Etkin Kelimeler

“Hırsların sonuna erişmek, gökkuşağına erişmeye benzer, biz ulaşırken onlar hep kaçar.” 
Edmund Burke’nin bu sözü ile bitirmişti hatıra defterime yazdığı yazıyı, lise son sınıfta coğrafya hocam. Hırslarla ve hırslı insanlarla ilgili ne zaman bir şey fark etsem müstehzi bir gülümseme ile bu cümle gelir aklıma.

Etkin duygular hep kısa kelimelerle ifade buluyor; hırs, aşk, kin, ölüm, hiç, linç, umut, dâvâ, din … çoğaltın siz artık. Hayata baktığımızda ana omurgayı bu kısa kelimeler oluşturuyor aslında. Diğer konular bunların hâle hâle etrafını saran detaylar ve ilişkilerden ibaret. Bizi ayıran kutuplaştıran şeylerin bile toplumsal temelinde bu aktörler var. Kelimelerin evrensel ifade güçleri bile kalıplara döküldü. “Allah zalimleri kahretsin” diyorsun, “hangi zalimleri?” diyorlar. Dualar etiketli, beddualar adrese teslim. Canhıraş bir yetişme ve beyan etme telaşı sarmış her yanımızı. Duygular bir geçit gösteri erleri gibi ortada, ifşa ve bağırtkan. Allah bizi sadece sosyal medyadan takip ediyor sanırsınız, hâşâ …

Görkemli hayatlara mekan olmuş bir konağın bahçesine serdiği kartonun üzerinde uyuyan bu adam, her şeyi net ve yalın anlatmıyor mu sizce de …?