Etnik Mizah De Ötesini Bırak

Henüz Family Guy adlı diziyi izlemeye başlamamışken ben gayet temiz, saf, ne yaptığını bilen, zeki, çevik ve ahlaklı biriydim; kelebek gibi uçar arı gibi de sokardım. Ne zaman ki Family Guy’a başladım işte o zaman ruhumu yavaş yavaş kaybedişimi seyrettim. Yapılan ırkçı şakalar o kadar fazlaydı ki dizinin mizah örgüsünün adeta bel kemiğiydi. Artık iyice bu mizaha alışmıştım ve saygı duyuyordum. Benim mizah anlayışımı da şekillendirmede büyük bir rol oynamıştır. Peki nedir bu etnik mizah? Etnik mizah bir etnisite, ırk veya kültürel grupla alakalı yapılan esprilerdir ve en büyük silahları stereotiplerdir. Stereotip kelimesi genellikle olumsuz bir algı oluşturur insanda, lakin ki öyle değildir. Stereotip oluşturma bizim hayatta kalmamızı sağlayan çok önemli bir özelliğimizdir. Genelleme yapmadan dış dünyadan topladığımız bilgileri işlememiz çok zordur. Örüntüler kurmak bizim işimizi çok kolaylaştırmıştır bazı konularda. Benim eyyorlamam bu kadar, haydi hayırlı işler. Meselan yılanı bir kere tanıdıktan sonra artık farklı boy, renk, tür veya şekilde olan yılanları da hemen kafamızda yılan olarak tanımlarız; hatta yeşil bir ağaç kökü gördüğümüzde de bir anlığına onu yılan sanabilir ve irkilebiliriz. Aksi öğretilene kadar yunus balığı balıktır bizim için çünkü balığa çok benzemekte, ismi bile balıktır. Sadece hayvanlar için değil insanlar için de bir takım stereotipler oluşturmuşuzdur. Bunların hepsine ırkçılık demek kesinlikle yanlıştır. Ama tabi ki aşırıya kaçıldığında bunlar artık ırkçı düşüncelere dönüşecektir. (Bu tarz ırkçılıkları Almanlar çok yapmaktadır çünkü hepsi gizli Nazicidir aslında, pis Almanlar.) ‘Yahudilerin burunları büyüktür, Almanlar çok disiplinlidir, Araplar pistir, Amerikalılar şişkodur, Ruslar sürekli votka içer, Kanadalılar çok kibardır, Japonların ufak …’ gibi kalıplar stereotiplere örnektir. Etnik mizah sadece ırklarla değil, kültürel veya ideolojik gruplarla da ilgili yapılabilir. Hatta bunlar daha sık görülebilmekte çünkü aynı dili konuşan ve aynı ülkede yaşayan insanların iletişimleri daha sıktır.

Ah bu erkekler yok mu?

Mesela üstteki görselde yapılan mizah etnik mizaha giriyor. İslam doktrinleri arasında olan tesettürle alakalı bir mizah yapılmış. Etnik mizahın en önemli fonksiyonu sosyal kimliği belirlemektir. Üstteki mizahı yapan arkadaş kendisine göre bir sosyal kimlik oluşturmuştur ve bunu beğenenler de bu sosyal kimliği paylaşıyorlardır. Bu tabi ki bilinçli olarak yapılan bir eylem değildir. İnsanlar “acaba bugün kendime hangi sosyal kimliği oluştursam?” diye mizah yapmazlar. Bu sosyal kimliklerin çoğalmasıyla birlikte gruplaşmalar ortaya çıkar. Ve insanlar da mizah sayesinde hangi grupta olup olmadıklarını ve grup içerisindeki yerlerini belirlerler. Etnik mizah yapıldıkça insanlar kendi bulundukları gruplarda (in-group) kendilerini kanıtlamış olurlar. Hakkında şaka yaptıkları gruplara (out-group) ise ‘sadece şakaydı dostum, alınma hemen’ derler. In-grouplarına bunu söylemelerine gerek yoktur çünkü bu şakalara genelde birlikte gülerler ve grup içi bağları kuvvetlenir. Bu sadece grup içi bağlılığı arttırmak için değil ileriye götürüldüğünde out-groupu dağıtmak için de kullanılabilir. Karşı tarafı aşağılayarak onlara zarar verme içgüdüsü vardır ve ‘sadece şakaydı’ bile demezler.

Jew Jokes- bütün IRKÇI ve seçkin olmayan kitapçılarda

İnternetin yaygınlaşması ile mizahın seyri biraz değişmiştir ve literatüre yeni bir terim girmiştir: İnternet Trolleri. İnternet üzerinde yapılan trollükler çok yaygınlaştı. Başta twitter olmak üzere farklı mecralardan insanların etnik ve kara mizah yaptıklarını görüyoruz. Bunun bir yolu da sanki out-groupdaymış gibi yapıp aslında out-group ile dalga geçmek ve in-grouptaki yerlerini iyice sağlamlaştırmak. Burada sarkazm ortaya çıkmaktadır. Twitterda en beğendiğim troll hiç şüphesiz ki Kürşet Hocadır. Çok zekice espriler yapmasının yanı sıra bahsettiğim olayı çok iyi uygulayabilmektedir. Zaten kendisi çok farklı ve zıt gruplardaymış gibi yaparak sahte sosyal kimlik oluşturuyor. Bundan dolayı aslında out-grouplarla alakalı mizah yapıyor hatta belki gerçek hayatındaki mensubu olduğu in-groupularıyla bile dalga geçiyordur.Tabi ki bazı insanlar bu trollerin oluşturdukları sahte sosyal kimlikleri anlamıyorlar ve trollerimize yeni bir mizah malzemesi çıkıyor. İnternet trolleri genellikle narsisizm ve sadizm ile suçlanır ve bunu iddia edenlerin haklılık payları vardır. Çünkü out-groupa ile dalga geçerek aslında kendi gruplarını yüceltmek isterler. Aynı zamanda internette genellikle anonim kimliklerin altına saklandıkları için gerçek hayatta olduklarından daha fazla saldırgan olabiliyorlar ve başkalarının ne hissettiklerini pek düşünemiyorlar. Bu da klasik etnik mizah anlayışını bambaşka noktalara taşımıştır. Gerçek hayatta etnik bir mizah yapabilmek için ortamda ya out-groupa mensup bir birey olmaması, varsa bile o bireyle samimi olmak lazım. İnternet ise senin hiç tanımadığın kişilere ya da genele karşı etnik mizahı yapmana olanak sağlıyor. İnternet üzerinden gerçek hayattaki gibi empati kuramamamızın nedeni ise ayna nöronlarımızın çalışabilmesi için yeterli somutluğun olmaması. O insanı görmüyoruz, duymuyoruz, belki tanımıyoruz bile; neler hissedeceğini de gözlemleyemeyeceğimiz için empati gerçek hayattaki gibi kurulamıyor. Tıpkı birisinin cüzdanını çalma eylemini çoğumuz yapmazken ve yanlış bulurken internetten korsan film, oyun indirmenin çok sık görülmesi ve çoğumuzun yapması gibi. Etik değerlerce hiçbir farkı olmayan bu eylemler istatistiksel olarak çok farklılık gösteriyor. Belki savaş pilotları kara harekatına katılan askerlerden çok daha fazla insan öldürürken psikolojisi bozulanlar genelde kara harekatına katılanlar oluyor çünkü onlar öldürdüğü insanları bizzat gördüler. Bunların hepsinin altında benzer nedenler yatıyor aslında.

Benim de troll olduğumu iddia eden kişiler oldu. Bu kişilere çok açık çağrıda bulunuyorum: Müddei iddiasını ispat ile mükelleftir. Bu medeni kanunun en temel maddesidir. Eğer benim troll bir tane bile tweetimi gösterirseniz ben hesabımı kapatırım; yok eğer ispatlayamazsanız en hafif tabiriyle ALÇAKSINIZ, ŞEREFSİZSİNİZ. Evet arkadaşlar maalesef ispatlandı :( kendinize iyi bakın, sizleri özleyeceğim. Evet ben de sahte sosyal kimlik oluşturarak mizahını yaptığım out-grouplar oldu. Cüneyd Özosmanlı personası aslında bununla ilgiliydi mesela. Profil değişikliğiyle birlikte Osmanlı’yı doğru dürüst bilmeyen, alakalı on tane sıralı cümle kurmasını istediğinizde kuramayacak ama buna rağmen sıkı sıkıya sarılıp bunu her fırsatta vurgulayan kişilerin grubunu tiye almaktı amacım. Beni iyi tanıyan insanlar benim trollük peşinde olduğumu biliyorlardı ve gayet de eğlendik. Ama beni belki çok iyi tanımayan veya hiç tanımayan insanlardan bu tuzağa düşenleri gördüm ve bu zaten komik olan bir olayı iyice mizahsenleştirdi. Çünkü out-groupa mensupmuşsun gibi yaptığın için in-grouptan biri tarafından eleştiriliyorsunuz ve evlere şenlik bir tablo ortaya çıkıyor. Sadece bu persona değil aslında farklı personalarla da bunu yaptım. Mesela yaptığım floodlarda ateizme büyük darbe vurduğunu sanan ama yalan ve saçma bilgilerle bezenmiş hikayelerle dalga geçtim. Mizah tabi ki çok karmaşık bir durumdur, siyah beyaz değildir. Kendi in-groupuyla da dalga geçebilir insan. Bir Müslüman olarak bu anlatılan hikayelerle dalga geçmem aslına kendi in-groupumdaki yerimi belirlememle ilgiliydi. Ya da benzer şekilde sual-cevap serisinde de insanların ilahiyatçılara (din alimi demiyorum) sordukları saçma sapan sorular ve soruların bazen ilahiyatçının alanı dışı olmasına rağmen ilahiyatçının cevap vermeye çalışmasıyla dalga geçtim. Bilmiyorum demek çok zor olsa gerek.

Demek buraya kadar gelebildin. Gerçekten buraya kadar okuyacağını düşünmemiştim. Sen benim için çok değerlisin bunu bil. Tüm okuyucularım bir yana sen bir yana. Ben buraya kadar okuyacak kimse olacağını tahmin etmediğim için nasıl bağlayacağımı hiç düşünmemiştim. O zaman bir şiirimle yazımı noktalıyorum. Şiir tamamen bana aittir, hiçbir yerden esinlenmedim (Respect):

Imagine there’s no touchies
It’s easy if you try
No offense below us
Above us only sky
Imagine all the people
Joking for today… Aha-ah…
You may say I’m a troller
But I’m not the only one
I hope someday you’ll join us
And the world will live as one
— — — Aşık Cüneyd
One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.