Özgürleşmek….

Çocukluğumdan beri aşk en önemli duygu oldu benim için. Neden bilmem çocukken bile kutsal kabul etmişimdir. Dağları delendir aşk, uğruna her şeyden vazgeçilendir. Belki izlediğimiz filmlerden, belki okuduğumuz masallardan…

6–7 yaşlarındaydım, Emel Sayın yeni bir kaset çıkarmış. İsmini hatırlamıyorum ama içinde “gitme, sana muhtacım” şarkısı var. Başa alıp alıp dinliyorum. İçli içli ağlıyorum bazen. Bu acılı aşk hallerime o yaşlarda anlam vermek zor tabi. Ama hep inandım ben aşka ve halihazırda inanıyorum. Buna rağmen içimde başka bir şey yeşerdi. Bütün yaşamım boyunca en üstlere koyduğum aşk, ilk defa bu sene tahtını kaptırdı. Nasıl oldu derseniz basitçe, bir an geldi ve ben harikulade bir duygunun içine düştüm. Düştüm diyorum çünkü öyle beklenmedik, öyle sürprizdi ki… Ne hissettiğimi sorguladığım anda dudaklarımdan ÖZGÜR hissediyorum cümlesi döküldü. O nasıl muazzam, nasıl şahane bir duyguydu öyle. Hiç ama hiç kendimi böylesine özgür hissetmemiştim. Gözlerimden sevinç gözyaşları akıyordu. Tüm korkulardan, inançlardan, insanlardan ve tutsak eden her şeyden uzak bir andı. Özgürdüm…

Ne yazık ki hep o anda kalamadım ama bir anlam yüklenmiş oldu hayatıma, “özgürleşmek”. Bana öyle geliyor ki insan hayatının anlamı budur. Dünyaya özgürlüğü deneyimlemek için geliyoruz. Bahsettiğim özgürlük dışarda olan şartlardan bağımsız. Benim arzuyla sarıldığım his, içsel bir özgürlük. Hayatta yargıç ve gardiyan rollerini kimseye vermeden ve dahi kendi kalıplarından ve korkularından özgürleşmek. Yaşam sahnemizde kendimizi güvende hissederek hakikatimizde ne ise onu gerçekleştirmek. İçinde “korkuyorum” kelimesi geçmeyen hayaller kurmak. Alabildiğine kendin olmak. Nerde, ne şartta olursan ol, içinde şarkını bağıra bağıra söyleyebilmek. Duygularını ifade etmek, ne isen o olabilmek.

Söylerken kelimenin tınısı bile hoş geliyor kulağa. Siz de yüksek sesle tekrar etsenize. Özgürleşmek, özgürleşmek, özgürleşmek…

Dilerim hayatımızı sarsın bu duygu. Özgür ve sevgi dolu bir dünya kuralım.

Hadi! Yol uzun, yolculuk daim…

Not : Baştaki görsel Sevgili Gürbüz Doğan Ekşioğlu’na aittir. Kendisinin izniyle kullanılmıştır.

A single golf clap? Or a long standing ovation?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.