Türkiye’de Forma Kültürsüzlüğü

Futbol ilk oynanmaya başladığından beri bu sporu sevenler, türlü değişimlere tanık oldu. Değişen kurallar, taktikler, anlayışlar vb… Bu değişimlerden futbolcuların giydiği formalar da payına düşeni aldı. Her sene Nike, Adidas, Puma gibi dev markalar “en hafif”, “en teknolojik”, “en şık” formayı tasarlamak için birbiriyle yarışa girmekteler. Her ne kadar formalarda kullanılan maddeler, uygulanan teknolojiler ve ufak tasarım detayları değişse de özellikle Avrupa futbolunda takımların büyük bir çoğunluğu iç saha forma kültürünü muhafaza etmeyi başardı. Gittikçe borsaya evrilen futbolu, hala güzel yapan detaylardan en güzeli belki de bu.

Geçmişten günümüze Arsenal iç saha formaları

Bugünlerde; Celtic denince aklımıza beyaz üzerine yatay yeşil çizgiler, Arsenal denince kırmızı forma ve beyaz şort, Real Madrid denince bembeyaz bir forma kombinasyonu akla gelmekte. Tabii ki endüstriyel futbol, neredeyse bütün kıtalara yayılan taraftar ilgisi nedeniyle ikinci ve üçüncü formalarda “gelenek” diye bir şey pek kalamıyor; iç saha formasını korumak, gelenekleri yaşatmak için yeterli görülüyor. İkinci ve üçüncü formalar genelde taraftarın satın alması için yapılan, gelenekten bağımsız tasarımlar olarak tercih ediliyor.

Türkiye’deki formalar hakkında inforgrafik.

Avrupa futbolunun gelenek olarak içselleştirdiği bu “iç saha forması kültürü” konusunda Türkiye’deki takımların yeterli olduğunu söylemek zor. “Anadolu takımı” diye tabir edilen şampiyonluk yaşamamış takımlar, genelde markaların ürettiği hazır kalıplara sadece renklerini dahil ederek forma konusunu adeta “geçiştiriyor.” En başarılı örnek olarak Türkiye’de Fenerbahçe’yi gösterebiliriz. Fenerbahçe, 90'ların başından beri sarı-lacivert çubuklu forma, altına beyaz şort ve beyaz çorap dizilimi ile sahasındaki maçlara çıkmakta.

Denizlispor (Sol), Kocaelispor (Sağ) tamemen aynı formayla

Türkiye’deki futbolu, başarılarıyla Edirne’nin ötesine taşımakla övünen Galatasaray ise bu “forma kültürü” konusunda tam bir yüz karası diyebiliriz. Galatasaray’ın Metin Oktay ile özdeşleşen “parçalı forma”, altına beyaz şort ve kırmızı çorap şeklinde bir forma kombinasyonu var. Ancak, yeni şeyler denemek adı altında Galatasaray, kendi kültüründen neredeyse tamamen kopmuş. Öyle ki kurucusu Ali Sami Yen’in “vişneye çalan koyuca tatlı bir kırmızı, öteki de, içinde turuncudan iz taşıyan tok bir sarı” olarak tanımladığı renklerden vazgeçip, şimdilerde belediye işçilerinde görmeye alışık olduğumuz parlak sarı ve kırmızı renkleri bile kullanmıştır. En yakın rakibini Fenerbahçe’nin forma stili olan “çubuklu forma” bile defalarca sarı-kırmızı olarak denenmiştir.

Galatasaray — Anlamsız çubuklu iç saha forması denemesi (2011–12)

Formalar, futbolun olmazsa olmazı. Sahada takımları birbirinden ayıran yegane unsur. Bu kültüre ne kadar sahip çıkılırsa, o kadar güzel bir görüntü olacaktır sahada. Aşağıdaki görüntü Metin Oktay’ın son maçında Can Bartu ile forma değiştirmesi. Görüntü siyah beyaz olmasına rağmen hangisinin Galatasaray hangisinin Fenerbahçe olduğu net bir şekilde ortada. İşte bu güzellikten asla vazgeçilmemeli ve geçmişten ders almalıyız.