Janjanlı Plazaların Paralel Avukatları

NOT: Bu yazıyı 15–22 Mayıs 2016 arsında yazmış, ama yayınlamamıştım. YKK ortaklarından Murat Küçük 31 Mayıs’ta ortaklıktan ayrılmış. 15 Temmuz darbe girişimi sonrası 22 Temmuz’da polis Yüksel Karkın Avukatlık Ortaklığı’nın Astoria AVM’deki ofisini basmış, lakin ortaklar Cüneyt Yüksel ve Murat Karkın bir gün önce yurtdışına kaçmış. CA.-
2 Mayıs’ta Sabah “Gazetesi” “İşte Paralel’in Kozmik Hukuk Bürosu” başlıklı şu “haberi” yayınladı: (Metin redakte dahi edilmemiş.)
“Hukuk sistemini ahtapot gibi saran Paralel Yapı’nın avukatlık ayağı da gün yüzüne de de açıkça görülüyor. çıkmaya başladı. Astoria’daki YKK Avukatlık Ortaklığı’nın derin küresel ilişkileri, patronlara yönelik şantaj sistemleri ile Pensilvanya ilişkisi mercek altında.”
Sabah’ın alışık olduğumuz “istihbarat servisi” YKK’yı, yani Yüksel Karkın Küçük Avukatlık Ortaklığı’nı yabancı ortağı DLA Piper üzerinden Marc Grossman bağlantılı Pensilvanya’nın avukatlık şirketi olarak suçlamıştı.
Anlaşılan bu altlık bir haberdi. Bayram değil seyran değil eniştem beni neden öptü tadındaki bu imzasız, yarım haberle YKK’nın neden suçlandığını sonraki satırlarda daha iyi anlayacağız.
Bu haberle itibarı ciddi sarsılan YKK Avukatlık Ortaklığı hemen can havliyle, belki de gereksiz detaylı bir yalanlama ve cevap yayınladı, bir nevi oltaya geldi de denilebilir.
“Avukatlık Ortaklığımızın, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne zarar verebilecek, yasalara aykırı faaliyet gösterebilecek hiçbir örgüt ya da şahısla, doğrudan ya da dolaylı olarak ilişki kurması, destek vermesi, hukuka uygun olmayan herhangi bir eylem ya da işlemin parçası olması kesinlikle söz konusu değildir.”
Gülen Cemaati’nin mecburen deşifre edilmek zorunda kalınan Ergenekon, Balyoz, Casusluk ve Şike kumpaslarının fırsat bilinip diğer “ota boka” kalkan olarak kullanılmasına ve bu yönde diğer “ot ve boktan” sıyrılmak için algı operasyonları yapılmasına artık alıştık. Hem o “ota boka” karışanlar da vaktiyle cemaatle kol kola başka otlara boklara karıştılar.
Peki paralel ilan edilen YKK bu “ot ve boka” nasıl bağlanacaktı?
7 Mayıs’ta Amerika’nın Sesi’nden Can Kamiloğlu Reza Zarrab’ın henüz yayınlanmayan mahkeme tutanaklarını sızdırıyor:


“Arraignment” denilen suç isnadının zanlıya okunduğu bu ilk duruşmadan seçilmiş bir kaç sayfa, içinde fazla mühim bir şey de yok esasen…
Malum Zarrab’ı tutuklayarak bir anda Türkiye’de sosyal medya fenomeni haline gelen savcı Preet Bharara’yı hepimiz tanıyorduk. Aslında Bharara davaya bakacak yargıcı gölgede bile bırakmıştı. Yargıç Richard M. Berman’ın adı iddianame aşamasından beri biliniyordu. Ama ilk kez bu tutanaklarla ön plana çıktı.
Elbette birileri panikle hemen, yargıç kimdir, kimlerdendir, necidir araştırmaya koyulmuşlardır…
15 Mayıs Pazar günü Hürriyet Washington temsilcisi Tolga Tanış Zarrab Davası ve Gülenciler diye bir yazı kaleme aldı…
Tanış yazısına şöyle giriyor…
“Önce bir anlam verememiştim.
Çünkü Reza Zarrab’ın New York’ta mahkeme karşısına çıkarıldığı 27 Nisan’daki duruşmada Yargıç Richard Berman başta uzun bir açıklama yapma gereği duymuş… Ve bir kere İstanbul’da bulunduğundan bahsetmişti. Ancak mahkeme tarafından duruşmanın dökümü yayınlanınca durum anlaşıldı. İşin içinden yine bir Fethullah Gülen hikâyesi çıktı. Nasıl mı?”
Tanış, yazısında “mahkeme tarafından duruşmanın metni yayınlanınca” demişti ama ben internetten tam metne ulaşamadım. O ana kadar elimizde sadece VOA Türkiye’nin sızdırdığı sayfalar vardı. Tanış’ın aktarımıyla duruşma öncesi Yargıç Berman’ın İstanbul gezisini açıkladığı başka herhangi bir açık kaynakta henüz yayınlanmış değil.
Öyle anlaşılıyor ki Yargıç Berman önleyici bir hamleyle (preemptive) 2014 yılında bir sempozyuma davetli olarak İstanbul’a gelişini ve bu durumun tarafsızlığını etkilemeyeceğini duruşma öncesinde açıklayarak savunmanın olası bir reddi hakim talebini boşa çıkarıyor.
Peki Yargıç Berman’ın 2014 yılında panel moderatörü olarak davetlisi olduğu bu sempozyumun Zarrab ve Gülen Cemaati’yle alakası neydi? Tanış yazısında bunu konumuza şöyle bağlıyor:
Birleşmiş Milletler ile birlikte bu sempozyuma sponsor olan ‘Yüksel Karkın Küçük Avukatlık Bürosu.’
Bunun üzerine büronun ortaklarından Cüneyt Yüksel’i aradım ve telefonda uzun uzun konuştuk. Önce sempozyuma sponsor olmadıklarını söyledi. Daha sonra telefon edip söz konusu sempozyumun otel ve uçak masraflarına katkı sağladıklarını kabul etti. “Cemaat üyesi misiniz” dedim. Kendisinin de ortaklarının da cemaate mensup olmadıklarını savundu. Ben Cemaat üyelerinin Cemaat mensubu olduklarını inkâr etme gibi bir davranışları olduğunu söyleyip bu cevabına şüpheyle yaklaşacağımı belirttim. Anlayışla karşıladı. Yargıç Berman’ı sordum. Berman’ın sempozyuma karısıyla geldiğini ve toplantılar sırasında sadece bir kere konuştuklarını, bir daha kendisini görmediklerini söyledi. İki yıl sonra Zarrab davasına bakan yargıç olması için “Kader” dedi. Sempozyumun hazırlıklarının 17 Aralık 2013’ten önce mi sonra mı başladığını sordum. “Sonra başladı. Biz bu konuda Mart’ta bir toplantı yaptık” dedi. Sempozyumdan üç ay sonra ise şirketinde vergi denetimi başlatıldığını, üç ayrı müfettişin toplam 17 ay içeride teftiş yaptığını, sonunda aklandıklarını söyledi. 110 kişinin çalıştığı büyük bir hukuk bürosu olduklarını söyledi Yüksel ve “Ben Türkiye’de yaşamak istiyorum” dedi. Bunun duyduğumda, son dönem yurt dışına çıkan Cemaat üyeleri gibi onun da aklında yurt dışına gitme gibi bir düşünce oluştuğu izlenimi oluştu bende.

YKK, yani YükselKarkınKüçük Avukatlık Ortaklığı’nın iki ana ortağı Cüneyt Yüksel ve Murat Karkın 2015 yılında 8'er buçuk milyon liralık gelirleriyle en çok kazanan 50 avukat listesine girmişler. TK

Yargıç Berman’ın Zarrab’ın davasına atanması T24'ten Cemal Tunçdemir’in şu yazısında da aktardığı gibi gerçekten tamamen kader ve tesadüf olabilir, ama kim bilir belki de değildir.
Zarrab davasının görüldüğü New York Güney Bölge Federal Mahkemesi, ABD’nin en büyük federal bölge mahkemesidir. Berman bu mahkemenin yargıcı değil, yargıçlarından biridir. Mahkemede, 15’i Sulh Hakimi ve Berman da dahil 44’ü Ceza Hakimi olmak üzere toplam 59 federal yargıç görevli.
Hangi davaya hangi yargıcın bakacağına bizdeki UYAP’a benzer ‘Case Assignment System’ denen elektronik bir sistem otomatik olarak belirler. Berman’ı bu davaya her hangi bir kişi veya kurumun tasarlayarak ataması mümkün değildir.
Peki Yüksel Karkın Küçük Avukatlık Ortaklığı’nın 10 yılda önlenemez bir hızla yükselişinde gerçekten de cemaat ve bağlantılı şirketlerle yakın ilişkisi mi rol oynamıştı? İş çevrelerinde bu yönde ciddi dedikodular var, ama teyide muhtaç elbette.
Avukat Cüneyt Yüksel, Tolga Tanış’a önce sempozyuma sponsor olmadıklarını söylüyor. Neden sonra dönüp sempozyumun otel ve uçak masraflarına katkı sağladıklarını söylüyor. Burası Tolga Tanış gibi bende de şüphe uyandırdı.
Bu sempozyumu kim düzenlemiş diye araştırayım dedim. Sempozyum’un internet sitesi uluslararasisempozyum.com yayından kaldırılmış, Twitter hesabı @adalethukuk2014 de kapatılmış. 10 Mayıs’a kadar bu hesaba atıflar var. Hem web sitesinin, hem de Twitter hesabının Tolga Tanış’ın 15 Mayıs’taki yazısından sonra yayından apar topar yayından kaldırıldığını tahmin etmek zor değil.

Sempozyumun Twitter hesabına, tivitlerine, takipçilerine ve takip ettiklerine artık ulaşmamız mümkün değil, ancak internet sitesi Archive.org’da kapı gibi duruyor. Üstelik son olarak 19 Mart’ta arşivlenmiş, yani Tolga Tanış’ın yazısından 4 gün sonra.
https://web.archive.org/web/20160319114005/http://www.uluslararasisempozyum.com/
Sempozyumun içeriğini, katılımcılarını incelediğimizde oldukça yüksek profilli katılımcılar dikkat çekiyor:

Net şekilde sempozyumu kim düzenlemiş anlaşılmıyor. Kişiler ve kurumlar logolarıyla yer alıyor ama sanki özellikle ev sahibi gizli tutulmuş. Yüksel Karkın Küçük’den de kimse ne katkı yapan kurum, ne de konuşmacı olarak yer almıyor. Sadece YKK’nın uluslararası ortağı olduğu iddia edilen, ama bugün nedense herkesin bildiği bu münhasır işbirliğini sıradanlaştırarak araya mesafe koydukları DLA Piper’ın logosu ve konuşmacısı Prof. Juergen Taschke’nin ismi yer alıyor.
YKK Neden DLA Piper’la Arasına Mesafe Koymuş Gibi Davranıyor?
YKK şu satırlarda münhasıran DLA Piper İstanbul Ofisi olduğunu adeta reddediyor:
“Öncelikle, söz konusu yazıda değinilen konulardan biri olan DLA Piper ile işbirliği konusunun gerçeği şudur: Hukuk Büromuz, dünyanın önde gelen tüm uluslararası hukuk bürolarıyla olduğu gibi DLA Piper ile de birçok ortak projede beraber çalışmıştır ve çalışmaya devam etmektedir. Ülkemizde diğer birçok hukuk bürosu da yabancı hukuk bürolarıyla benzeri ortak çalışmalar yapmaktadır, bu durumda hukuka aykırı herhangi bir unsurun olmadığı açıktır.”
Daha 27 Ocak 2016'da DLA Piper CEO’sunu ağırlamışlar, CEO Levine, Şükrü Andaç’a İstanbul Ofisimiz “en başarılısı” demiş:
“DLA Piper olarak bizim İstanbul Ofisimiz YükselKarkınKüçük”.
— Simone Levine DLA Piper, CEO

Sempozyuma dönecek olursak bu da Yargıç Berman’ın moderatörü olduğu panelin videosu:
Sempozyumu internette aradığımızda ise bugün kurumsal olarak bağıra bağıra tek sahiplenenin UN Global Compact Türkiye örgütlenmesi olduğu gözüküyor:
Global Compact Türkiye’nin aktif desteği ile düzenlenen “Adalet ve Hukuk Devleti” konulu Uluslararası Sempozyum, 8–9 Mayıs 2014 tarihlerinde İstanbul Bosphorus Four Seasons Oteli’nde gerçekleştirilecektir.
Ancak onlar da sanki biz organize ettik demiyor. Aktif destekledik, ama biz finanse etmedik der gibiler…
Peki, “hukukun üstünlüğü” temalı bu sempozyumu, pek muteber kurumların imzacısı, Türkiye’de de Yılmaz Argüden’in 2002'de kurucusu ve 30 Mart 2016’ya kadar da başkanı olduğu koskoca Birleşmiş Milletler’in inisiyatifi UN Global Compact düzenlediyse, paraleller ve özellikle Yüksel Karkın Küçük Avukatlık Ortaklığı bu işin tam olarak neresinde? Belki Yılmaz Argüden bu konuya ve sempozyumun kimin fikri olduğuna bir açıklık getirir.
Evet, zamanlaması manidar da olsa bu kadar yüksek profilli ve teması “hukukun üstünlüğü” olan bir etkinliğe katkı sağlamak elbette suç olamaz. Peki YKK neden katkı sağladığı bu “UNGC etkinliğine” logosunu koymaz? O kadar para vermişsin, (YKK’nın ne kadar verdiğini, sempozyum masraflarının yüzde kaçını üstlendiğini bilemiyoruz) neden bir ortağın ‘hukukun üstünlüğünün kurumsal firmalar ve yabancı sermaye açısından önemine değinen bir gündemle’ konuşmacı olarak yer almaz?
Yüksel Karkın Küçük Avukatlık Ortaklığı, 15 Mart 2014'te, tesadüf bu ya tam da ortağı Cüneyt Yüksel’in Tolga Tanış’a “sempozyuma destek konusu ilk kez Mart’ta gündeme geldi” dediği tarihte, UN Global Compact imzacısı olmuş. Bunda da bir suç unsuru yok elbette, ama zamanlama manidar…


Tüm bunlar hâlâ YKK’yı bu sempozyumun esas organizatörü olarak tespit etmeye yeterli değil. Diğer tüm muteber kişi ve kurumlar gibi, geniş katılımlı bu etkinliğe destek vermiş olabilirler. Keşke kendilerini gizlemeselerdi. İyi bir PR fırsatıymış oysa ki…
Ama bitmedi…
YKK Avukatlık Ortaklığı bu sempozyumun fikir babası, organizatörü ve ana finansörü mü?
Sempozyumun web sitesi yayından kaldırılmış olsa bile alan adını birisi tescil etmiş olmalıydı. Whois kayıtlarına baktım, bir de ne göreyim…



Meğer UluslararasiSempozyum.com adresini 7 Mart 2014 tarihinde Yüksel Karkın Küçük Avukatlık Ortaklığı’nın IT müdürü Orhan ‘Boydak’ tescil etmiş, (Profildeki DLA Piper logosuna da dikkat). Boydak soyadı, paralel olmakla suçlanan Boydak Ailesi’yle isim benzerliği mi bilemiyorum ama alan adı, YKK UN Global Compact Türkiye imzacısı olmadan tam 3 gün önce tescil edilmiş. Bu delil YKK’nın bu sempozyumun fikir babası ve organizatörü, muhtemelen de ana finansörü olduğun en önemli ispatı.

Tescil edenin email adresi ile yapılan ters whois aramasıyla, tescil ettiği diğer siteleri de tespit etmek mümkün.

YKK’nin internet sitesi için her ihtimale karşı alınmış .com alan adı yukselkarkinkucuk.com, uluslararasisempozyum.com ve yine ihtiyaten bir köşeye park edilmiş hukukdevletisempozyumu.com aynı email adresi üzerinden tescil edilmiş alan adları. Bir de tkdanismanlik.com var. Bu adresteki T ve K’dan hareketle bu adres de ihtiyaten Murat Karkın’ın Sabah haberinde adı geçen akrabası Tolgahan Karkın’ın avukatlık şirketi için alınmış olabilir mi? Kim bilir?
Ya böyle bir ‘operasyona’’ kalkışacaksın bari ‘private registration’ yap, kendi IT müdürünün ‘şüphe de çekebilecek adı’ ve email adresiyle alan adı tescili yapma değil mi iki gözüm? Janjanlı, bol sıfırlı plaza avukatısın, arkanda hem de açık kaynakta nasıl olur da bu kadar delil bırakırsın?
Bugün YKK’nın şu sorulara cevap verme yükümlülüğü var:
- Neden önce sempozyuma katkı sağladığınızı, sonra da aslında fikir babası ve organizatörü olduğunuzu gizlediniz?
- Sempozyumun giderlerinin ne kadarını YKK olarak siz, ne kadarını UN Global Compact, DLA Piper veya müşterileriniz üstlendi?
- UN Global Compact Türkiye’ye, bu girişimin bir nevi “taşıyıcı anne” olarak söz konusu sempozyumun prestijini ve katılımını yükseltmesi amacıyla mı imzacı oldunuz?
- “Corporate Law” alanında uzmanlaşmış, muteber bir avukatlık firması olarak “Hukukun Üstünlüğü” temalı böyle bir sempozyumu organize etmekteki amacınız neydi?
- Çalışanlarınızın Linkedin profillerinde logosunu dahi kulllandığı DLA Piper’ı ve bu firmayla ortaklığınızı neden sıradanlaştırıp, her uluslararası firmayla işbirliği yaparız konumuna indirgeme ihtiyacı hissettiniz?
- Bu sempozyumu ortağınız DLA Piper veya bir müşteriniz adına mı organize ettiniz?
- Kurumsal müşterileriniz, şirket ve şahsi sırlarını, paralel bir devlet yapılanmasının eline asla geçmeyeceğinden emin olarak gönül rahatlığıyla size emanet edebilirler mi?
- IT müdürünüz Orhan Boydak’ın, Boydak Ailesi’yle bir ilişkisi var mı?
Tolga Tanış da yazısının sonunda şöyle yazmış:
Ben bir gazeteci olarak artık bıktım. İki türlü de bıktım. Her olayda Cemaat parmağı olduğunun iddia edilmesinden de sıkıldım. Hiç aklınıza gelmeyecek bir olayda Cemaat’in parmağının olduğunu görmekten de sıkıldım. Bu mesele hangisine giriyor bilmiyorum. Fakat emin olduğum, YKK işinin de gösterdiği, Zarrab davasıyla birlikte bu bıkkınlığı şimdi Amerikan yargısı da fazlasıyla yaşayacak. Türkiye’nin gizemli dünyasına hoş geldiniz değerli Amerikan yargısı mensupları.
Bıkma kardeşim. Gazeteciysen bıkmayacaksın. Kime yarayacağına bakmaksızın kurcaladığın haberin fikri takibini yapacak, peşini bırakmayacaksın. Yoksa, “Türkiye’de zaten yağmuru da cemaat yağdırıyor.” diyen Hüseyin Çelik gibi komik duruma düşersin.


Hem, Fethullah Gülen de vaktiyle demiyor muydu?
“Avukat da kiralayacaksınız, hakim de kiralayacaksınız.”
Avukatların, hakimlerin illa da cemaat mensubu olması gerekmiyor. ‘Kiralanmaları’ yeterli. Çıkar dünyası, herkes kendi cebine bakıyor.
Ortada bu kadar ‘mâkul şüphe’ ve kimi aleni, kimi dolaylı deliller varken, sanki hiç House of Cards, Billions falan da izlememişiz gibi, Yargıç Berman’ın bu davaya ‘Case Assignment System’ ile atanmasını şansa, tesadüfe, kadere bağlamak ‘serendipliğin’ bokunu çıkarmak olabilir.
Evet birileri bir “ot ve boka” karışmış o belli. Asla bu “ot ve boku” yiyenlerin sempatizanı değilim, olamam. Ancak bu “ot ve bokun” ortaya çıkarılış şeklinin de tanımını yapıp ortaya koymak gerek.
Cem ARGUN.-
Yılmaz Argüden’in ev sahibi olarak hoş geldiniz konuşması: