Tazedirekt.com’da Neler Oldu?

Çok değil bundan 2 ay önce, 10 Aralık 2015'te Kolektif House’taki söyleşisinde Hasan Aslanoba kendisini o aralar en mutlu ve meşgul eden girişiminin Tazedirekt.com olduğunu söylemişti. Sitede organik tarım ve et ürünleri satışı yapılıyordu. Tüm Türkiye’ye değil ama İstanbul, Bursa ve çevresine hizmet veriyordu. Dün internette Tazedirekt.com’un kapandığı haberini görünçe şok oldum desem yeridir. Tabi beni bir merak sardı. Durduk yere niye kapanmış olabilirdi? Webrazzi’de paylaşılan bir yazıda, SEO konusunda sitenin yetersiz oluşu bir sebep olarak gösterilmiş. Güldüm geçtim tabi. Bu girişim Hasan Aslanoba tarafından bizzat kurulmuştu. Yani başkasının fikrine yatırım yapmış değil.

tazedirekt_logo

Konuyu biraz araştırınca, aslında kapanmaya doğru giden sebepler gayet açık seçik olduğunu görüyoruz. Örneğin, çalışan sayısı 300 kadarmış. Ama aylık ortalama cirosu (net kar değil, dikkat! Ciro’dan bahsediyoruz) 1.8 milyon TL olmuş. Basit hesapla net karı (biz niye bu şapkalı a’yı çıkarttık ki alfabemizden?) %20 olsa ki sektörde bu oran muhtemelen çok daha düşüktür, aylık geliri 360 bin TL yapıyor. 300 çalışana bölsek çalışan başına 1200 TL brüt yapıyor. Yani firmada çalışan herkes asgari ücretle bile çalışsa, maaşları ödeyecek durumda değil. Demek ki, kurulduğu 2014 yılından beri firma hep zararda. Eee Hasan bey de bir yere kadar dayanmış, eşik değeri aşınca da “stop-loss” yapmış, yani operasyonları sonlandırıp çıkış yapmış olmalı. Kapanış ile ilgili duyuruda da bunun işareti var aslında; “..piyasa koşulları ve operasyonel dengeler sebebiyle bugün itibariyle Tazedirekt’i kapatıyoruz.

Akla ister istemez başka sorular geliyor. Örneğin neden 300 kişi çalışıyordu? Bu rakam bana astronomik geldi açıkçası. Bu kadar kişi ne yapıyordu ki? Bu bir tarım/gıda işi. Üstelik organik gıda dikeyinde, üstüne üstlük de kalabalık bir nüfusu barındırmasına rağmen çok sınırlı bir bölgede hizmet veriyordu. Muhtemelen bu iş fikri kurucusunun kendi kişisel/özel ihtiyaçlarından, piyasada istediği kalitede gıda ürünü bulamaması gibi bir motivasyon olabilir, veya şehirde yaşayan çoğumuzun zaman zaman özellikle bahar aylarında yaşadığı bir doğaya kaçış arzusundan mı doğmuştu bilmiyorum. Ama bence kesinlikle iyi bir fikirdi. Daha mütevazi bir ölçekte ve sınırlı bir ürün gamıyla ve sınırlı bir personelle pekala yürütülebilirdi. Ama bu tür niş bir işin öyle on milyonlarca lira aylık gelir etmesini düşünmek de pek gerçekçi sayılmaz. Ancak kendi ailenizin ve yakın çevrenizin kaliteli gıda ihtiyacını karşılarken üretim fazlasını satıp hem masrafları çıkartabileceğiniz ve hatta üstüne gelir elde edebileceğiniz bir iş bu. Bu nedenle küçük ve mütevazi çiftliklerde bu işi yapanlar var ülkemizde. Onlar varlıklarını sürdüreceklerdir mutlaka. Şunu da akıldan çıkarmamak gerekir; tarımsal ürünler iklim, hava şartlarına fazlasıyla bağımlıdırlar. Bir de organik işine girdiniz mi, zirai zararlılarla mücadele sizi ciddi olarak zorlayabilir, sıkıntıya sokabilir.

Aklıma takılan bir başka soru da, Hasan Aslanoba’nın neden bu kadar emek verip reklamını yaptığı, belli bir marka değeri olan bu girişimini gıda sektöründen başka bir firmaya/yatırımcıya satmadığı. Mesela bana teklif etse fazla düşünmeden alırdım yani :) Sonuçta kimin nasıl ürettiğini bildiğim gıdaları ailecek tüketecektik. Fena mı olurdu?


Originally published at Girişimcilik, Gelişim, Yaşam.

Like what you read? Give Çağlar Türkal a round of applause.

From a quick cheer to a standing ovation, clap to show how much you enjoyed this story.