Kendini Bilmeyen Bilge Teorisi 2

Tam unutmuşum derken bu sabah yine denk geldim o fırlamaya. Aynı trençkot, aynı muzip ifade suratında. “Fırt” hareketi yaptı yine. “ Gel ulan”dedim gülerek.

Geldi. “ Abi uykum gitti, nereye gittiyse, bulmak için çok aradım” dedi b.ktan bir espri yaparak. “Çay?” diye sordum. Başıyla onayladı. “ Ama sigaramı getirdim. Aman senin sliminden olmasın” dedi kıkırdayarak.

Belli ki her anlattığını dinleyeni bekleyenlerdendi.

Önce nefret edecekler” dedi içinden. “Sonra sevecekler” dedi dışından. “ Yine ne diyon olm” diye sordum.

“Biz fırlamalar kadınlara aşağılık davranırız, bize her daim aşık olsunlar diye.” dedi. “Gözleri ne onlara son nefeslerini verecek elleri görürler ne de başka bir organı.” diye kahkayı bastı ahlaksızca. “ Bunun adı kifayetsiz baba psikolojisi, babaları da öyledir bunların. Analarını her türlü dizi serisi gibi tokatlamışlardır.” diye devam etti.

Olur mu öyle şey” dedim. “Sen hiç sevmedin mi gerçekten?” diye sordum.

Bir kez, tek bir kez aşık olmuştum abicim. Hatta son paramla kahve bile ısmarlamıştım abicim” “Bak hala saklarım fişini” deyip göstermez mi:))

Babadan kalma miras olan 20 TL’yi bozdurmuştum, bana da 9 TL para üstü kalmıştı. Bişii uydurup 120 km eve yürümüştüm abicim. Ev derken Kuruçeşme parktaki bankıma yani:))

Ne oldu peki?” diye sordum.

Ah be abicim hayatın en kolay yakalanılan ve en hızlı iyileşilen hastalığına tutulmuşum; Umut:)

Sonra?”. “Vazgeçti benden. Belli ki vazgeçeceği varmış” dedi sırıtarak. “Şairin dediği gibi be; aşk yokmuş sende beş paralık, k..çmın fosforuyla aydınlan artık dedim abicim:))) “Sonra da ben vazgeçtim ondan” diye devam etti. “ Olsun abicim, bize karı mı yok diyerek gülmeye başlayan sesi, tonsürton geçişle, göz pınarlarında biriken yaşların çenesine inen salyayla birleşmesiyle bitti. Ağlıyor mu gülüyor mu anladım o zaman. Sonunda “Haaayytt” diye bağırıp, “ Hadi sana günaydın” deyip, yine kalkıp gitti.

Cidden her akıllının yanında bir deli olmalı diye düşündüğüm aynı sabahtı işte…

Deli miyim akıllı mıyım hala araştırıyorum. Hangisi değilsem öbürünü arıyorum.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.