Bir Geyiğin Teorisi

Herkesle geyik yapılmaz. Kıvrak zeka ve birikim ister.

İlkin gözgöze gelinir. İnceden bi tartılır. İki cümle ortalayıp, kelimelerin gelişine kaprissizce vuruyorsa kişi masaya davet edilir .

Geyik, ortamın mahiyetine göre süzülüp yavaş yavaş dökülür bardaklara.

İstemesek te çamaşır suyu kokan konular genelde memleket, din ve aşk üzerine seçilir. Bu konulara yakın masalar da olaya ufaktan ıslanırlar.

Geyiğe ciddiyet katılmaz, katılırsa iş sulanır. Bu yüzdendir ki sofranın geyiğini en kıdemli, en iyi bilen başlatır. O başlatmadan başlanmaz.

Kıdemli olan; bir sokak kedisi ise sofradakiler ev kedisidir. Fark da budur. Ayrıntı ve adap.

Başlamadan önce 3 temel nizam vardır;
 Harflerde egemenlik, kelimelerde cumhuriyet.
 Hakimiyet ise temel cümlelerindir.
Tek başınıza ve yalnız.

Geyiğe başlandığınızda dede sporu atıcılık alp disiplini seviyesine yükselir. Bu bir tehlikedir, zira başladığınızda saçmalayıp kendinizi en güzel cümlenizden aşağı atmanız muhtemeldir. Yapmayınız.

Sofranın en önemli içkisi; isteyene rakı, isteyene buzlu bir palavradır. Asla kimse zorlanamaz. Kimse kimseye üstünlük sağlamak için gözlerini devire devire atarlanamaz.

Kimse o masanın galibi olamaz, o masanın tek galibi, tek şahidi meze ve rakıdan bolca nasiplenen sofranın kedisi Mernuş’tur. Son otobusü kaçırmış olan bir millettin çocuğudur.

Bi zahmet efendi gibi içelim ve güzelleşelim, bu geyik bitmez çünkü:))

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.