üç gündür yazacağım yazacağım

öncelikle neden bunu yapıyorum tam olarak bilemiyorum. sanırım hayatımdan memnun olmadığım hiç bir lanet olası ödülüm veya tanınmışlığım olmadığı için olabilir. artık kendimi çok sıradan ve ortaya hiçbir ürün koyamayan, vasıfsız, sadece lisede okuyan bir öğrenci olarak gördüğüm ve artık bir şeyler yapmayı istediğimden olabilir.

ama artık kolları sıvamanın vakti geldi ben de oldukça ‘’yaratıcı’’ bir düşünce olarak medium hesabımı aktif hale getirmeye karar verdim. bir kaç adım izledim bunun için: profilimi değiştirdim, geçenlerde izlediğim ve oldukça etkilendiğim bir filmin (işte siz oradan anlayın kendimi ne kadar yalnız hissettiğimi) adını kullandım, bayat üç kelime ile -ki türkçe yapsaydım hiç gitmezdi bu kelimeler- kendimi tanıttım ve ilk yazımı yazıyorum.

ama şu işe bakın ki bu adımları üç gün öncesinden yaptım ve yazıyı bugün yazıyorum. kendime hiç inanmıyorum bendeki bu idelist-lik-siz-likle nasıl başarılı olurum. yine de bir şey yapmam lazımdı. şansa bakın ki iki saat önce de the social network’ü izledim. orada da jesse eisenberg mark zuckerberg rolu ile blog’una yazı yazıyordu ama tabii bu önemli değil adam facebook’u kuruyordu peki ben…

the social network

şaka bir yana kendimi asosyal gibi hissettim. halbuki hiç de öyle değilimdir. insanlarla iletişimim var ama yine de yalnızım. değerimi hak etmeyen iki yüzlü para gözlü akrabalarımla sahte bir ilişkim var. tanıdığım herkes de herhalde annelerini bana tercih eder. hiç kafama göre biri yok hayatımda ama o kadar ümitsiz de değilim. yaşımı sorarsanız 17. sanırım kendime göre biri ile tanışmam için üniversiteyi beklemem gerekecek. beklemek çok yorucu ve aynı ortamlarda olmaktan çok sıkıldım.

bazen ağlamak isterim kendi kendimi ağlatırım. akşamları odamda kendi kendime vakit geçiririm. okulun sitesinde paylaştığı başarılı öğrencilerden nefret ederim, ödül alanlarından, bedava ve haksız yere yurt dışına gönderilen ahmaklardan. ama bu işin peşini bırakmayacağım, bakın ne de güzel bir amaç buldum tam da benim gibi ‘’kendini gerçekleştirememiş’’ insanlara göre. peşini bırakmamak…

artık yapacak bir şey yok

ŞİMDİ ONLAR DÜŞÜNSÜN

(bu çocuk gerçek hayatında da böyle)
şaka şaka, bu kadar sert değil. kimseyi de umursayamıyorum ki ben. neyse aman take life as it comes.