Image for post
Image for post

Böyle bir başlık atacağımı, bir dijital pazarlamacı olarak konunun buralara kadar geleceğini tahmin etmezdim :) Ben buna yaratıcı güç diyorum. Çok farklı bir alanda araştırmalarımı yaparken konuyu bir anda ve nedenini bilmemekle birlikte mesleğimle ilişkilendirdim. Mesleğime farklı branşları kanalize ederek disiplinlerarası bir yaklaşımla tavır almak tahmin edilemeyecek kadar değerli bir olgu benim için. Bu yazıda da ünlü Rus psikolog Ivan Pavlov’u ve onun birçoğumuz tarafından bilinen Klasik Koşullanma kavramını dijital pazarlama üzerinde incelemek istedim.

Bu yazıya bir şekilde ulaşmış ve okuyorsanız ilgi alanlarınızın ve mesleğinizin ne kadar derin olduğunu tahmin edebiliyorum.

Yazının tüm detaylarıyla sizlere fayda sağlaması için bazı terimlere değinmekte fayda olduğunu düşünüyorum. Lütfen sıkılmadan okuyun! …


Image for post
Image for post

Coronavirüs dünyasında tüm alışkanlıklarımız ve tepkilerimiz değişime uğradı. Uzun bir süre de bu değişimi değiştirmek gibi bir çabamız olmayacak sanırım.

Amigdala Ne İşe Yarar?

Çok küçük bir hacme sahip olmasına rağmen hayatta kalmamızda çok büyük görevler üstlenir. Bellek, karar verme ve korku, agresiflik gibi duygusal süreçlerin kontrolünde çok önemli rol alır. Korktuğumuzda amigdala herekete geçer.

Amigdala, günümüzde korkudan sorumlu olan beyin bölgemizdir. Amigdalaya sahip olmayan ya da hasarlı bir amigdalaya sahip olan canlılarda korku hissedilmez. — Kaynak: Evrimagaci.org

Gerçek şu ki amigdala kronik bir hastalığa benzer. Bir kez
enfekte olduktan sonra, sonsuza dek seninle olmakla kalmaz,
büyük olasılıkla giderek büyür de…

Beynimizde, pek çok farklı görevi yerine getiren çeşitli merkezler var. Fakat amigdala bunların hepsinden farklıdır, çünkü tek bir benzersiz beceriye sahiptir. Yaptığımız ve düşündüğümüz her şeyi hükümsüz kılar. Bir acil durum şalteri gibidir; o devreye girdiğinde artık soru sormayız, mantığımız devre dışı kalır, diğer her şey felç olur. …


Image for post
Image for post

Yazıma severek okuduğum Tüketim Toplumu kitabından bir alıntı ile başlayarak içinde bulunduğumuz tüketim toplumunu kısaca özetlemek istiyorum.

“Artık ihtiyaçlar medya tarafından belirlenmekte, neyin ihtiyaç olduğunu düşünecek zamanı bulamayan tüketici, önüne sunulan alternatiflere ‘evet-hayır’ cevabından ancak birisini verebilecek kadar zamanı ancak bularak, şuurlu olmaktan çok, gayri iradi ve şuursuz bir şekilde cevaplar üretmektedir” Tüketim Toplumu, Jean Baudrillard

Günümüzde hiçbir şey safça ve basitçe tüketilmez, yani herhangi bir amaç için satın alınmaz, kullanılmaz.nesneler herhangi bir şeye değil, öncelikle ve özellikle size hizmet eder. Bu belirtili nesne tamlaması, kişiselleştirilmiş “siz”, bu bütünsel kişisel yükümlülük ideolojisi olmasaydı, tüketim ne ise o olurdu.tüketime tüm anlamını kazandıran saf ve basit tatmin değil, ödüllendirilmenin, kişisel dinginliğin sıcaklığıdır.modern …


Image for post
Image for post

İnsan kitap okumadan nasıl var olabilir ki?

Paylaşmış olduğum kitaplar üzerine saatlerce konuşabilirim ancak hiçbirinizin vaktini almakta istemiyorum. Her birinin insanda yarattığı etki bambaşka bir boyutta oluyor. Öyle ki bir kitaptaki cümleyi üzerinden yıllar geçse bile aklınızdan çıkaramıyorsunuz, sizinle beraber dolaşıp duruyor.

1- Sadık Hidayet — Kör Baykuş

Sadık Hidayet, İran modern edebiyatının en önde gelen isimlerinden biri ve hatta kurucusu olarak kabul edilir. Hidayet, bu kitabında hayatın bunalımlarını, tekdüze ve karanlık gerçeklerini şiirsel bir tarzla dile getirir. Yalnız adamın varlık nedenini arar hayatı boyunca. Eserlerinde ölüm ve boşluk duygusuna, sıkılmışlığa bolca yer verir.

Kitap ilk cümlesiyle aslında nasıl bir maceranın içerisinde olduğunu bize anlatır: “Yaralar vardır hayatta, ruhu cüzzam gibi yavaş yavaş ve yalnızlıkla yiyen, kemiren yaralar.”


Image for post
Image for post

Bildiğiniz gibi tüm dünyanın gündemine oturan Covid-19 salgını bir anda hayat düzenimizi, alışkanlıklarımızı ve psikilojimizi epey bir etkiledi. Bu olağanüstü durum karşısında birçok şirket çok hızlı bir şekilde bu süreçten mimimum zararla çıkabilmek için oldukça önemli aksiyonlar aldı. Özellikle, perakende ve e-ticaret alanında bir anda tüketici talep ve arz dinamikleri hızlı bir şekilde değişirken tüketici ihtiyaçları tamamıyla farklı bir boyuta ulaşarak mutasyona uğradı.

Ben de içinde bulunduğum marka ve sektör itibariyle; kozmetik ve kişisel bakım dünyasındaki trendi ve tüketici davranışındaki değişikliği çok yakından takip ederek kendi iş dinamiğim olan dijital pazarlama ve performans pazarlama kanallarında çeşitli aksiyonlar aldım.

Bir dijital pazarlamacının bu gibi durumda yapması gereken konu başlıklarını nacizane yorumlayarak ve deneyimlerimi anlatmak istedim. …


Pazaralama’nın geleceği üzerine pazarlamacılar ve reklamcılar ne düşünüyor?

Artık genetiğimizin karşı konulamaz bir biçimde değiştirildiği dünyada yaşıyoruz. Çeşitli hastalıkların artık yaşla bir ilgisinin olmadığının da farkındayız, çok geç yaşta kanser hastalığına yakalanma vakalarının sayılarının giderek arttığı gibi…Erken yaşta başlanan saç dökülmeleri gibi.

Image for post
Image for post
Photo by Fernando @dearferdo on Unsplash

Bu gibi konular pazarlama ve reklam profesyonelleri için önemli bir fırsat alanı yarattı. Duygularımızın pazarlama unsuru olarak sömürüleceği kimin aklına geldiyse bütün düzen onun üzerine kuruldu. Pazarlamacılar da bilinçaltı arzu ve özlemlerimizi daha isabetli hedeflemeyi başardıkça, satın alma tutkumuz giderek artacak.

Bu durumda “korku” faktörü reklam mesajlarında daha fazla işlenmeye başlandı. Korkuyu temel alan reklamlar kişinin güvensiz ve yetersiz kaldığı durumlara seslenebilirse, en ikna edici reklam boyutu haline gelecek. Stress altında kaldığımız, korku dolu içinde olduğumuz anlarda arayışımız daha fazla artar ve dopamin devreye girer. Korku ve endişe ne kadar artarsa dopamin de o kadar fazlalaşacaktır ve beynimiz ne kadar dopamin salgılarsa o kadar satın alma isteğimiz artacaktır. Amerikalılara 11 Eylül sonrası korku dolu gergin günlerde biraz olsun rahatlamak için ne yapmalarını önerirsiniz? diye sorulduğunda, basit bir cümleyle “alışverişe çıkın” diyen George W. …


Image for post
Image for post

Facebook pazarlama stratejiniz nasıl bilmiyorum ama edindiğim bilgi ve birikimle verimli sonuç aldığım birkaç detayı sizlerle paylaşmak istedim.

Bu yazıda hem mobil uygulama indirme kampanyalarınızı verimli hale getirebilecek hem de daha fazla yeni müşteri kazanarak satışlarınızı artırabileceğiniz detayları sizlerle paylaşmak istiyorum.

İlk olarak Facebook Lookalike Audiences(Benzer Kitleler)Nedir bundan başlayalım. Çok kısa ve net tabiriyle lookalike(benzer) kitleler mevcut müşterilerinizle benzer alışveriş eğilimi gösteren, benzer ürünleri satın alan, benzer davranışlar sergileyen kullanıcılara ulaşmanızı sağlayan bir hedef kitle modelidir.

Şuraya da eski ama işinize yarayacak bir yazımı bırakıyorum:

💡Faceook Mobil Uygulama İndirme Stratejileri

1- Mobil Uygulamanızı İndirmiş Kullanıcıların Benzer Kitleleri: Mobil uygulamanızı indirmiş kullanıcılar sizin için her zaman değerli kullanıcılardır, en azından 1–0 önde olduğunuz bir durumdur. Mobil uygulamanızın büyümesini ve cirosal anlamda hacmini artırmak gibi bir planınız da bulunuyorsa mobil uygulamanızı indirmiş kullanıcıların benzerini oluşturarak işe başlayalım. …


Image for post
Image for post

Bilişsel Önyargı konusu muazzam bir konu! Bu konularda öğrendiklerimi aktarmaktan büyük keyif alıyorum. Dijital pazarlama alanında mesai harcıyorken yaptığım işe farklı bir boyut getirmenin ve farklı metodolojileri yeni uygulama alanları yaratmanın hastasıyım. 😎

Davranışsal iktisat konusunda duayen olan Daniel Kahneman ve Richard Thaler büyüklerimiz bu kavramı ortaya atmışlar. Gelin bu kavramı daha yakından tanıyalım.

Endowment Effect(Sahiplik Etkisi) Nedir?

Bu bilişsel önyargı sahip olduğumuz bir eşyaya ya da nesneyi olması gerektiğinden daha fazla değer biçme durumudur.

Sahiplik Etkisi’nin oluşmasındaki en önemli etken Loss Aversion denilebilir. Loss Aversion kavramını başka bir yazımda detaylıca anlatacağım.

Loss Aversion Nedir? → Sahip olunan bir şeyi kaybetmenin getireceği mutsuzluğun, o şeye sahip olmanın getirdiği mutluluktan daha fazla olması. Yani bir şeyi kaybetmenin aynı değerde başka bir şeyi kazanmaktan daha değerli ve güçlü olması. Pazarlama alanında kullanım yöntemini de şu kısa örnekle açıklayamak doğru olacaktır: Örneğin; televizyon almaya karar verdiniz ancak henüz hangi marka ve model konusunda bir fikriniz yok. Mağaza gittiniz ve x üründe kampanya olduğunu fark ettiniz. Satış personeli size “x ürününde %40 indirim var ve bugün son günü, yarın geldiğinizde bu fiyat geçerli olmayacak ve %40 indirim olmayacak” gibi bir ifade kullandı. İşte bu durumda kaybettiğiniz konuya daha fazla değer biçiyorsunuz ve irrasyonel süreçler tetikleyici birer unsur olarak devreye giriyor ve ürünü satın alıyorsunuz. …


Image for post
Image for post

Black Friday dönemi yaklaşırken markaları bir heyecan basar, o ay yapılacak cironun yarısından fazlası o günde olması gerektiği beklenir.

Hatırlatma: Yılda yalnızca bir kez olan, ancak her türlü çılgın teklif ve fırsatlarla sizi bombalayan, haftalarca süren reklamlara katlanacaksınız!

Black Friday dönemi tüketicilerin satın alma kararlarını etkileyebilecek psikolojik etkenleri araştırdım ve ortaya ilginç kavramlar çıktı. Hadi başlayalım!

→FOMO(Fear of Missing Out)

Kısaca “Gündemi Kaçırma Korkusu” olarak özetlenebilir. Örneğin sabah uyarınır uyanmaz bir Instagram, Twitter, Facebook, Snapchat gibi uygulamalara giriyoruz ya işte bunun arkasında da uyuduğunda bu kanallarda kimler nerelere gitmiş, hangi fotoğrafları paylaşmış, kim kiminle nerede napıyor sorularının şimşek gibi çakması.

Black Friday’le ne alakası var. Birçok marka büyük indirimlerini sosyal medya kanallarından duyuruyor. Mobil uygulamalar özelinde kampanyalar, indirimler, kuponlar havada uçuşuyor zaten. Black Friday döneminde App Store’a bakarsanız genellikle büyük markaların aratıldığını görürsünüz. Bunun sebebi de oradaki indirimlere anında ulaşmak ve her an dilediğimiz gibi alışveriş yapmak ve indirimlerden yararlanmak. …


Image for post
Image for post
Google Analytics

Tüm dijital pazarlama yatırımlarımızı kontrol edip bu kanalları daha verimli kullanmamız konusunda saltanat süren bir kanal Google Analytics. Genellikle o ne diyorsa doğrudur mantığıyla hareket ediyor ve bu doğrultuda karar alıp kanallar arası optimizasyon yapıyoruz. Google Analytics sadece bir raporlama ya da veri biriktiren bir araç değil. Aynı zamanda stratejik kararlar aldırabilecek, yatırımlarınızı tamamen değiştirebilecek ve şirketin roadmapini belirleyebilecek bir araç, tabi ciddiye alırsan!

Real Time ekranında sürekli vakit geçiren arkadaşlar görüyorum. Zaman geçirin ama zamanınızın büyük bir kısmını başka ve daha derin analizler sunabilecek alanlarda geçirin.

👊Google Analytics’i daha verimli kullanarak bolca içgörü elde edebileceğiniz, performans kanallarını daha verimli hale getirebileceğiniz ve en nihayetinde dönüşüm oranlarını artırabileceğiniz yöntemleri paylaşıyorum. …

About

Can Durmaz — Dijital Pazarlama

Sr. Performance Marketing Specialist / Researcher / Behavioral Economics / Social Psychology / Digital Marketing / candurmaz.net

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store