Panda Teorisi

Geçen hafta bir barda oturmuş konuşuyoruz. Alışık olmadığım bir rakı masası kalabalıklığı. İçtikçe güzelleşilmiş, dillerin yavaştan sözcükler üstündeki hakimiyetini kaybettiği dakikalar başlamış. Bense daha önce okuduğum rakı adabını anlatıp ahkam kesmeye başlamışım.

Muhabbet kendi meyhanemizi açsak mıdan, uzaylılar gelse evi kaçtan kiraya veririze, ordan da hayvan pornosuna döndüğünde “ Olm nereye gidiyor muhabbetin sonu” diye düşünmeye başlamıştım ki, yeni yrd. doç. olmuş 1.80lik hanım “Kafka’yı okumayan adam değildir efendileer” diye bağırmaya başlamaz mı. Neyse sakinleştirdik hanımı…

İsmi bende saklı arkadaşım Panda Sabri de tam karşımda oturmuş sağa sola bakıp ufaktan kurtlanıyor. Telefon elinde yazıyor da yazıyor. Bir gülüyor, bir yukarı bakıp sakalını kaşıyor, düşünüyor tekrar. Bir gözleri doluyor. Belli ki rakı fazla gelmiş lavuğa. Bir keresinde bira şişesini şeyiyle içmeye kalkmıştı da uyarmıştım, o da küsüp gitmişti. O gün bugündür karışmıyorum artık.

Vakit gece 11.00 civarları, bizim Panda bir hareketlendi, çaktırmadan sağına soluna bakıp toparlanmaya başladı, gidecek. Farkedilmiyor sanıyor garibim. 100 kilosun nasıl farkedilmezsin yahu.

“ Nereye ya, iyiydik” dedim. “Ya bir işim çıktı” dedi. Bu saatte senin ne işin işin olur g..tlek, bilmiyor muyum seni? Bir hanımla buluşacak, söylemiyor. Dayanamayıp kalktı bu, Reks’in ordan aşağı vurdu kendini, gözden kayboldu.

Meğer bizimki atlamış taksiye, tam gaz eve. Yerleşmiş koltuğa, bir önceki haftadan kalma pideyi indirmiş mideye. Sonra kızı arayayım da evi tarif edeyim derken bakmış cep telefonu yok. Belli ki takside unutmuş. Kızın numarası da ezbere yok. Ulan ne yapsam derken fırlamış sokağa. Kendi telefonunu bulmak için başka bir telefon şart yani. İzmarit Necmi tam dükkanı kapatmak üzere. Koşmuş yanına “Abi durum bu. Taksiden burda indim. Senin telefondan kendimi arayabilir miyim?” diye sormuş.

İzmarit mırın kırın etmiş önce neyse sonra vermiş telefonu. Bizimki aramış kendi numarasını. Taksici açmış telefonu. “Abi durum buyken, bu. Aç taksimetreyi, beni bıraktığın yere getir.” demiş Panda. Taksici “Müşterim var, bırakayım öyle.” demiş taksici. “Tamamdır. ” demiş bizimki.

Bu sırada İzmarit kapatmış dükkanı, yatmaya gitmiş. Bizimki de oturmuş dükkanın önüne taksicinin telefonunu getirmesini beklemeye başlamış. O sırada kız da bizim Panda’yı aramaya başlamış. “ Ben yaklaştım, çık al beni ” diyecek. Tabii taksici açmış telefonu; “ Yenge durum böyle böyle. Takside unutmuş telefonunu ama en son kuruyemişçiden aradı ” diyerek İzmarit’in numarasını vermiş. “Ara, ulaşırsın kesin ” demiş.

Bu arada taksici yaklaşmış, ama bizimkini tam indirdiği yeri hatırlamadığından cepten en son aranan numara yani İzmarit’i aramış.

Bir yandan yenge, bir yandan taksici İzmarit’i arayıp duruyorlar, İzmarit yatmış uyuyacak, kız arıyor, diyor ki; “ Sevgilim son bu numaradan aramış.” , Taksici arıyor; “ Yeri bulamıyorum, bari abinin evini bir tarif et.” İzmarit ; “ Ne bileyim kardeşim ” falan derken, sonunda dellenmiş bu. “ S..krm sizi de telefonunuzu da, aramayın o…çocukları ” deyip atarlanınca, efendim bunlar birbirine girmişler.

İzmarit kıza da basmış küfürü. Kız da taksiciyi arayıp, verdiğiniz bu numaradan bana küfürettiler, bu ne ya deyip ağlamaya başlamışmış.. Zaten küfrü yemiş olan taksici de “ S…ym seni de sevgilini de ” diye basmış küfürü kıza. O sırada kızı getiren taksici bunu duyup kızın elinden telefonu kapmış; “ Ulan dallama sen nasıl benim müşterime küfredersin amk ” diye girmiş bizim taksiciye.

Nihayet hepsi bizim Panda’nın olduğu yere gelmişler. İlk taksici kuruyemişçinin camını indirmek için taş arıyor, kız ağzına s..çmak için bizim tombalağı arıyor, kuruyemişçi telefonda ana avrat dümdüz, bizim Panda da bunların ortasında oturmuş olanları seyrediyor. Ortam Kill Bill gibi. Herkes birbirini vuruyor amk. Neyse ortam sakinleşince bizim Panda kızı alıp eve gitmiş sonunda.

Geçen gülüp bunu konuşuyorduk. “ Nasıl bi adamsın yaa ” dedim. “Olm ortada başedemediğin bi durum varsa oturup bekleyeceksin. Hersey kendi kendine halloluyor. ” dedi sırıtarak.

Ulan Panda seni de teorini de s…kym

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.