Aydınlanma Egosu üzerine
Aydınlanma, son zamanlarda belki gökten inmiş belki yerden çıkmış, dilimize pelesenk olmuş, internette makaleler, pdfler, eski yeni kitaplar vasıtasıyla bir şekilde hayatımızda bir amaç olarak konumlanmaya başlamış, güçlü bir kelime.
Peki nedir aydınlanma? Egonun, nefsin susturularak dünyadaki yalan lezzetlere kendini kapadığında açılan kapıların ardından parlayan mükemmel bir iç huzuru, aşk ve teslimiyet haline ulaşma arzusu. Tanrı ile tanışma ve ardından sonsuza kadar beraber yaşama durumu. Harika görünüyor.
İnternetin gelişmesi ile fikirlerin ve kelimelerin bu denli hızlı paylaşılabildiği bir dünyada yaşarken aydınlanmış ya da aydınlandığını sanmış kişiler tarafından yazılmış bir çok içeriğe, habere, kitaba kolaylıkla ulaşabiliyoruz, kendi seviyemizin üzerinde bir çok bilgi ile karşılaşıp bilgileri yaşamadan, belki kendi seviyemiz daha buna hazır değilken sindirmeye çalışıyoruz. Kendi seviyesinin üzerinde sınava girip sınıf atlayacak öğrenciler gibi bu bilgilerle sınanabiliyoruz. Kimimizin ruhu buna hazır oluyor, bilmese de bir yerlerden hatırlıyor, bir şekilde sindirebiliyor ve bu bilgiyle eşik atlayabiliyor. Kimimiz ise bu bilgiyi ruhu hazır olmasa da illa öğrenmek zorundaymış gibi hissettiği için ezberliyor. Sadece ezberliyor, kütüphaneler dolusu kitaplar, makaleler okuyor, zihni her şeyi ezberliyor ama esas öğrenmesi gereken ruhu bu bilgileri hazır olmadığı için almıyor. Bu bilginin kelimeler evreninde bir yeri olamayacağını düşünmüyor, hissetmiyor. Bu noktada tehlikeli olan kısım başlıyor ve susturulması gereken zihin dizginleri eline alarak ezberlediği aydınlanma sözleri ile konuşmaya başlıyor. Kitapta egoyu susturması gerektiğini öğrenen zihin saklanmak için kendini ilahi bir sesmiş göstermeye başlıyor ve konuşuyor da konuşuyor. Susmuş gibi yapıyor ama hep o konuşuyor. İnsan olan tüm bu sesleri ondan sanıyor, kendini aydınlanmış biliyor ve en büyük hatayı yaparak ben oldum diyor. Eleştiri kabul etmeyen tüm insanlar gibi kendinde bir sorun olma ihtimaline hiç yanaşmadan etrafındakileri küçük görüyör ve zihninin kölesi oluyor.
Dikkat edelim işte, bazı yollar koşarak da olmaz, durarak da. Aydınlanma hevesi ile yanıp tutuşan bir kişi zaten acelecidir ve ulaşılmak istenen yerde acelenin, zamanın, koşturmanın hiç yeri yoktur. Her şey olması gerektiği zaman olması gerektiği şekilde olur ve buna hadi demek bütünüyle öğretiye aykırıdır.
Sevgiyle,
