Mersin’in Sakin Güzelliği : Taşucu
Bir önceki yazımda Antep’ten bahsetmiştim. Antep’ten Mersin’e dönüşümüzden 1 gün sonra da Mersin’in güzel koylarını gezip, tertemiz denizlere girebileceğimiz günü birlik bir tatil daha yapalım dedik.
Silifke-Anamur tarafları sanıyorum ki bu güzellikler açısından Mersin’in en zengin bölgesi. Bu bölgeleri incelediğimde sakinlik anlamında isteğimize en uygun olan bölgenin Taşucu olduğuna karar verdik. Aynı zamanda burası Kıbrıs’a da feribotla geçişin olduğu bölgeymiş.
İnternetteki otel araştırmalarım neticesinde “burada kalmalıyız” dediğim bir otele denk gelmedim açıkçası. Ancak gördüğüm 1–2 yorum ve açılış tarihinin yakın dönem olması sebebi ile Limonn Inn Hotel’i tercih ettik. İsteğimiz, denize yakın olması, temiz olması ve huzur içerisinde konaklayabilmemiz. Öncelikle bunların fazlasını bize sunduklarını şimdiden belirtmeliyim :)
Mersin’den sabah yola çıkıp erkenden Yapraklı Koy’a gelmiştik. Deniz o kadar güzeldi ki, aşağıdaki resim bile anlatmaya yetmiyor diyebilirim.

Denizi besberrak, çöpü,yosunu olmayan ve en önemlisi girmek için para vermek zorunda olmadığınız bir yer. Etrafta belediyeye ya da özel işletmelere ait olan şezlonglar var ancak şezlong tutmak zorunda değilsiniz. Havlunuzu, çantanızı bir taşın üzerine koymanız yeterli. Tamamen halka ait bir koy. Şezlong kiralamak isteyenler için, fiyatı da günlük 25 TL. Ayağımın yere değmediği şekilde yüzdüğüm ilk yer olarak da hafızamda yer edecek burası. Her ne kadar yüzme bilsem de garantici bir insanımdır ve ayağımın yere değmesini tercih ederim. Ancak burasının koy yapısı, bir yakadan diğer yakaya yüzülebilmesi — normaldeki gibi direk açık denizlere doğru değil — bana güven verdi. Yaklaşık 2–2,5 saatimizi burada geçirdik. Kalabalık olmaması ve güzelliği, kalacağımız süreyi uzatmamıza sebep olmuştu.
Yapraklı Koy’dan çıktıktan sonra Taşucu’na doğru yola devam ettik. Kısa bir seyahatin ardından kalacağımız otele vardık. Giriş saatinden 1–2 saat kadar erken otelde olmamıza rağmen müsait oda olması sebebi ile erken giriş yapabilmiştik. Otelin dekorasyonu çok hoştu. Odamızın denize bakıyor olması ( köşeden de olsa ) çok güzel bir detay oldu bizler için.

Otelin çevresinde birbirinden farklı limon ağaçları ekili. Bahçesinde bir masa etrafında sandalye yerine kullanılan 4 salıncak detayı o kadar güzeldi ki. Otelin iç duvarlarında çok güzel çizimler var. Aşağıda duvarda değil ama panosunda yer alan ufak bir çizimi paylaşıyorum :)

Butik bir otel olduğundan yemek olanağı yok otel içerisinde. Sadece kahvaltı mevcut. Ama sağlamış olduğu 2 mükemmel yön vardı ki başka bir yerde kalıyor olsaydık muhtemelen Taşucu’ndan bu kadar keyif alamayabilirdik. Bunlardan bir tanesi, otelin girişi aslında bir kahveci. Ve o kadar güzel kahve çeşitleri var ki insan hepsini denemek istiyor. Olur da yolunuz düşerse, konaklamasanız bile bir kahve içmek için uğrayın derim :)

Otele yerleştikten sonra çıkıp çevrede yemek yiyecek bir yer aradık. Pek seçenek yoktu açıkçası bu nedenle aperatiflerle geçiştirdik, sahilde biraz turladık ve otele geri döndük. Kahvelerimizi içtik, biraz dinlendik ve akşam yemeği için nereye gidebiliriz onu araştırmaya koyulduk. ( Tabi ki internetten ) Pek olumlu bir seçenek bulamayınca ve çoğu yerin fiyat konusunda aldıkları olumsuz yorumlar sebebi ile otele danışalım dedik. Taşucu’nda yemek için seçeneklerin çok olmadığını belirttiler ama yine de bir mekan önerisi aldık ve yemek için oraya doğru yola koyulduk. Mekan çok güzel, denize nazır masaları olan bir yerdi ancak şansımıza restoranın kapalı olduğu tek günü seçmiştik gitmek için. Diğer seçenekleri değerlendirirken fiyat konusunda yorumları olumsuz olsa da Denizkızı Restoran’a gitmeye karar verdik. Atmosferi oldukça hoştu, tam bir balık restoranı.

Köy usulü patates’i denemenizi öneririm mutlaka. Yöreye ait, oldukça hoş bir lezzet. Şimdiden uyarayım biraz sarımsaklı :) Onun dışında yiyecekler ortalamaydı, fiyatta ortalamanın biraz üzerindeydi. Ancak 2 kişi için 20–30 tl’lik bir fazlalık vardı diyebilirim.
Yemek sonrasında otelimize geri döndük. Ve hemen terasa çıktık. Zira terasta Mersin’in sıcak havalarından bunalanlar için geceyle birlikte gelen o serin esintisi, kıyıya vuran dalga sesleri ve buz gibi birayı bir arada sunan bir konsept var. Otellerdeki bira fiyatları malum. Ancak Limon Inn için bunun tam tersini söylemek mümkün. Fiyatları dışarıda içki içebileceğiniz bir çok yerden daha uygun diyebilirim. 30'luk Bomonti Fabrika 12 TL mesela. Yine duvardaki çizim dikkat çekiyor terasta :)

Güzel bir gecenin sabahında erkenden kalkıp kahvaltımızı yaptık ve koşa koşa denize gittik. Kocaman, tertemiz, çarşaf gibi bir sahil vardı karşımızda. Otelin denize yürüme mesafesinde olması çok büyük bir avantaj. Gerçi bu bölgedeki bir çok otel için aynı durum söz konusu. Hatta bazıları çok daha bile yakın. Ancak kalite ve anlayış olarak Limon bence bayağı bir ileride diğerlerine nazaran.

Öğlene doğru otele dönüp, son bir kahve içip çıkış yaptık. 1 gecelik bir konaklamaydı ancak daha uzun kalmadığımıza pişman oldum diyebilirim. Mutlaka ileride tekrar gideceğiz ve bu sefer daha uzun kalacağız. :)
Son olarak, eğer internette Limon Inn ile ilgili pek yorum göremiyorsanız sebebi henüz çok yeni bir otel olmasıdır. Kötü olduğu anlamına gelmez bu :) Deneyin mutlaka.
