Girişimci Omurgasızlığı

Biliyorsunuz birtakım siber-güvenlik tehditlerinden (!) ötürü birkaç gün önce Dropbox, Google Drive ve GitHub sitelerine erişim ülke çapında engellendi. Sorun çözüldü mü, ne oldu tam olarak bilmiyorum ama engel şu an kalkmış durumda gibi. Fakat dünya çapında yaygın bulut dosya depolama hizmetleri kadar, Git versiyon takip sisteminin yazılımcılar için çok büyük önem arz eden bir “merkez bankası” niteliğindeki GitHub’ın erişilemez hale gelmesi elbette endüstri çalışanlarında devasa bir şok etkisi yarattı. Ben şahsen olaya sinirlenip Twitter’da “Aslında GitHub yetmez, komple İnternet’i kapatın” diye bir kelamda, serzenişte bulundum.

Ardından 24 saat geçmemişti ki Facebook’ta yer alan Girişimci Kafası isimli bir grubun, şu aşağıda görülen mavi gömlekli, mavi gözlüklü cut-out görseli paylaştığını fark ettim.

NASIL BİR SONRAKİ STEVE JOBS OLACAĞIZ :’(

Paylaşımın altına ise şu tip yorumlar yapılmıştı:

kendimiz bu alt yapıları yazarak; Bende hükümetin bu tutumuna kızıyorum… fakat pes etmiyorum … okuyorum araştırıyorum ve kendimi geliştirmeye devam ediyorum bir girişimci olarak.
Ben kendi alt yapımı geliştirmeye başladım svn alt yapısı zaten uzun zamandan beri vardı… canlıya alıyorum depolama için şuan bana ftp de saklamak yetiyor proje destek görürse file server alınır dahada destek görürse veri çiftliği, kurulur… gelelim paypal a 
ben ödeme sistemi olarak “bit coin”ciyim yasal değil vs vs demeyin amerikada bi,le artık bir çok banka bit coini kabul etti üstelik paraya dönüştürmesi kolay …

Bir başka yorum:

Tahsilat yapmak mı istiyorsun ? iyzico, payu! Arşivmi istiorsun ? Google Drive, OneDrive, Zaten herkes github olmadan yazılım geliştiremiyor. O 1 hafta öncesıne kadar vardı zaten yazılım ürete ürete bitiremedik.

Bir başkası:

Şimdi burası girişimciler sayfası ya. Hazır fırsat bulmuş Türkiye pazarında boşluk oluşmuşken yerli girişimciler bunları yapacak, olay bitecek

Bu arkadaşlar sorunları “çözmüş” :

Dropbox: Vpn Paypal: içinde amerika hesabı açtık kullanıyorum sorunlar genellikle cevabı bilinmemekten doğar. Kendinizi sorun odaklı yürütmeyi kesmelisiniz. Sadece Biraz Çözüm Odaklı

Sen girişimci kafa değil bence beyinsiz kafasın. Hepsinin birçok alternatifi var

Bu yeterince üretemeyişimizi eleştiriyor:

varken ne çıkartabildikki ? bahane yok. Hepsinin bir alternatifi var.

Bu arkadaş da gönderinin popülerliğinden faydalanmak istemiş, derdine çare arıyor:

Küçük bi işletme açmak istiyorum, 20 30 bin tl sermayelik devlet destegi alabilir miyim ?
Şimdiden tesekkürler

Sonra baktım, arkadaşın biri (!) sinirlenmiş ve aşağıdaki yorumu yazmış:

İnternet erişiminiz anlık kararlarla kısıtlanması temel hak ve özgürlükleriniz gaspı anlamına geliyor. Bunun, evinize gelen elektriğin ya da suyun aniden kesilmesinden hiçbir farkı yok. Dolabınızdaki yemeğin ya da cebinizdeki paranın sizden zorla alınmasından da farkı yok. “Güvenlik tedbiri” denip ensenizden yakalanıp sorgusuz sualsiz içeri atılmanız da mümkün.
Yani burada anti-demokratik bir uygulamadan söz ediliyor.
Ama “girişimcilik” dediğiniz 21. yüzyıl Neo-liberal ekonomisinin yeni hastalığı, bu yukarıdaki şartlar altında “biz nasıl yaşayacağız” değil, “biz nasıl şirket çıkaracağız” sorusunun yavşakça sorulabilmesine, ve buna karşılık olarak da “sokaklara döküleceğiz, hakkımızı arayacağız” demek yerine “kendimiz altyapı yazacağız, teknolojik alternatifler üreteceğiz” şeklinde cevaplar doğmasına sebep oluyor.
Yani bir sonraki Steve Jobs olma umudunuz elinizden alınmadığı sürece hiçbir şeye sesiniz çıkmayacak, hiçbir şeyi ciddi biçimde protesto etmeyeceksiniz, başlı başına bir demokrasi sorunu olan probleme geçici ve “teknik çözümler” önerip “kazancınıza” bakmaya devam edeceksiniz.
Yarın bir gün size “kardeş, gezegende 3 kişiden 1'i içecek su bulamıyor” dediğinde “o zaman biz de akıllı sifon tasarlayıp satalım, dünyanın susuzluk problemini böyle çözelim” diyeceksiniz.
Yanı başınızda komşunuz es kaza sebepsiz yere hapse atılacak olursa “hücreden de ürünlerimizi kullanabilsin diye drone’a bağlı kablosuz verici uçuralım” diyeceksiniz.
Ekonomik globalleşme, neoliberal sömürü düzeni, kapitalist tüketim anlayışı zihinlerinizi öylesine ele geçirmiş, beyninizi öyle yıkamış ki otoriteye nasıl karşı durulabileceği, insan haklarınızın ne olduğu ve bunları nasıl arayabileceğinizi yahut neden yaşıyor olduğunuzu adeta unutmuşsunuz.
Sadece “uyum sağlar” olmuşsunuz, derdiniz dünyayı değiştirmek ve daha yaşanılır bir yer yapmak, bunun için de canınızı riske atmak falan değil, öyle anlıyorum ki girişimcilik denen müessesenin tek derdi köprüyü geçene kadar ayıya dayı demek ve küpünü doldurmak.
Uyanın beyler. Girişimci değil, mücadeleci olun. Koyun değil, insan olun. Haksızlık gördüğünüzde yolunuzu değiştirmeyin, onunla mücadele edin.

Ülke zorlu şartlardan geçiyor olabilir, ama burası bizim ülkemiz. Buranın sahibi hepimiziz. Burada olan biten hiçbir şey bizim, yani halkın isteklerinin dışında cereyan edemez. İnsan devlet için değil, devlet insan için vardır ve aynı devlet aldığı her karardan vatandaşına karşı sorumludur.

Mevzu güvenlikse birtakım aykırı önlemlerin alınması gerekmiş olabilir ama teknik konulara kafası basan birisiyseniz, alınan bu önlemlerin hiçbir derde derman olmayacağını ve son tahlilde iyi niyetle alınmış olsalar dahi teknik bakımdan yanlış kararlar olduğunu zaten anlayabiliyorsunuzdur.

Bu tip bir kriz durumunda ise, gücü emanet ettiğimiz yöneticilerle diyaloga geçmek, alınan kararın doğruluğunu sorgulamak, değilse legal bir şekilde durumu protesto etmek ve hakkınızı aramak için ve yanlış alınmış bir kararın düzeltilmesi için talepte bulunmak yerine; Makyavelist bir tavırla kazanç için nasıl alternatif yollar bulacağını düşünmek, kârdan başka bir şeye odaklanamayan apolitik bir duruş sergilemek, koyun bile olamadığınız anlamına gelir.

Koyunun bile bir omurgası var çünkü.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.