Bir Hoşaf Meselesi

Son günlerde sosyal medyada yeni bir tartışma konusu var: Hoşaf. Hem de organik. Bilmeyenler için özet geçeyim. TRT Haber’de yayınlanan “Bir fikrin mi var?” adında bir girişimcilik yarışması var. Kübra Ağca isimli gıda mühendisi “Organik Hoşaf” projesiyle bu yarışmaya katılıyor. İşte olay tam da burada başlıyor. Kendisinin cümleleriyle projeyi anlatacak olursak; Bildiğimiz annelerimizin yaptığı hoşaf ya da kompostonun aynısı. Tek farkı tatlandırıcı olarak şeker değil de bal kullanması. Böylece zaten şeker dışında inorganik bir madde olmayan üründen şekeri çıkarıp bal ekleyince otomatik olarak organik hoşafı elde etmiş oluyoruz.

Bakınız bu yarışma bir girişimcilik yarışması. Bu arkadaşımız da zaten halihazırda hepimizin bildiği yerli bir içeceğimizi perakende satışa sunma fikriyle yarışmaya katılmış. Lakin, benim bile anneme yaptırıp içine de 1 kaşık şeker atarak kopyalayabileceğim basitlikte bir fikrin patentini almaya tenezzül dahi etmemiş. Bir gıda ürününün, perakende olarak satışa sunulmasından, market raflarında tüketiciye ulaştırılmasından bahsederken jürinin sorduğu, dayanıklılığını nasıl sağlayacaksın? sorusuna cevabı yok. Eğer dayanıklılık adına bir çalışma yapılmayacaksa günlük tedarik edilmesi gerekir ki bu konu hakkında da hanımefendinin hiçbir çalışması mevcut değil. Yalnızca bir kutuya sensör ekleme fikri var. Bir başka jürinin sorduğu ürünün kalite standardını nasıl sağlayacaksınız sorusuna hiç değinmiyor bile. Raf ömrüne gelince de evlerimizde annelerimizin yaptığı komposto 3 hafta gidiyor. Bunu alan kişi de 3 hafta içinde tüketsin diye cevap veriyor.
Kısacası zaten yaratıcı bir fikir değil ama gerçekten çalışılmış, ticari boyutu belirlenmiş ve pazar analizi yapılmış durumda olsa ve jürinin sorularına tatmin edici cevaplar verilebilseydi o zaman olumlu olarak değerlendirilmesi anlaşılır karşılanabilirdi. Fakat durum buyken sırf yerli bir ürünümüze değer katılmak isteniyor diyerek projeyi bir üst tura çıkarmalarını anlamak mümkün değil. Ayrıca programın Youtube sayfasına yüklediği, yukarıda görmüş olduğunuz videodaki başlığa bakarak sormak isterim. Bulan derken ?
Yukarıda yer alan videoda da yarışmanın yarı finalinde Kübra Ağca, bu projesiyle zaten yarışmaya dahil olmadan yapması gereken patent başvurusu ve pazar araştırmasını yaptığını belirtiyor ve Organik Hoşaf, rakipleri Portatif Fizik Tedavi Cihazı ve Batmayan Deniz Gözlüğü projelerini jürinin çoğunluk oylarını alarak geride bırakıyor ve finale yükseliyor.

Sloganı “İcat çıkaran program” olan bir girişimcilik yarışmasının bu denli yetersiz bir projeyi, çok daha iyi projeler varken finale kadar yükseltmesinden dolayı herkes diline pelesenk etti.
Buraya kadarki durum bizim uzman dediğimiz insanların bile bilim, fizik, kimya ya da tıp alanındaki çabaları pekte önemsemediğini gösteriyor. Sanırım bu da yıllardır sorulan “Biz neden bilimde ve teknolojide ilerleyemiyoruz?” sorusunun cevabını veriyor. Çünkü zaten halihazırda hepimizin bildiği ve yaptığı bir hoşaf bile yapılan teknolojik ya da bilimsel bir çalışmadan daha önemli görülüyor.
Tabii bu konuya gelen tepkilerden dolayı ülkemizdeki önemli bir kesimin aslında bilimi, teknolojiyi önemsediğini öngörebilirsiniz. Başta bende öyle düşünmüştüm fakat sonradan fark ettim ki aslında bu eleştiriler Organik Hoşaf konusundan çok daha vahim. Çünkü ülkede bilimin, teknolojinin aslında neredeyse hiç kimse tarafından önemsenmediğinin açık bir kanıtı durumdaydı bu eleştiriler.
Şimdi bir inceleyelim, nasıl başladı bu eleştiri yağmuru?
Daha öncesinde bazı kişilerin bu duruma eleştirisi olsa da sosyal medyada tepkinin oldukça büyümesine neden olan şey “Birgün, Halk Tv ve Sözcü gazetesi gibi medya organlarının yaptığı haberlerdi. Bugün sosyal medyada oldukça fazla bilgi kirliliği olduğundan, herkesin bilip bilmeden konuştuğundan dem vururken bu gazetelerin konuyla ilgili attığı haber başlıkları aşağıdaki gibiydi.

Ülkenin bilindik medya organlarının başında gelen bu firmalar hiç araştırmadan, sorgulamadan bu duyumları haberleştiriyor, üstüne üstlük bir de bu durumu tiye alıyorlar. Araştırmadan diyorum ben ama belki de araştırdılar ve projenin sunumunu yapan kızın başörtülü olması sebebiyle ya da zaten karşılarında durdukları ve eleştirmeye fırsat aradıkları TRT’ye kamuoyu baskısıyla saldırabilmek için yine de bu şekilde haberleştirdiler. Hangisi olursa olsun bir medya kuruluşu için oldukça acınası bir tablo.
Tabii ülkede nasıl sağcı kesimin hiç sorgulamadan biat ettiği medya organları varsa, solcu birçok insanda bu medya kuruluşlarını hiç sorgulama gereksinimi hissetmeden, doğru kabul ediyor ve başlıyorlar “TRT’den zaten bu beklenirdi”, “İşte ülkede bilime verilen değer”, “Tabii hoşaf olmazsa olmaz” gibi yorumlara. Böylece sosyal medyada olay bir anda gündeme oturuyor.

Bende böylece fark ediyorum ki insanlar bu eleştirileri bilime, teknolojiye verdikleri değerden değil de yalnızca karşıt görüşlü bir insana yüklenmek için yapıyor. Belki Kübra başörtülü diye belki de TRT kurumuna yönelik olarak yapılıyor bu saldırı. Ama kesinlikle bilime verilen önemden değil.
Herkesin birbirine saldırmaya yer aradığı, başkasının fikrini dinlemeyi, ondan bir şeyler öğrenmeyi değil de kendi fikrini karşısındakine empoze etmeyi amaçladığı, tembellikten yalnızca satır başlarını okuyup geçtiği, karşısındakini yalnızca kendisinden olmadığı ya da fikrine katılmadığı için itibarsızlaştırmak adına kolaylıkla gerçek dışı söylemlerde bulunabildiği bu kişi ya da kurumların bilimle ilgisinin olmadığı apaçık ortadadır.
Neyse biz onu bunu bırakalım malum havalar sıcak, hoşaf bu mevsimde iyi satar. Bir hoşaf girişimi için tarif vermeden gitmeyeyim.
Malzemeler:
- 500 gr istediğiniz yıkanmış ve doğranmış kuru meyve
- 1,5 litre su
- 500 gr toz şeker (Eğer organik olsun, yoksa içemem derseniz 1 kaşık bal)
- Kabuk tarçın
- Tane karanfil
Yapılışı:
- Büyük bir tencereye hoşaf için su koyulur, içine şeker(ya da bal) eklenir,
- Ocağın üzerinde kaynayıp şeker erimeye başlayınca kuru meyveler içine atılır,
- Kaynayan suyun içindeki meyveler hafif çatlayana kadar pişirilir,
- İçine istenirse kabuk tarçın ve karanfil tanesi atılır,
- Meyveler pişince ocaktan indirilir ve soğuduktan sonra 2,5 Litrelik bir şişeye alın,
- Şişenin üzerindeki ambalajı çıkarın ve kendi ambalajınızı yapıştırın,
Yeni markanız hayırlı olsun, bol kazançlar…
