Canan Cakar
Aug 27, 2017 · 2 min read

Bu fotoğrafı görünce yüreğime dokundu, yazmak istedim…

Hayata hep bir yol gözüyle baktım. İyi hissettiğim günlerde deniz manzaralı, zor günlerimde yokuşlu bir yol. Gün geldi manzaralar kapandı, sağına ve soluna duvarlar örüldü. Bu duvarlar gitgide daraldı ve artık kollarıma sürtünüp kanatmaya başladı. Zor bir duyguydu bu. İlerlemek zorunda hissetmek ve her adımında canının yanması, yaralanmak….

Benim değişimim bu duyguyla başladı işte. Önce beni çevreleyen duvarlara dokundum. Ne olduklarını anlamak için bilinçaltı yolculukları yaptım. Dokunduğum her alandan çocukluk acılarım döküldü. Rahatsız edenin ne oldunu anladığımda algım değişmeye başladı. Gece yatağınızdayken korktuğunuz gölgenin sadece çirkin bir süpürge olduğunu anlamak gibi. Her dokunuş, her anlayış önce duvarları uzaklaştırdı, zamanla da tamamen yıktı. Artık yolculuğumda manzaralar vardı. İçe dönüşlerim devam ettikçe her tip manzaranın var olduğunu ama başınızı çevirme seçiminizin de farkettim. Sahip olduğum şeylere baktıkça hava güneşli, alem yemyeşil; kaybettiklerim ya da hiç sahip olamadıklarıma baktıkça da kar, boran, tufan…

Bence hepimiz aynı yolda yürüyoruz. Yolun şartları değişik olsa da hissettirdiği duygular aynı. Bazılarımız savaştan korkuyor bazılarımız örümcekten. Aynı şey değil gibi zannediyoruz ama korku aynı korku. Ben yaşamdaki en büyük gayenin özgürleşmek olduğunu hissediyorum. Korkularımızdan, güvensizliklerimizden, bizi tutsak eden neyse o duygu ve şartlardan. Elbette kolay olmayabilir ama imkansız da değil. Üstelik özgürleştikçe coşkuyla özgürleşmek isteyeceğiniz bir değişim bu.

Dilerim hep güzel manzaralara çeviririz kafamızı.

Diyorum ya; yol uzun, yolculuk daim….

)

Canan Cakar

Written by

Paylaştığım/paylaşacağım büyük büyük sözler anladığım ya da uyguladıklarım değil anlamaya ve uygulamaya çalıştıklarımdır. Yol uzun, yolculuk daim...