Aracı olmadığı için noktalara varamayanlar veya kuşanıp yola çıkanlar. Bahşedildiğini düşünüp doğurup yaratanlar ya da denk gelip öğrenenler. Yarattığı insana, payına düşenin üstüne düşenle aynı olmayacağını anlatmayanlar, gözü kapalı deliler ekmiş oluyor toprağa. Filizlenen delilerin bazıları bire bin katıp su için çırpınıyor, bazıları kendi ışığını bulmuş oraya doğru boylanıyor. Her biri en başında aynı dünyaya doğuyor, komut duymadan uyanıyor. 
Sonrasının kimin elinde olduğu meçhul işte. Yazın en sıcak bunaltıcı günlerine kimisi ‘dog days’ diyor, kimisi aynı günü ‘eyyamıbahur’ olarak yaşıyor. Ama aynı yaz gününde kavrulup aynı ayazda dizlerinden vazgeçiyorlar. 
Korkulacak bir şey yok herkes aynı payda da toplanmıyor. Kimse aynı meyveyi vermiyor da toplamıyor da. Bu milyon çeşitli kalabalık üstüme doğru yürürken, denk gelmeyi beklemediğim anda karşıma çıkan o kişiyi kapıda durma içeri buyur diye karşılıyorum. Artık tek bedende içini istediğim gibi döşeyebildiğim bir ev gibiyim.
İstediklerini görecek veya gösterecek vaktin bir kum saati kadar olduğu hissedilen zamanlarda, gözü kapalı deliler kum saatini istediği gibi ters çevirebilceğini çok iyi bilir.