Evreni ve Varoluşu Anlamaya Çalışmak, Azra Kohen

Burak Bozkurt
Aug 22, 2017 · 4 min read

Microsoft Türkiye’nin her yıl düzenlediği Açık Akademi programına konuşmacı olarak katılan ve sarfettiği cümleler ile birçoğumuzu etkilemeyi başaran Azra Kohen’in konuşmasından derlediğim kesitleri kendi yorumlarımı dile getirerek açıklamaya çalışacağım.

Azra Hanım salona giriş yaptığı an alkışlar içerisinde karşılanmasına; “alkışlamayın şarkı söylerim!” diyerek samimi ve sempatik yaklaşımını dile getirerek, “Hayat hepimizden daha akıllı.” başlıklı sunumuyla Microsoft Türkiye Yaz Okulu konuşmasına başladı.


“Evreni ve varoluşu anlamaya çalışmak hayattaki mottom. Evreni anlamadan varoluşu anlayamayacağız.”

Farklı kültürlerin ve farklı geleneklerin içine doğduğumuz şu koca Dünya’da aslında her geçen saniye genişleyen, dehşet verici büyüklükteki evrenin küçücük bir parçasında bulunan Güneş Sistemi içerisinde izole edilmiş bir şekilde yaşadığımızı hatırladıkça, bu düzenin varoluşunu bir daha sorgulamamız gerektiğini düşünüyorum. Örneğin insan olarak en fazla 3 boyuta kadar algılayabilen varlıklarken, Stephen Hawking ise evrende 10 boyuta kadar algılayabilen canlıların var olabileceğini savunmuştu fakat bu konuda hala kesin bir bilgiye sahip değiliz. Günümüzde tarihe adını yazdırmış birçok fizikçi, filozof ve düşünür bu konulara açıklık veya kesinlik kazandıramamıştır. Aslında bu evrenin inanılmaz düzeni içerisinde ne kadar küçük bir yer kapladığımızı göz önünde bulundurarak hayatı basit düşünüp anlamaya çalışabilir miyiz?


Açıkçası Azra Kohen konuşmasına başladığında cümlelerinden anladıklarım karşısında şaşırmıştım. “Fi dizisinin senaristi, Fi-Çi-Pi serisinin ve Eden’ın ünlü yazarı Azra Kohen neden bu kadar bilimsel bir şekilde evrenden ve varoluştan bahsediyordu?” diye sorgulamaya başladım. Konumuzun uzaylılara doğru evrileceğini düşünürken, yavaş yavaş anlattığı hikayeleri ve verdiği bilgileri Dünyamızın statükoda işleyen düzenine doğru yönelmeye başladığını farkettim ve dinlemeye devam ettim.


“37,2 trilyon hücre, 37,2 trilyon atom!”

Her bir insanın toplam 37,2 trilyon hücresi, ve her bir hücrenin yaklaşık 37,2 trilyon atomu bulunuyor. Aynı zamanda her bir atomumuzun içerisinde bir elektron dengesi bulunmakta. Evreni ve varoluşu anlayabilmek için Galaksileri, Güneş Sistemini ve Gezegenleri düşünmek yerine kendi vücudumuzun içerisinde bulunan muhteşem düzeni anlamaya çalışabiliriz.

Hücrelerimizin ve atomlarımızın oluşturduğu bu muhteşem düzeni “insan” olarak tasvir ediyoruz aslında. Fakat bazen atomlarımızın elektron düzeni bozulabiliyor, ve bu düzensizlik bir diğer atomdan elektron çalmaya itiyor hücrelerimizi. İşte bu noktada elektron ihtiyacından kaynaklanan düzensizlik hücrelerin yok olmasına, uzun vadede ise kansere neden oluyor.


“İhtiyaçların karşılanmadığı durumlarda düzensizlik, düzensizliğin yaşandığı durumlarda ise sorunlar ortaya çıkar.”

Aslında Azra Kohen tam da bu noktada Dünya’nın belirli bölgelerinde oluşan farklı ihtiyaçlardan ortaya çıkan düzensizliğin savaşlara, krizlere ve ölümlere neden olabildiğini kansere benzeterek açıklamaya çalışıyordu. Günümüzde terörizmin, Afrika’da yaşanan açlığın ve hastalıkların, savaşların sebeplerinin tamamının ihtiyaçlardan kaynaklanarak düzenin bozulması sonucunda ortaya çıktığı anladık. Dünya’da ki para dağılımının bu şekilde olmasının insanların ihtiyaçlarını elde edememesine ve büyük sorunlara neden olduğunun farkında olmamıza rağmen; evreni, varoluşu ve insan vücudunu Dünya’nın bu büyük sorunlarına benzetmek bana farklı bir bakış açısı kazandırmıştı. Her ne kadar farklı perspektiflerden Dünya’ya bakmaya başlasakta, finansın bu düzen piramidinin tepesinde olduğu gerçeği değişmiyor.


“Dijital değişime ihtiyaçlarımıza çözüm üreterek uyum sağlamalıyız.”

Biz, endüstriyel devrimin sona ermeye ve Dünya’nın değişime uğradığı geçiş sürecinde Dünya’ya gelen bir nesiliz. Günümüzde yapay zekanın, makine öğreniminin, IoT cihazlarının hayatımıza adapte olmaya başlaması, bir çok mesleği ortadan kaldırarak hayatımızı otomatize etmeye başlıyor. Bu anlamda hakkında bilgi sahibi olduğumuz, problemleri ve ihtiyaçları tespit edip; bu sorunlara optimum şekilde değer önerisi sunabileceğimiz meslekler ile teknoloji ve yazılımı melezleyerek hayatımızı otomatize edebilecek çözümler üretmeliyiz. Biz bu devrime öncülük edecek nesiller olarak ihtiyaçları ve problemleri çözmeye odaklanarak yakın gelecekte ihtiyaçların ve problemlerin otomatize edildiği, ihtiyaçlardan kaynaklanan sorunların ve baş kaldırışların olmadığı düzene sahip bir Dünya hayal edebiliriz. Bu hayali gerçekleştirmek için evrensel eğitim ve bilincin şart olduğunu, toplumsal farkındalığı yaratmak adına çalışmaların artmasını umuyorum.


Azra Kohen, Bill & Melinda Gates Foundation’ın Afrika’daki çalışmalarını anlatırken.

“Geleceğin enayileri…”
Yazımızın başında elektron ihtiyacı olan atomlardan bahsetmiştik. Azra Kohen, bazı atomların içerisinde zengin elektronların barındığını, elektron ihtiyaçlarını karşılayarak hücrelerin içerisindeki düzeni sağlamaya çalıştıklarını açıklamıştı. Bu zengin elektronların hayatımızdaki karşılığını “enayi” olarak tanımladı ve ironik bir örnekle Bill Gates’in kurduğu vakfın Afrika’da yaptıkları çalışmalara değindi. Sonuç olarak görüyoruz ki bu Dünya’nın daha çok enayiye ihtiyacı var. Aslında hedeflerimize günümüz tabiriyle “enayi olabilecek kadar başarılı olmak!” gibi yaklaşımlarda bulunabiliriz. Bunu maddi veya manevi olarak farketmeksizin; teknik yeteneklerimizle, kurduğumuz girişimlerle, sosyal sorumluluk ve toplumsal farkındalık adına düzenlediğimiz etkinliklerle insanların ihtiyaçlarını karşılayarak, bilinçlendirerek veya hayatlarını kolaylaştırmaya çalışarak yapabiliriz.


Bahsettiği konularda oldukça bilgili olan Azra Kohen’in anlattıkları ise beni Fermi Paradoksu’nu tekrar okuyarak daha bilinçli bir şekilde anlamaya teşvik etti. Fermi Paradoksu, civilization 1–2 ve 3 olmak üzere medeniyet seviyelerinden bahseder. Önce Dünya’nın kaynaklarını, daha sonra Güneş’in doğal kaynaklarının kullanımını ve son olarak Güneş Sistemimizde ki tüm doğal kaynakları Dünya’nın kullandığı gibi zarar vermeden kullanabileceğimiz medeniyet seviyelerini ele alır. Civilization tipleri hakkında özetlenmiş ilgi çekici blog yazılarına aşağıda ki linklerden ulaşabilirsiniz.

Sempatik ve samimi sunumu ile yakın geleceğimize yönelik farklı bakış açıları kattığı için Azra Kohen’e teşekkürler…

)

    Burak Bozkurt

    Written by

    Undergraduate Software Engineering Student at BAU

    Welcome to a place where words matter. On Medium, smart voices and original ideas take center stage - with no ads in sight. Watch
    Follow all the topics you care about, and we’ll deliver the best stories for you to your homepage and inbox. Explore
    Get unlimited access to the best stories on Medium — and support writers while you’re at it. Just $5/month. Upgrade