Birileri ölüyor ve ben bir şey yapamıyorum. Türkiyedeyiz ve burada kelimelerin bir anlamı yok,asgari ücret alıyorsan,tuttuğun parti iktidardakine zıtsa,öğrenciysen ya da bir baltaya sap olamadıysan,19 yaşındaysan ve arkandan ağlayacak tek kişi annenden başkası değilse,özgüvenini babanla gömdüysen ve sesin yüksek çıkmıyorsa senin bile bir anlamın yok. Türkiyedeysen mermi düştüğü yeri yakar ve ardından kimse çığlık atmaz. Türkiyedeyiz ve topraklarımız gidiyor. Önemli mi? Türkiyedeyiz ve çocuklarımız ölüyor. Cizrede ölüyorlar. Tuncelide ölüyorlar. Şırnakta ölüyorlar. Gözümün önünde ölüyorlar. Ve ben onları içimde biriktiyorum. Büyüyemiyorum. Kemiklerim batıyor,ben büyüyemiyorum. Şair eksik söylemiş. Büyümeyen sadece ölü çocuklar değil. İçinde ölü çocuklar biriktirenler de büyümez. Acım içime batıyor. Ve şu kahrolası elimden yazmaktan başka bir şey gelmiyor. Dünyayı şairler kurtaracaktı. Burada her mısraya çocuklar darağacı kuruyorlar ve her satırında kendilerini asıyorlar. Ama inancım var. Bir gün mermiler susacak ve en keskin kim yazarsa o kazanacak.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.