Yazılımcı Lazım! Hem de Çok Acil Lazım!
Giray Girisken
21411

Buzdağının yalnızca görünen yüzü bu. Asıl hastalıklı olan şey dünyayı Girişimcilik, İnovasyon, Yaratıcı Yıkım ve Pazarlama gibi terimler perspektifinden algılayış biçimimiz ile ilgili. Büyük resme bakıp Sanayi Devrimi’nden bu yana olan bitenleri irdelememiz gerekiyor. Emeğin bir çapıt parçası kadar değersiz, paranın bir cepten başkasına aktarılması için yürütülen her türlü oyunun ise mübah olduğu acımasız bir devirdeyiz artık.

Oyunun kurallarını anlayamamış adama çemkirirken, oyunun zaten en baştan hileli ve iğrenç bir tezgah olduğu gerçeğini atlayamayız, olan biten her şeyi kanıksayamayız. Sınıf mücadelesi gerçektir ve bu düzende her gün yürüttüğümüz tüm çaba aslen sınıf atlayabilme, yani sömürülen olmaktan sömüren olmaya yükselebilme adınadır.

Dolayısıyla milyon dolar trenine binmek isteyen adamı değil; milyon dolar treninin kendisini, yani neoliberal ekonomiyi, serbest piyasayı, Silikon Vadisi’ni, ekonomik küreselleşmeyi, tüketim toplumunu, kurumsal elit zümreyi ve lümpen proleter nitelikteki beyaz yakalı Yuppie’leri eleştirmeliyiz.

Şu anahtar kelimelere göz atmak isteyebilirsiniz: Neoliberalism, Techno-capitalism, Technological Solutionism, Silicon Valley Rhetoric, California Ideology, Exploitation, Class Warfare, Free Market Economy, Consumerism, Globalization, Social Darwinism, Meritocracy, Corporate Rule, “There is No Alternative”.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.