FİBA Group YKB — Hüsnü Özyeğin

Hüsnü Özyeğin’e Dair

O’nun üniversitesinde eğitim gören herkes için Hüsnü Özyeğin, okulun sahibinden çok, okulun bir parçası gibidir. Sık sık okulda bulunur, öğrenciler arasında dolaşır ve bir anda sohbetinizin bir parçası olurdu. Hayat hikayesini bilmeyen ya da onunla fotoğrafı bulunmayan birilerini bulmak çok zordur. Etkinliklerin birinde konuşmacı, bir diğerinde size kebap ikram eden ve bir başkasında da dans eden joker eleman gibidir kendisi. Hatta arkadaşlarımızla aramızda, onun bizlerle rektörümüzden daha fazla ilgilendiği ile ilgili şakalar bile yaparız.

İki senelik uzun bir yurt dışı maceramın sonunda İstanbul’a dönmüş, kütüphaneden bir kitap almak amacıyla Çekmeköy kampüsüne, temmuz sıcağında, üşenmeden gitmiştim. O gün de kendisinin üniversite tercihleri için gelen veli ve öğrencilere konuşma yaptığını duyup, hızlıca konferans salonunun yolunu tuttum. Aslında anlattıklarını, hemen hemen her Özyeğin öğrencisi bilirdi. Hepimiz onun hayat hikayesini, kendi ağızından defalarca dinleme şansına erişmiştik. Buna rağmen, 73 yaşındaki Özyeğin, o gün de salondaki herkesi- ben de dahil -, üniversitenin imkanlarını, vizyonunu ve kendi hayatını anlatarak heyecanlandırmıştı. Hatta bir velinin daha sonra onun yanına gelerek ‘’Keşke 25 sene geriye gidebilsem ve bu okulu tercih edebilseydim’’ dediğine bizzat şahit olmuştum. Konuşmasının sonlarına doğru çok değerli dostum Ata Önat’ın tavsiyesini hatırladım. Kendisi Özyeğin’in hayat hikayesinin anlatıldığı kitabı okumuş, çok önemli notlar aldığını bana söylemişti. Hemen o gün kitabı almış, bu 73 yaşındaki heyecanlı ve enerjik ihtiyarın — umarım bunu okuduğunda alınmaz — hayatını okumaya başlamıştım.

Hüsnü Özyeğin’in kendisini okulda çok kez görmüş, kişiliği ile ilgili gözlemlerde bulunma şansım olmuştu. Fakat elimde onu anlatan bir kitap vardı. Ve bu kitap, birçok konuda doğru tespitlerde bulunduğumu kanıtlasa da onun bilinmeyen birçok ilginç özelliğini de gözler önüne seriyordu. Düşünsenize, hangimiz 19 yaşındayken, kız arkadaşımız ile dışarı çıktığımızda harcadıklarımızı, hesap defterimize yazmışızdır? Dahası, hangimizin o yaşlarda hatta şu anda bile tuttuğu bir hesap defteri var(dı) ki? Yaptığı her harcamanın hesabını tutan, her adımını planlayan ve amaçlarına ulaşmak için çok sıkı çalışan bir adamın, başarılı olmaması için hiçbir neden olmadığının kanıtıdır kendisi.

51 senelik iş hayatının çoğunda, haftanın 7 günü çalışan, ekibinin de bu şekilde çalışmasını — zorlamadan — teşvik eden bir liderdi. Lider diyorum çünkü bankacılık sektörünün geleceğine yön veren birçok kişi, kendisinin yanında bu işi öğrenmiş ve yetişmişti. Beni en çok etkileyen özelliği ise krizlerden fırsat yaratan bir iş adamı oluşuydu. Ekonomik bunalım zamanlarında aldığı önemler ve yaptığı yatırımlar ile şirketleri bu zorlu süreçleri az kayıpla aşıyor ve kısa sürede değerlerini 4–5 katına çıkarıyordu. Diğer ilginç bir özelliği ise, yaptığı her yatırımı, sektörü tanıyan bir ortak ile gerçekleştirmesiydi. Piyasayı bilen iyi bir yöneticiyi bulur, eğer başka bir kurumda çalışıyorsa yüksek bir ücretle onu transfer eder, sorumluluğu ona verir ve şirkete ortak yaparak yatırımlarından hızlı sonuçlar alırdı. Kitabın sizlere çok şey katacağına eminim. Çalışma hayatında uyguladığı birçok yenilikçi yönetim tekniği dışında, ekonomik ve politik zorluklar ile nasıl başa çıkılabileceğini gösteren faydalı bir rehber niteliğinde.

Kitabın sonları aslında Özyeğin’in kendisinin en çok önem verdiği konulara ayrılmış. Ailesi ve sosyal sorumluluk projeleri. Ailesi ile ilgili kısmı, kitabı edinirseniz, detaylıca okuyabilirsiniz. Ben biraz daha ikinci kısma odaklanacağım. Kendisi eğitimin önemini bilen ve kariyerindeki başarılarının en önemli kaynağının, aldığı eğitimi olduğunu defalarca vurguluyordu. Sonuçta bir Robert Koleji, Oregon State ve Harvard Üniversitesi geçmişi var. O kadarcık da başarılı olsun tabii ki diye söylenmekten alamıyor insan kendini değil mi? Kurduğu, benim de öğrencisi olduğum Özyeğin Üniversitesi’ni kendisinin en büyük hayali ve adeta üstünde en çok uğraştığı girişimi olarak tanımlıyordu. Özyeğin mezunları ile ilgili beklentilerini söylediği şu söz çok hoşuma gitti. ‘’ Bu okulun mezunu, özgüveni yüksek, girişken, kendi kapasitesini zorlayan, hayatta başarı için gayret eden, insana ve topluma duyarlı bir insandır’’ Aslında burada kendi başarısının anahtarını bizle kısa ve öz bir şekilde paylaşıyor. Açıkçası hepsine katılıyorum. Kendim böyle bir mezun olabilir miyim? Bakalım. Göreceğiz.

Yazım hataları — bazı insanlar bu konuda ekstra hassas biliyorum — varsa şimdiden affola.