E-ticaret büyürken perakende sektörünü de büyütüyor.

*Bu yazı Digital Age Degisi Ekim sayısında yayınlanmıştır.

Sadece ülkemizde değil, dünya genelinde de en dikkat çekici sektörler arasında perakende ve e-ticaret yer alıyor. Geçtiğimiz yıllarda ülkemizde perakende sektöründeki büyüme oranları iki hanelerden tek hanelere düşerken, e-ticaret sektörü büyümesini yüzde 30’un üzerindeki oranlar ile gerçekleştirmeye devam etti.Her ne kadar büyüme hızı yavaşlamış olsa da perakende, toplamdaki hacmi ile dikkatleri üzerinde toplamaya devam ediyor. E-ticaret sektörü ise benzerine az rastlanır büyüme oranları ile her yıl kendini büyütürken, tüketicilerin beklentileri doğrultusunda perakende sektörünü de geliştirip dönüştürerek büyümesine katkı sağlıyor.

Dünya genelinde perakende içerisinde e-ticaretin payı 2011 yılında yüzde 3,6 iken 2016’da bu oran yüzde 8,5’e yükseldi, 2021’de ise yüzde 13 seviyelerini yakalaması bekleniyor. TUSİAD’ın bu yıl açıkladığı “Dijitalleşen Dünyada Ekonominin İtici Gücü: E-Ticaret” raporuna göre, ülkemizde e-ticaretin toplam perakende içerisinden aldığı pay yüzde 3,5 seviyelerinde. 2021 itibarıyla bu oranın yüzde 4,3 seviyelerinde kalacağı öngörülüyor ki son dönemde ülkemizdeki perakende markalarının yapmış olduğu yatırımlar ve dijitalleşme süreci ile daha iyimser bir yaklaşım sergileyerek, bu rakamın yüzde 5’lerin üzerine çıkacağını söyleyebiliriz.

Biz ETİD olarak perakendedeki bu değişim sinyallerini üyelerimiz arasında da görüyoruz. 2007 yılında sadece internet üzerinden hizmet veren markalardan oluşan dernek üyelerimiz arasında bugün Kiğılı, Media Markt, Teknosa, Altıncı Cadde, Tekzen, E-bebek gibi perakende sektörünün büyük markaları da yer alıyor.

Perakende sektörünün bu değişiminde birkaç tetikleyici faktör bulunuyor. Bunlar arasında en belirleyicisi ise tüketici. Tüketiciler artık alışveriş yolculuğunun bir parçası olarak birden fazla kanal ile etkileşim içerisinde. Ortalama günün üçte birini online olarak geçiren tüketiciler satın almaya giden yolda online kanalları da daha aktif kullanır hâle geldi. Online olarak başladığı alışveriş yolculuğuna mobilde devam edip mağazada sonlandırırken, bunun tam tersi bir yol ile de ilerleyebiliyor. Burada perakendeciler her bir kanalı alışverişe giden yolda kısa duraklamalar olarak görmeli ve alışverişin tamamlanmasında her bir durağın artı puan kazandırdığını bilerek ilerlemeli. Tüketiciler için bu yolculukta alışveriş kanalından öte marka ile yaşamış oldukları deneyim, sunduğu çözüm, basit ve hızlı erişim önemli hâle geldi.

Tüketicilerin ihtiyaç ve beklentilerindeki değişim araştırma sonuçlarına da yansıyor. Satın alma sürecine mobil telefonları üzerinden başlayan tüketicilerin yüzde 25’i satın almayı mağazada sonlandırırken, yüzde 40’ı desktop üzerinde online olarak ve yüzde 33’ü mobil site veya app üzerinde satın alma işlemini gerçekleştiriyor. Başka bir araştırma ise tüketicilerin yüzde 65’i mağazaya gitmeden önce araştırmalarına online olarak başladıklarını söylüyor.

Deloitte’un araştırması da bu verileri destekler nitelikte; çoklu kanal kullanan tüketiciler online müşterilere göre işlem başına yüzde 93; sadece fiziksel mağazalardan hizmet alan müşterilere göreyse yüzde 208 daha çok harcama yaptığını gösteriyor.

Perakende sektörü, çok uzun süre online alışverişin melek mi şeytan mı olduğunu anlamaya çalıştı. Gelinen nokta açıkça ortada ki online kanallar uzak durulması, kaçınılması gerekenden öte markaların büyüme stratejilerinin temeline yerleştirmeleri gereken noktalar. Özellikle son dönemde sıkça konuşulan artan mağazacılık maliyetleri ve metrekare verimliliği gibi konular için de online kanallar büyük fırsatlar sunuyor.