İzmir Sıcağında Hacknbreak ve Düşündürdükleri

Yaz rehavetiyle memleketteki girişimcilik ve teknoloji alanlarındaki etkinlik sayısı hızla düştüğü bir zamanda — Ağustos tarihlerinde Urla’da İYTE kampüsünde Hacnbreak etkinliği vardı. Bu kadar uzun süreli bir etkinlik programına alışık değildik üstüne üstlük de Ağustos sıcağında memleketin en güzel sahilleri sadece birkaç dakika uzaktayken kim gelir diye düşünebilirsiniz. Ama İlk Hacknbreak etkinliği olmasına karşın sadece İzmir’den değil farklı şehirlerden meraklılar ve girişimcilerin yoğun katılımıyla çok kapsamlı ve de çok başarılı bir etkinlik oldu.

Teknopark İzmir firmalarından Egnity’den Zehra Doruk ve Murat Küçükgirgin’in organize ettiği bu kapsamlı etkinlikte nesnelerin interneti (IoT), UI/UX, büyük veri, bulut bilişim gibi günümüzün en popüler alanlarında uzmanlar çeşitli seminerler ve “workshop”larda uygulamalı eğitimler verdiler. Bunların yanı sıra kamp havasında geçen etkinlik haftasında yoga, bisiklet, yüzme gibi sosyal aktiviteler de hem katılımcıların sosyalleşmesini hem güzel vakit geçirmelerini sağladı. Epey zahmetli olduğu besbelli olan böylesine bir etkinliği hazırlamak ve de yönetmek hiç de kolay değl. Bu nedenle Murat ve Zehra’yı hem tebrik hem teşekkür ediyoruz.

hacknbreak2016_2

Muharrem Taç — IoT konusunda mevcut teknolojileri uygulamalı anlatırken

Genelde aynı anda birden fazla salonda ayrı etkinlikler olması ilgi alanımıza giren konuları takip edebilmemizi ve zamanımızı verimli kullanmamızı sağladı. Umarım bu etkinliğin devamı gelir ve girişim/teknoloji eko-sistemimizde son zamanlardaki hareketlilik artarak devam eder. Zira bugünlerde buna fazlasıyla ihtiyacımız var. Başta gençlere olmak üzere yaratıcılık, inovasyon, girişimcilik ve teknoloji dürtüsünü/motivasyonunu vermeye devam etmeliyiz. Ülke ekonomisi son olaylardan dolayı bir bekleme dönemine geçmiş gözüküyor, özellikle startup yatırımları için olmazsa olmaz olan melek yatırımcılar ve risk sermayesi ellerini ceplerine atmaya çekiniyor gibiler. Yoğurdu değil üflemek, neredeyse dondurucuya sokup ondan sonra yemek istiyorlar gibi bir hava seziliyor. Devlet desteklerinde ise farklı bir sıkıntılı durum var. Son yıllarda inovasyon/AR-GE girişimlerinin yakıtı olan başta TÜBİTAK devlet destekleri de 15 Temmuz’dan fazlasıyla etkinlendi. Öyle ki geçen yıl TÜBİTAK’tan destek almaya hak kazanan girişimciler aylar önce almaları gereken finansal destekleri henüz alabilmiş değiller. Görünen o ki önümüzdeki bir kaç ay daha bu durum aynen devam edecek gibi. Resmi destek onayı sonrası çok sınırlı sermayeyle işe başlayanların ya da başlamak üzere fon bekleyenlerin önemli bir bölümü bu yıl çerisinde finansman sağlayamazlarsa daha yolun en başında havlu atacaklardır. Tabii bir de bu yıl açılan ya da açılması gereken fakat henüz açılamamış destek çağrılarının akıbeti de meçhul. Büyük ihtimalle girişim destekleri konusunda bu yıl kaybedilecek. Önümüzdeki maçlara bakacağız artık.. Yeter ki memleket sağ olsun, pekala buna da katlanılır bir şekilde.

Artık yurt dışı pazarlara odaklanmamızın zamanı geldi. Hem müşteri, hem iş birliği hem de finansman açısından. Yurt dışında sık karşılaştığımız kara propaganda yüzünden olumsuz etkilenen ülke algımız ilk başlarda girişimleri biraz zorlayabilir. Ancak enerjimiz ve yaratıcılığımız sayesinde üstesinden gelinebilir. Artık bir yurt dışı girişim ağımızın olması gerektiğini düşünüyorum. Bizden kat be kat az nüfusa sahip bazı (özellikle Avrupa) ülkelerden dünya çapında başarılı girişimler çıktığına tanık oluyoruz. Türkiye’den de aynı performansı beklemek ancak global düşünmekle olur, ve de başarı uluslararası networkünüz varsa gelir. Bu yıl içinde bazı teknoparklarımız ortaklık yaparak devlet desteğinde (KOSGEB) Silikon vadisinde ortak bir hızlandırıcı ve kuluçka açmak için harekete geçtiler bile. Bu açık bir şekilde girişimlerimizin uluslararası sahaya çıkabilmeleri için akıllı bir hamle oldu. Sonraki adımları ve bundan başta teknoparklardaki girişimlerin nasıl faydalanabileceklerini merakla izleyip göreceğiz.


Originally published at Girişimcilik, Gelişim, Yaşam.