İnsanları tanımak bir ömür
Yeni tanıştık. Belli bir müddet sonra birbirimizi daha iyi tanırız.
Dedi hayatı ve zamanı küçümseyen adam.

İlk olarak insanları dış görünüşünden tanımaya çalışıyoruz. Sonra söyledikleriyle değişiyor “onu” tanıma fikrimiz. Akabinde davranışlarını gördükçe daha derine iniyor tanıma düşüncelerimiz. Zaman geçtikçe bu verilerin birbirine olan tutarlılıklarından çıkarım yaparak daha iyi “tanıyorum” diyoruz. Zamanla yaşlanan insan, yaşam deneyimleriyle farkında olmadan da değişir. Zaman geçtikçe ilk deneyimlerle tutarlılık bozulmaya başlar ve suçlarız değişen insanı.
Biz kendimizi ne kadar tanıyoruz? Kendimiz değişmiyor muyuz? Kendimize hiçbir zaman dışarıdan bir göz olarak bakamadık. Ama farkındalığımızı arttırarak kendimizi gözlemleyebiliriz. Ve bu gözlemler sonunda da değişimlerin varlığını keşfedebiliriz.

Hayat tecrübelerine dayanarak bir insan sarrafına dönüştüğünü zannedebilirsin. İnsanların duruşundan konuşmasından bütün hayatını dökebilirsin ama yine de seni yanıltan şeyler olabilceği gibi zamanla değişen şeyler de olacaktır. Bir insanı anlık tanıyabilirsiniz. 30 yıldır birbirinizi bilen insanlar olarak düşünürsünüz ama 30 yıl önceki insanla şimdiki insanlar değilsinizdir.

Ne kadar ayrıntıları inceleyip yakından baksanızda tam olarak aslı bilemeyiz. İnsan beyni karmaşık bir yapı olduğu gibi duygu düşüncelerin değişkenliğini mantıkla ölçmek imkansızdır. Birçok ihtimal birçok sonucu doğurduğu gibi bizi de davranışlara karşı davranma durumlarına getiriyor. Bu sebeple birbirini kovalayan mücadelenin içine giriyoruz.
Önemli olan insanlara belirli bir müddet tanımak değil, bir ömür vermek. Yolunu çizgisi görebildiğiniz yakın insanlara ömür harcanır. Ama her zaman değişimler olacaktır.
Çok kısa olan bu hayatı zorlaştırıp birbirimizle mücadele etmektense birbirimize sevgi adayıp ömrü güzelleştirmek kayıp değildir. Her şey istediğiniz gibi olmayacak zaten.
