilmemiş doğal ürünleri tercih etmeleri tavsiye edilir.

Özellikle şu kısım önem arz ediyor bizim için;

…Tüketim açısından ise, zararları henüz ispatlanmadığından GDO’lu ürünleri tüketmenin haram olduğunu söylemek mümkün değildir. Bununla birlikte tüketicilerin bu ürünlere ihtiyatla yaklaşmaları ve genetiğine müdahale edilmemiş doğal ürünleri tercih etmeleri tavsiye edilir.

Yukarıda okuduğumuz paragraf bizi, zararları ispatlanan şeylerin haram olduğu bilgisine götürüyor. (Bakara, 2/168) Bakın burası çok önemli, bu bilgi ise bizi bugün çevremizdeki pek çok şeyin haram olması gerektiği ama bunun uygulanmadığı gerçeğine götürüyor. Ayetler, “size pis-zararlı şeyler haram kılındı” dese de, müslümanlar metnin içeriğine değil, metinde ismen zikredilmiş hayvanlara odaklanıyor.

Domuzdan üretilen jelatin caiz midir? şeklindeki soruya ise şöyle bir yanıt verilmiş;

…Jelatinin üretiminde kimyasal reaksiyonlar sonucunda istihale olduğunu söyleyen uzmanlar olduğu gibi, yaptıkları deneylerle jelatinin istihaleye uğramayan katkı maddelerinden biri olduğu sonucuna ulaşan uzmanlar da bulunmaktadır (bk. I. Ulusal Helal ve Sağlıklı Gıda Kongresi, Ankara, 2011; el-Beyânü’l-Hitâmî ve’t-Tavsiyât li’n-Nedveti’l-İlmiyye: el-İstihâle ve’l-İstihlâk ve Müsteceddâtühümâ fi’l-Ğızâ ve’d-Devâ (9–10 Şubat 2015, Cidde, s. 2–11; “İstihâle”, DİA, EK 1, 674–676).

Uzmanlar, domuzdan üretilen jelatinin istihaleye uğrayıp uğramadığını inceliyor ve orada bile farklı sonuçlara varıyorlar. İstihale, necis (pis) sayılan bir maddenin yapı değişimine uğrayarak temiz bir maddeye dönüşümünü ifade ediyor.

Aynı uzmanlar domuzun insan sağlığına olan zararlarına dair bir inceleme yapmaktan ise imtina ediyorlar. Çünkü, ortaya çıkacak olan sonucun, her gün tükettiğimiz, haram olmayan hayvanlardan hiçbir farkının olmayacağını biliyorlar. Bugün, yüzde 40'lara varan oranıyla dünya üzerinde en çok tüketilen canlı türü olan domuzun, zararının aksine besin değeri olarak oldukça zengin olduğu biliniyor.

Nicholas Cage’in Pig filminde oynayan Brandy safkan bir kunekune domuzu. (Photo credit: Music Meadow Farm via Facebook)

Bir diğer garip inanış domuzların kendi boklarını yediği için haram olduğu yönünde. Bunu hayatı boyunca köyde yaşamış biri söylediğinde daha da komik oluyor. Çünkü, etinden yumurtasından faydalandığı tavuklar, kendisi de dahil hiçbir tür ayrımı gözetmeksizin dışkı yemek konusunda oldukça iştahlı bir tür. “Domuz bokun içinde yaşıyor” diyen bir kişi ise hayatında hiç ağıl görmemiş olmalı.

Atasözleri ve deyimlerde domuz kelimesi geçiyorsa kötü bir anlama geliyordur kuşkusuz. Domuzun derisinden post, eski düşmandan dost olmaz mesela. Aç domuz darıdan çıkmaz. Yalnız, şaşırtıcı bir biçimde, bir atasözümüzde hepsinin aksine saf, budala manasında kullanılıyor domuz.

“Devletin malı deniz, yemeyen domuz.”

Afyonkarahisar’da üniversite öğrencileri kırsalda bulunan yaban domuzu yavrusunu besliyor. Fotoğraf: AA

Gelelim, domuz eşini kıskanmayan tek hayvandır meselesine. Ben, bundan, domuzun “pis”ten ziyade “medeni” bir hayvan olduğu kanaatine varıyorum. Eşini kıskanmıyor olması çiftlikte swinger partiler düzenledikleri anlamına gelmiyor herhalde. Esasen, bu inanışın içerisinde, domuzdan ziyade domuz ile beslenen toplumların ahlaksız olduğunu dile getirme gayreti var diye düşünüyorum. “Domuz yersen sen de kıskançlık duygunu kaybedersin” gibi bir motivasyonun başka açıklaması olamaz.

Afiyetle masalarında domuza yer veren Hristiyanlar kendileri için neden haram olmadığını şöyle açıklıyor;

İsa, halkı yanına çağırıp onlara, “Dinleyin ve şunu belleyin” dedi. “Ağızdan giren şey insanı kirletmez. İnsanı kirleten ağızdan çıkandır.” (Matta 15:10)

İsa, diğerlerinin aksine manevi yönü güçlü bir açıklama yapmayı tercih etmiş. Onu ye, bunu yeme, bu benim işim değil ne yersen ye, diye düşünmüş.

Tüm bunlardan sonra aklıma şu soru geliveriyor; Neden diğer haramlar konusunda esneklik varken domuz meselesi bu kadar kesin ve keskin? Bu sorunun kendi çevrenizden de bildiğiniz gibi bahanesi bol ama net bir cevabı yok. Halbuki, İslamiyet açısından çerçeve gayet net biçimde çizilmiş.

Dinimizce yenilmesi, içilmesi ve kullanılması haram kılınan içki, domuz eti, akıtılmış kan, leş ve putların (Maide, 5/3, 90; En’am, 6/145) satışı da yasaktır (Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, XXII, 378). Bu konuda Hz. Peygamber (s.a.s.) genel bir ilke olarak şöyle buyurmuştur: “Allah Teala bir topluma bir şeyin yenilmesini haram kılmışsa, ondan elde edilecek kazancı da haram kılmıştır.” (Ebu Davûd, Buyû‘, 66)

“Bir adam Hz. Peygambere (s.a.s.) bir tulum şarap hediye etmiş, Hz. Peygamber, “Allah’ın bunu haram kıldığını biliyor musun?” diye sorunca adam “hayır” cevabını vermiştir. Adam da yanındaki birine bir şeyler fısıldamış, Hz. Peygamber, “Ona ne fısıldadın?” diye sorunca adam, “Şarabı satmasını emrettim” demiştir. Bunu duyan Allah Resûlü “Onun içilmesini haram kılan (Allah), satılmasını da haram kılmıştır” buyurmuştur. Bunun üzerine adam, şarap tamamen akıp bitinceye kadar tulumun ağzını açmıştır.” (Müslim, Müsâkât, 12)

Her coğrafyanın kendi gerçekleri oluyor ve üzerinde yaşayan insanlar bu gerçeklere göre kültürel davranışlar ediniyor. Muhtemelen, domuzdan uzaklaşmak o dönemin şartlarında kaçınılmaz bir şeydi. Bunun yadırganacak bir tarafı yok. Ancak, o günün şartları ile bugünün gerçekleri kesinlikle aynı değil. Konu insan sağlığı ise yasaklananların artık yasak olmasına gerek olmadığı gibi o gün yasak olmayanların günümüzde yasak kabul edilmesi gerektiği bir çağı yaşıyoruz.

Domuz tartışmasının din eksenli pek çok tartışma gibi sonuçlanabilmesinin mümkün olmadığını elbette biliyorum. Toplum tarafından böyle kabul görmüş ve böyle devam edecek. En azından bir süre daha.

Din bir coğrafya meselesi demişken şu soruyu sormak isterim size;

Mars’a taşınmaya hazırlanan insanoğlu dinlerini de yanında götürecek mi, yoksa o coğrafyaya özgü yeni inanışlar mı edinecek?

Bolvitamin
Mayıs 2022

--

--

Love podcasts or audiobooks? Learn on the go with our new app.

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store