Bir Farklı Hikaye: 1 Genç 1 Gelecek

Boğaziçi Üniversitesi ve Koç Üniversitesi’nden arkadaşlarımızla kurduğumuz topluluk Türkiye’de gençlerin farklı perspektifleri daha erken kazanıp daha fazla üretken olmasını hedefliyor.

Bu hafta sonu, 9 arkadaş bir şekilde başlattığımız projenin ilk seminerlerini gerçekleştirdik. Amacımız gayet açık: üniversitede öğrendiğimiz fakat daha erkenden öğrenilmesinin daha faydalı olacağını düşündüğümüz konuları daha önceden geleceğe aktarmak. Bunu başarabilirsek, zamanında sahip olduğumuz ve yeni nesil öğrencilerde de gözlemlediğimiz “tıp mı yoksa mühendislik mi” algısını bir nebze kırabileceğimizi düşünüyoruz.

Neden mi?

Çünkü gelecek neslin yapacakları meslek kadar izledikleri film, okudukları kitap ya da felsefi konular hakkında daha derin düşüncelere sahip olması gerektiğini düşünüyoruz. Faizlerin artması ya da azalmasından her ay açıklanan enflasyon verisinin önemini anlamaya kadar karışık gözüken konuların aslında biraz araştırınca anlaşılabilir olduğunu; benzer şekilde girişim kurmanın, hikaye yaratmanın yani kısaca merakların peşinden koşmanın imkansız olmadığını göstermeye çalışıyoruz.

Sahip olduğum sorumluluklara ek olarak topluluğa esas katkım “Borsaya Giriş” seminerleriyle finansal okur-yazarlık kültürünü lise öğrencilerine aktarabilmek. Bu kapsamda döviz, altın, petrol gibi her gün televizyonda duyduğumuz varlıkların fiyatlarının nasıl ve neye göre hareket ettiğini tartışıyoruz. Amaç kısa yoldan köşeyi dönmek, milyoner olmak, Para Avcısı (Wolf of Wall Street) filminde Leonardo DiCaprio’nun canlandırdığı gibi bir üne sahip olmak değil. Aktarmaya çalıştığımız konuların arasında doların 1.8'lerden 3 lira oluşunun altında yatan sebepler, %4'lerden %11'lere gelen faizin yükselişinin hikayesi var.

“Borsaya Giriş” temasının içeriğini hazırlarken Amerika’daki öğrencilerin ders programlarını inceleme fırsatı buldum biraz da. İlginçtir ki üniversite eğitimlerini karşılamak için yüksek miktarda kredi ödemesiyle karşı karşıya kaldıklarından dolayı öğrencilerin finans eğitimi bize göre daha erken başlıyor. Arz-talep ilişkisi, GSYH, faiz, ticaret gibi hem mikroekonomik hem de makroekonomik konulara değiniliyor ders programlarında. Türkiye’de ise bu eksiklikten dolayı bilinçli olması beklenen üniversite öğrencileri dahil birçok insan yönlendirmelerle yatırım yapıyor. 1.80 TL’den 3.00 TL’ye gelmiş bir varlığın beklentisin ne olduğunu öğrenmekten ziyade “doların ateşi çıktı” şeklindeki magazinsel haberler ile insanlar yatırım kararı alıyor. At yarışı ya da bahis oynar gibi hisse senedi yorumları yapılıyor. Bu şartlar altında pasif getiri ile milyoner olmak imkansız demiyorum fakat fazlasıyla kalburüstü bir şansa sahip olmanız gerekiyor.

Bir örnek vermek gerekirse, benzeri yanılsamaları yaşadığım için bazı derslere büyük yükümlülükler ödemek zorunda kaldım zamanında. Çalışırken biriktirdiğim parayı, kaldıraçlı enstrümanları kullanırken Gezi Parkı protestolarında kaybettim. Benimle benzer hikayeyi paylaşan onlarca insanın forumlarda hikayesini okudum. Peki bu sürecin gerçekten suçlusu Gezi Parkı mıydı? Hayır.

Suçlusu bendim çünkü 22 Mayıs 2013 tarihinde Ben Bernanke’nin “tahvil alımlarını azaltıyoruz” açıklamasını gözden kaçırdım. Zira bu ifade bol para döneminin biteceğinin ve paranın gelişmekte olan ülkelerden çıkıp daha güvenli ülkelere geri gideceğinin yegane işaretlerinden biriydi. Açıklamanın ertesi günü %7 düşen NIKKEI’yi (Japonya Borsası) görüp de sebebini araştırmadığımdan bu hata benim için fazlasıyla büyük bir tecrübe oldu.

MEF Üniversitesi’ne seminerlere sağladığı sınıflardan dolayı ayrıca teşekkür ediyoruz.

Buna benzer tecrübeleri hepimiz yaşadık ve yaşadıklarımızı gençliğe daha erken aktarmak istiyoruz. Gençlerin de hata yapacağını biliyoruz. Velhasıl aynı hatayı yapmak yerine farklı hatalarla yüz yüze gelsinler, biz de bu sayede toplum olarak ilerleme kaydedelim istiyoruz. Veri konusunun önemini anlamakta hala zorlanan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına bilginin ne kadar önemli olabileceğini, lisede olsalar bile istedikleri bilgiye nasıl kolayca ulaşabileceklerini aktarmaya çalışıyoruz. Kod yazmak konusunu merak edenlere problemin düşündükleri kadar zor olmadığını gösteriyoruz. “Girişim kuracağım ama kod yazacak kimse yok.” dedirtmemek için kod öğretiyoruz. “Film eleştirisi yazmak istiyorum ama beğenilir mi bilmiyorum.” endişesini atlatmak için hep birlikte tartışıyoruz.

Cumartesi günü bu parkura ilk adımı attık. Biliyoruz ki Anadolu’da bizim kadar şanslı olamayan insanlar var; doğayla bize kıyasla daha iç içe yaşama şansı bulabildikleri gibi büyük şehirde yaşamanın fırsatlarından yararlanamayan arkadaşlarımız var. Umarım ilerledikçe Trabzon’da, Adana’da ya da Diyarbakır’da başka parkurların açılmasına da sebep oluruz.

Ne yaptığımızı daha detaylı öğrenmek için sitemize göz atabilirsiniz.

Özel Bölüm:

Öğrencilerle ünlü iktisatçı Mankiw’in ekonominin prensiplerini tartışırken borsa konusuna da değindik. İnsanların tercihleri kadar Merkez Bankası tercihlerini de tartışarak “düşük faiz” ya da “düşük döviz kuru” denklemine kendimizce çözüm bulmaya çalıştık. Devam eden tartışma içerisinde ben de öğrencilere fırsatları olsa Türkiye’de hangi şirketlere yatırım yapacaklarını sordum. Çıkan sonuçları da şöyle derledim:

1G1G Yatırım Fonu:

Oluşturduğumuz 12 portföyde hisselerin ortalama dağılımı (yüzdesel olarak):

KCHOL %23.9 ISCTR %19.5 GARAN %8.7 DGGYO %8.7
BIMAS %6.5 THYAO %4.3 TAVHL %4.3 FENER %4.3
CUSAN %4.3 PGSUS %4.3 ULKER %4.3 TCELL %4.3
AKBNK %2.1

Seminerlerle birlikte güncel portföy durumunu da haftalık olarak 1genc1gelecek.com blogunda paylaşacağız.