
Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin (16.12.2015 tarih ve 2015/9599 E., 2015/19317 K.) Göçmen Kaçakçılarının Ölümüne Yol Açtıkları Göçmenlerin Ölümünden Kasten Öldürme(Olası Kast) Suçu Kapsamında Sorumlu Olduklarına İlişkin Kararı
Yargıtay 12. Ceza Dairesi denizde göçmen kaçakçılığında önemli bir karara imza attı. Kaçakçıların, göçmenlerin ölümünden kasten öldürme suçu kapsamında sorumlu oldukları sonucuna ulaştı. İşte o karar metni:
“…. Olaya gelince; sanık B.. Y..’ın, temin ederek kaptanlığını yaptığı suça konu 14,6 metre boyunda, 4,50 metre genişliğinde ve 2,10 metre derinliğindeki SAILOR isimli ticari gezi teknesi ile, gece vakti, fırtınalı ve karanlık bir havada, her hangi bir harita ve diğer seyir yardımcılarından da yararlanmadan kayalık yapıya sahip ve basılı … haritası da bulunmayan İzmir-Menderes-Ahmetbeyli-Zilli Burnu mevkiindeki koyun uygun olmayan bölüme doğru yaklaşarak olaya konu hareket mahallindeki ağaçlık alana belli gruplar halinde önceden getirilerek beklemekte olan ve denize elverişlilik belgesinde belirtilen sayıdaki (6) yolcu kapasitesinin oldukça üstündeki 110 yabancı uyruklu yolcuyu (göçmeni), gemi adamı statüsündeki sanık M..M..’un da makinistliği (yardımı) ile yeterli can yeleği ve simidi tahsis edilmeden emniyetsiz biçimde tekneye bindirdikten sonra, aşırı yük nedeniyle su çekimi artan bu tekneyle yeterli ve gerekli sayıda personel bulundurmadan İtalya’ya gitmek üzere sahilden uzaklaşmaya başladıkları, sahilden yaklaşık 25–30 metre kadar uzaklaştıktan sonra sancak taraftan (karina kısmından) karadan bağımsız haldeki kayalardan birine çarparak açılan yaklaşık 35 cm yarık ve 15 cm içe göçme nedeniyle koridora ve daha sonra tüm kamaralara basınçlı ve hızlı bir şekilde su almaya başladığı, hareket etmeden önce olası tehlikelere karşı gemiyi terkte uygulanacak kurallarla ilgili bilgilendirilmeyen ve aniden aldığı suyun etkisiyle aşırı yükten dolayı da hızla batan tekneden genelde iç bölüme gelişi güzel istiflenmiş 36'sı çocuk 63 kişinin kurtulamayıp suda boğularak ölümleri ile sonuçlanan olaydan sonra tekne üzerinde bir dalgıç bilirkişi aracılıyla yapılan inceleme sonucu düzenlenen 14.01.2013 tarihli raporda; teknenin yaklaşık 50 metre ileriye çapalanmış halde olduğu, derinliğin 11,30 metre, derinlikte taranmamış olduğu, çapanın her hangi bir arıza nedeniyle atılmadığı, iki adet dümen sistemine sahip teknenin üst kısımda her hangi bir kullanımın gerçekleşmediği, ana kumandadaki mevcut iki adet motorun da çalışır haldeyken teknenin battığı, iskele motorunun rolantiye alındığı, kontak anahtarının çalışır vaziyette olduğu, sancak motorunun ise çalışır ve torniston yapılmış durumda olduğu, tüm elektronik cihazların çalışır halde olmasına rağmen mandalında asılı vaziyette duran telsizle hiç bir şekilde yardım çağrısında bulunulmadığı, olay mahallinde karadan bağımsız kayalıkların bulunduğu, yolcu alımı için herhangi bir coğrafi özelliğe sahip olmadığı yönündeki tespitler ve kovuşturma evresinde yapılan keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporu ile İstanbul Teknik Üniversitesi Denizcilik Fakültesi öğretim görevlilerinden oluşan bilirkişi heyetince düzenlenen raporlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, müsait olmayan mahal ve hava şartlarına rağmen yetersiz araç ve personel ile haddinden oldukça fazla yolcuyla harekete geçen sanıkların olası kastla hareket ettikleri gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek eksik ceza tayini….(yasaya aykırıdır)…”