Bağlar, hatıralar, hayatlar …

Ne zaman gitsem memlekete, bahçedeki yüz yıllık dut ağaçları tarifi imkansız bir huzur ve aidiyet duygusu verir. Orada olmaları geçmişle aramdaki en belirgin, dokunabildiğim bağdır adeta.

Sonraki nesiller, bir eşyanın insan hayatındaki yerini, hatıralara iliştirdiği değeri, ruhu, yaşanmışlığı fark edemeyecek. Her şey çok hızlı eskitiliyor artık. Çocuklarımız ilerde evlerimize geldiğinde, çocukluğunu yaşatacak, onu hatıralara götürecek bir sehpa, bir ayna, bir masa, koltuk, tabak bile bulamayacak. Her on yılda bir değişiyor artık evler baştan ayağa. Biz eşyayı değil, eşya bizi kullanır oldu. Onu bırakın çocukluğunun geçtiği ev, mahalle bile kentsel dönüşümle yerini devasa binalara, sokak aralarında kaybolduğu muhitlere dönüşecek. Üzerinde iş makinalarının tepindiği hatıraların sahibi nesiller olarak devam edecekler hayatlarına ve bu şüphesiz onları hayat karşısında daha güçsüz, iğreti ve güvensiz hale getirecek.

Şu yıkık dökük, taş ve ahşabın oluşturduğu mütevazi odalar kaç hayat barındırdı içinde kim bilir. Yanı başındaki incir ağacına kaç çocuk tırmandı ve düştü o gevrek dalından. Sırt sırta vermiş binalardaki hatıralar, komşuluklar, hayatlar, gelinler, cenazeler, mevlitler … İnsan kökleri ile tutunuyor hayata ve hatıralar, sosyal çevre, akraba, dost, aile oluşturuyor bu köklerin bütünün lif lif. Lif lif çözülüyoruz her geçen gün ve biteviye. 
Ne zaman kalıcı, sağlam, betondan ve demirden yapılmaya başladı yapılar, o zaman soğudu insanların arası.

Bursa Sokakları
Bursa Sokakları