Canan Cakar
Aug 28, 2017 · 2 min read

Sen değiş, geçmiş de değişsin!

Ne demekti ki bu?

Okuduğum alimler, felsefeciler hep bu cümleyi kuruyorlardı. Değişirsen, dünya da değişir. Geçmiş değişir, gelecek değişir…

Hadi anda davranışlarımız değişsin, hadi gelecek de değişsin ama geçmiş nasıl değişecek? Bu benim için kavraması zor bir detaydı hatta imkansızdı. Bir yandan da an ve gelecek değişimi benim için yeterli bir “havuç” olduğundan bir adım attım ve başladım serüvenime. Her değişim hikayesi gibi başları zor. Kendinle yüzleş, bilinçaltına bak, farket ve tutumları değiştir. Bu detaylardan da başka bir yazı ortaya çıkar.

Çalışmalara başladıktan bir süre sonra anda farkettiğim tutum ve his değişiklikleri olmaya başladı. Heyecanlıyım, hevesliyim, keyfim yerinde. İlk defa kendim için bir şeyler yaptığımı hissediyorum ve sonuçlarından çok mutluyum. Ama o zamanlar hala “geçmiş değişir” oturmuyor kafamda. Yine de bunu düşünmeden yürüyorum….

Bilenler bilir bu süreçte devamlı yazma isteğinde oluyor insan. Duygularını yazıyor, değişimleri yazıyor, şaşırtan olayları not düşüyor vs. Ben de her gün düzenli yazıyordum. İlk dikkatimi çeken geçmişte unuttuğum keyifli anıları hatırlamak oldu. Kendi karanlığımıza ve mutsuzluğumuza o kadar gömülmüş oluyoruz ki bir sürü keyifli anıyı hatırlayacak vaktimiz olmuyor. Oysa bir kez karanlıkları dağıtmaya başladığınızda ardında mutlu anılar belirmeye başlıyor. Çok kötü olduğunu düşündüğünüz döneme ait gülümseten anılar. Lütfen yok demeyin, sadece unuttunuz. Hiçbir şey mutlak kötü ya da mutlak iyi değilmiş.

Sonraları süreç devam ettikçe karanlık anları neden yaşadığınıza dair anlamlar ortaya çıkmaya başlıyor. Evet o an kötüydü ancak bunun için yaşamışım ve bana bunu kazandırmış bilinci… Anlamlanınca acı hafifliyor,değişiyor. Bir an durduğunuzda geçmişin de değiştiğini farkediyorsunuz. Bu nasıl muazzam bir keyif, nasıl umutlu bir an anlatamam. Değişirseniz algınız da değişiyor. Zaten hayat dediğimiz yolculuk bizim yüklediğimiz anlamlar, bizim tepkilerimiz değil mi?

Adına kişisel gelişim dediğinizde önyargılı çok kişi var. Oysa bu bir içe dönüş, kendini tanıma süreci. Bu süreçte içimde karşılaştığım kadının beni çok şaşırttığını itiraf etmeliyim. Herkes kendi deneyimini yaşıyor elbette ancak ben yeni bir Canan yarattım ve halihazırda yaratmaya devam ediyorum. Bu iş öyle yaptım bitti şeklinde olmuyor. Size devamlı kendinizi gözlemleyip, duygularınızı farketmeyi öğretiyor. İnançlarım, dualarım, olaylar karşısındaki tepkilerim değişti. Bu beni daha dingin, daha mutlu ve keyifli bir insan yaptı. Her gün Tanrı’ya dönüp, bana bunu gösterdiği için teşekkür ediyorum. Bu bir sihir değil. Bu artık hiç ağlamayacak, hiç üzülmeyecek, hiç öfkelenmeyeceksiniz vaadi değil. Bu yaşadığınız anda duygunuzun farkında olacaksınız ve devamında o duyguya tutsak olmayacaksınız demek. Rüya gibi değil mi? Şahsen benim için öyle.

Ve şimdi yine buna vesile olan, bunu öğreten, beni destekleyen herkese ve her şeye teşekkür ediyorum. Sevgide kalın, sevgiyle kalın.

Yol uzun, yolculuk daim….

)

Canan Cakar

Written by

Paylaştığım/paylaşacağım büyük büyük sözler anladığım ya da uyguladıklarım değil anlamaya ve uygulamaya çalıştıklarımdır. Yol uzun, yolculuk daim...

Welcome to a place where words matter. On Medium, smart voices and original ideas take center stage - with no ads in sight. Watch
Follow all the topics you care about, and we’ll deliver the best stories for you to your homepage and inbox. Explore
Get unlimited access to the best stories on Medium — and support writers while you’re at it. Just $5/month. Upgrade