Çocuk Ailesine Fotoğraf İçin Dava Açabilir Mi?

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 7 Şubat 2012 tarihli von Hannover/ Almanya kararında belirttiği üzere; “bir kişinin görüntüsü, kişinin eşsiz özelliklerini gösterdiğinden ve onu diğer kişilerden ayırt ettiğinden kişiliğinin temel özelliklerinden birini oluşturmaktadır. Bu nedenle, kişinin kendi görüntüsü üzerindeki hakkı kişisel gelişimin önemli parçalarından biridir. Bu hak, görüntüsünün yayınlanmasını reddetme hakkının yanında söz konusu görüntünün kullanımını kontrol etme hakkını kapsamaktadır”. Keza Yargıtay Ceza Genel Kurulu 21.04.2015 tarih ve 2012/12–1510 E., 2014/331 K. sayılı içtihadında da; kişinin bir gazetede köşe yazısı yazması sebebiyle internette bulunan fotoğrafının, başkası tarafından buradan alınarak, bazı web sayfalarına eklenmesi hadisesinde, bireyin görüntüsünü içeren fotoğrafın kişisel veri olduğu ve hukuka aykırı kullanımının TCK.’nun 136 ncı maddesindeki suçu oluşturduğunu ifade etmiştir. Kişinin görüntüsüne ilişkin hakları, tabii ki çocuklar açısından da geçerlidir. Nitekim Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 16 ncı maddesinde; “Hiçbir çocuğun özel yaşantısına, aile, konut ve iletişimine keyfi ya da haksız bir biçimde müdahale yapılamayacağı gibi, onur ve itibarına da haksız olarak saldırılamaz./Çocuğun bu tür müdahale ve saldırılara karşı yasa tarafından korunmaya hakkı vardır” hükmüne yer verilmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 19 Haziran 2012 tarihli Krone Verlag GmbH / Avusturya kararında; ebeveynler arasındaki velayet sorununa ilişkin yapılan bir haberde, çocuğun üzgün ve acı içerisinde olduğu yönünde bir fotoğraf kullanılması olayında, ifade hürriyeti ve haber verme hakkının varlığını kabul etmekle birlikte, çocuğun kimliğinin detayları ve görüntüsüne ilişkin kısmın, küçüğün özel hayatına saygı ilkesini ihlal ettiğini belirtmiştir.

Çocuğun onur ve itibarı, kişisel mahremiyeti yönünden korunma hakkı, üçüncü kişilere karşı bir güvence sağlamakla birlikte, velayet hakkını kullanan ebeveynlere de önemli bir sorumluluk yüklemektedir.

Özellikle bahsi geçen yayınlarda tartışılan soruna gelecek olursak; anne babaların, çocuklarının fotoğraflarını sosyal medyada paylaşması velayet hakkının ve çocuk üzerindeki nüfuzun kötüye kullanılması mahiyetinde bulunmadığı sürece, herhangi bir suçun varlığından söz edilemez. Anne babalar Türk Medeni Kanunu 335 ila 351 inci maddeleri uyarınca çocuklarının velayetlerini ellerinde bulundururlar. Velayet hakkı kapsamında çocuklara isim verilmesi, çocukların eğitimleri, fiziksel ve zihinsel gelişimleri için gerekli yetki ve sorumluluklar anne ve babada toplanmaktadır. Çocuğun fotoğraflarının ebeveynler tarafından sosyal medyada kullanılması velayet hakkının kötüye kullanılması teşkil etmediği sürece, (örneğin, müstehcenlik suçu kapsamında çocukların fotoğraflarının kullanılması, TCK m.226) hukuka aykırı ve bir suç kapsamında mütalaa edilemez.

Bu noktada özellikle, özel hayatın gizliliği (TCK m.134), kişisel verilerin açıklanması (TCK m.136) gibi suç tipleri açısından konunun değerlendirilmesi önem arz edebilir. İlgili maddelere bakacak olursak, bu maddelerde suçun hukuka aykırılık unsuru üzerinde ayrıca durulmaktadır. TCK’nın özel hayatın gizliliğini ihlal başlıklı 134 üncü maddesinin 2 nci fıkrasında “Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur” denilmektedir. Yine TCK’nın verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme başlıklı 136 ncı maddesinde “Kişisel verileri, hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” hükmüne yer verilmiştir.

Yukarıda belirttiğimiz üzere, çocukların da yetişkinler gibi korunmaya değer bir özel hayatları ve kişisel verilerinin varlığı kabul edilmelidir. Bu hususta velayet hakkına sahip ebeveynlerin sınırsız bir yetkilerinin olduğu da düşünülemez. Nitekim Türk Medeni Kanununun 339 uncu maddesinin 3 üncü fıkrasında, anne ve babanın olgunluğu ölçüsünde çocuğa hayatını düzenleme olanağı tanımaları, mümkün olduğunca onun düşüncesini göz önünde tutmaları gereğine işaret edilmiştir. Bu açıdan ayırt etme gücüne sahip çocukların kişilik hakları konusunda belirleyici şekilde irade açıklamaları mümkündür. Öte yandan yine Türk Medeni Kanununun 340 ıncı maddesinin 1 inci fıkrasında anne babaya, çocuğun bedensel, ruhsal, zihinsel, ahlaki ve toplumsal gelişimini sağlama ve koruma mükellefiyeti de yüklenmiştir.

Özellikle kişisel verilerin açıklanmasının resen soruşturulan bir suç olması dolayısıyla somut olayda yapılan paylaşımın hukuka aykırılığının titizlikle değerlendirilmesi gerekir. Anne babanın çocuklarının fotoğraflarını sosyal medyada paylaşmaları çocuğun fiziksel, psikolojik ve cinsel gelişimi bakımından bir istismar teşkil ettiği takdirde velayet hakkının kötüye kullanılmasından bahsetmek mümkündür, böylece suçun hukuka aykırılık unsuru da gerçekleşmiş olmaktadır. Ancak, böyle bir değerlendirmeye mahal vermeyecek, sosyal ve kültürel açıdan istismar olarak değerlendirilmeyecek, örf ve adet gereği makul (TMK.m.1) fotoğraf paylaşımları anne babanın velayet hakkı kapsamında hukuka uygun olarak değerlendirilmelidir.

Çocukların reşit olduktan sonra, geçmişte yapılmış bu tarz paylaşımlar hakkında suç duyurusunda bulunabilmeleri zamanaşımı sorununu gündeme getirebilir. İfade edelim ki, bu hususta Türk Ceza Kanunu özel bir hüküm sevk etmiş ve 66 ncı maddenin 5 inci fıkrasında çocuklara karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından işlenen suçlarda zamanaşımı süresinin çocuğun on sekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye başlayacağını düzenlemiştir. Dolayısıyla anne babaların çocuklarıyla ilgili paylaşımda bulunurken onların kişilik haklarını gözeterek hareket etmeleri yerinde olur.

Kendi çocuklarının fotoğraflarını çeken ve yayınlayan ebeveynlerin, bu fotoğraflarda başka çocukların bulunması halinde daha dikkatli ve özenli davranmaları gerekir. Çünkü, artık kendi hak sahibi oldukları bir alanda tasarrufta bulunmamakta, başkalarının hak ve yetki sahibi oldukları bir alana müdahale etmektedirler.

Show your support

Clapping shows how much you appreciated Prof Dr.A.Caner YENİDÜNYA’s story.