Turizmde 2016 KRiZ Dönemi ‘iLK AYLARDA DURUM’ TESPiTi

(Bakan Ünal’ın 100 Gününün izlenerek 5 Makalede yorumlanmasıyla elde edilen ‘Krize AYAK*Uydurulamaması tespiti’ ÖRNEK*Olay Dosyası)

Turizmde toparlanma stratejisi-1: Yeni Bakan ne yapmalı?

02.11.2015 http://www.turizmnews.com/yazar/turizmde-toparlanma-stratejisi-yeni-bakan-ne-yapmali-253.html

Özellikle son on yıldır bocalama içinde olan Türk Turizminde, içine düşülen son olumsuzlukların piyasada gerçek anlamda bir “dibe vurmak” etkisi yarattığı malumdur. Henüz iki yıl öncesine kadar tıkanma ve gerileme sürecini ısrarla görmemeyi tercih ederek, gerçek durumu “şampiyonluk edebiyatı” ile örtbas etmeyi tercih eden turizmin piyasa liderleri, henüzyaşanan krizlerin gerçek nedenleri ve çözümleri üzerinde uyumlu bir teşhis ve tedavi yaklaşımında da, maalesef mutabakat sağlayabilmiş halde değildir.

Turizmin 40 sektörlü yapısını oluşturan her parselde olumsuzluklar artık şikâyetlere dönüşmüş olsa da, somut ve rasyonel bir “teşhis-tedavi süreci” üzerinde hala konuşulmamaktadır. Bugün için piyasanın genel beklentisinin‘artık yeni bir Bakan gelse de, dizginleri ele alarak Turizmi yoluna koysa’şeklinde ortak bir umut beslemek olduğu görülüyor. Fakat “Devletten medet ummak” olarak ifade edilebilecek bu yaklaşımın Ulusal Turizm Stratejimizin ‘Kamu ve Özel İşbirliği’ Prensibine ters düştüğü de görülemiyor.

Zira daha önce turizmin alt sektörlerinin mesleki örgütlenmesi ve tümüyle Ankara’dan Bakanlık eliyle yönetilmesi şeklindeki eski model kökten değişmiş, her Destinasyonda fonksiyonel dikey örgütlenmeye gidilmesi ve bunların merkezden etkili koordinasyonu prensibine geçilmiştir. Bu yaklaşımla, turizmin tüm paydaşlarının Yerel Konseylerde yepyeni bir sivil toplum çatısında bütünleşmesi ve her Bölgedeki sorunların uygulamaya yönelik çalışılması gerekirken, hala her şeyin Devletçe çözülmesi bekleniyor.

Oysa Devletçe gerekli teknik yöntem ve Politika tercihleri yapılarak, 17 yıllık Ulusal Turizm Stratejisine bağlanan bu çerçevede, oyunun yeni kuralları ve uygulama yöntemleri net bir şekilde ortaya konmuş olmasına rağmen,son 9 yıldır bu yeni yaklaşım idrak edilerek benimsenememiş ve uygulamaya dönük somut adımlar atılamamıştır. Hiç kimsenin karşı bir görüşü ve itirazı olmamasına karşın, bu Stratejik yaklaşıma uyum sağlanamamış olması,mevcut zihniyetlerin tutucu davranışlarıyla ilgili bir durumdur.

YENİ TURİZM BAKANI NE YAPMALI?

Yeniden yapılan Seçimlerle kurulacak olan yeni Hükümetin yeni Bakanı, göreve geldiğinde önünde çok net, fakat kafa karışıklığı nedeniyle çok çetrefil bir durumla karşılaşması söz konusudur. Verilen güncel demeçlerde, hala Sektörel ve Yerel Otoritelerin turizme ilişkin “meli-malı” ile biten dilek ve isteklerinin tekrarlandığı görülüyor. Ortak görüşleri pekişmemiş olan ve askıya alınmış Stratejik Modeli de bir türlü sindirememiş bir Piyasanın münferit taleplerini, yeni Bakana sunabilmek yarışına gireceği kuşkusuzdur.

Söz konusu karışık ve çelişkili ortamda, Yeni Bakan’ın nasıl bir yaklaşımla bu karmaşık durumu ele alarak rasyonel bir değerlendirmeyle uygulama kararları alarak harekete geçeceği, en kritik husustur.

İşte bu konuda açık ve net bir tavsiyemiz var: 2010 yılından beri Ulusal Strateji ve Konseyler Modelinin gönüllü Avukatlık görev sürecimizde 6 yıl önce önce Bakan Günay’a ve 3 yıl önce de Bakan Çelik’e verdiğimiz “Ulusal Stratejimizi uygulamalıyız” görüşümüzü tekrarlamak! Zira bu yöntem, en geçerli ve hazırda olan Yasal süreçtir.

Son kesitte gündeme gelen Kültür ve Turizmin ayrılması gibi konular, Turizmin ihtiyacı olan “kararlı bir Stratejik atılım uygulaması” konusuyla direkt ilgili değildir. Çünkü turizmde asıl çözümlenmesi gereken detaylar, Turizmin 40 alt sektörünün Destinasyonlarda sürdürülen üretim organizasyonunu uyumlu bir şekilde sürdürebilmesi ve Anadolu Destinasyonları gelişim sürecinin Bakanlık’ça Koordinasyonu ve desteklenebilmesi kapsamında odaklıdır. Uygulama yöntemi ise, tercihlere göre gerçekleştirilebilir.

Yeni Bakan, göreve geldiğinde Bakanlık Bürokratlarına “2023 Stratejimizi hızla revize ederek 3 ay içinde uygulamaya geçmek üzere çalışın”diyerek, bu konuda Piyasa ile sağlam bir diyalog kurarak “Kamu ve Özel İşbirliği esaslarını detaylandırıp” buna paralel her türlü organizasyon atılımlarını uyumlu şekilde başlatırsa, sihirli değneğini kullanmış olur. Mart 2016 itibariyle tüm detaylar çözülmüş olarak sağlam adımların atılması, işten bile değildir. Halen geleceği belirsiz Turizmde alternatif bir çözüm de yoktur.

YENİ STRATEJİK MODELE HIZLA GEÇİŞ YÖNTEMLERİ

Bakanlıkça 2005 yılından itibaren ciddi bir çalışma ve gayretlerle, “gelişen turizme yepyeni bir stratejik yaklaşım” üretilmesine rağmen “neden uygulanamadığı?” sorusuna aradığımız cevap, “Bakanlığın mevcut bünyesinde gerekli bürokratik değişimin yapılarak yeni teşkilatların kurulamaması” olarak su yüzüne çıkmıştır. Fakat kanımızca burada büyük bir çelişki vardır: Yeni Modelin ana yaklaşımı, öngörülen “bölgesel turizm yönetimi” yaklaşımında “fonksiyonel örgütlenmenin Sivil Topluma devri” esastır.

Bu bakımdan yeni düzenin Bakanlıkça yeni teşkilatlar kurularak yönetilmesi değil, organize edilerek sadece yürütülmesinin desteklenmesi söz konusudur. İhtiyaç olan geçişte ise en hayatiyet taşıyan konu, tüm turizm paydaşlarını yörelerde bağdaştıracak ve bütünleştirecek olan “sivil toplum inisiyatifinin gereğince devreye sokulması” eylemidir. Bu atılımın yerel örgütlerce desteklenerek, kendi özerk yapısı içinde yaşatılması, Bakanlığın bürokrasi yükünü hafifletmesine yol açacak en kritik uygulama detayıdır.

Yeni Bakan ile başlatılması tavsiye edilen atılımda, önerilen 3 aylık hazırlık döneminde Turizm Konseyleri Uygulama Yönetmeliği hemen devreye alınabilir. Getirilecek kriterlerde, görev-yetki ve çalışma esasları belirlenecek olan Yerel Konseylerin ‘yasal özerk dernek statüsünde kurulması ve tüm yerel Kamu ve Özel Kurumların katılımı ile oluşturulup desteklenmesi’ örgütlenme tarzı tariflenebilir. Ulusal Stratejide öngörülen bu Milli Örgütlenme Politikası, yerel ve sektörel sinerjiyi bağdaştıracak en önemli unsurdur.

Bölgesel Turizm Yönetimi yaklaşımıyla sürdürülecek olan Turizm Konseyleri çalışmalarının, fiili uygulama atılımlarına dönüşmesi ve Hükümet Politikalarıyla köprülerin kurulmasında rol oynayacak olan kritik yeni yapı, Ulusal Konsey oluşumudur. Konseyler Yönetmeliğinde tariflenecek olan bu oluşumun, tüm Turizm Endüstrisinin sistematik katılımıyla teşkil edilen bir ‘üst çatı yapısı’ olarak devreye girmesi, bu güne kadar ceremesi çekilen yapısal ve politika-strateji boşluklarının tümünü giderebilecek rasyonel atılımdır.

Sonuç olarak; Ulusal ekonominin %10 gibi bir bölümünü oluşturan ve sadece “döviz girdisi” olarak bakılıp %4 düzeyinde olduğu sanılan Turizm Endüstrisi, son yıllarda hayal edilen “katma değer, cari açığa ve istihdama derman olma” konularında sıra dışı bir nimettir. Stratejik Planlama olarak Dünya çapında geçerli yenilikçi yaklaşımlarla devreye sokulmuş olan 2023 Turizm Stratejisi’nin ömrünün yarısı, gereksiz yere tüketilmiştir. Yeni Bakan ile tekrar şansı olan “turizmde toparlanma süreci” aktif gündemdedir.

Önemli not: Hükümet oluşumunda Bakanlık olarak da “üvey evlat” olarak görülen Turizmin 10 YILDIR “toparlanma atılımına girememesi” sonucu, oluşan Milli kayıpların 200 Milyar$ düzeyinde olduğunun farkında mıyız?

zafer@cengiz.gen.tr

Turizmde toparlanma stratejisi-2: Yeni Dönemde Gündem!

19.12.2015 http://www.turizmnews.com/yazar/turizmde-toparlanma-stratejisi-yeni-donemde-gundem--260.html

Hızlı gelişme kaydederek ‘eskiyen ve dar gelen kabuğunu’ yasal olarak devreye sokulan Stratejik Plan’a rağmen değiştiremeyen Türk Turizmi, bugün Yeni Bakan Ünal ile ‘yeni atılımlara girmek’ üzeredir. Çünkü ‘turizmci olmayan’ Bakanımızın son demeçleri, 9 yıldır ertelenen Stratejik Hamlelerin yapılması yönünde açık ve net ifadeler taşımaktadır. Bu dönemin hızla aşılması ise, hayati önem taşımaktadır.

Bakanımızın Antalya ve İzmir konuşmalarında, eski Stratejinin revizyonu ve öngörülmüş olan Kamu ve Özel kesim İşbirliği konularında “yepyeni Modellere geçilmesi” konusunda, tereddütsüz ifadeler vardır. Şimdi ise, söz konusu atılımların gereğince ve hızla kotarılabilmesi için gerekli çalışma ortamlarına uyum sağlanması ihtiyacı mevcut. Zira son yıllarda Özel Kesim ‘ce ‘unutulmuş olan’ bir yaklaşım var!

Bu hususlarda, 2010 başından bu yana 6 Yıldır Medyada sürdürdüğümüz Strateji Avukatlığımız paralelinde, her açıdan Makalelerimizde sürekli işlediğimiz detayları özetleyerek,bu sürece katkı koyabilmeye gayret edeceğiz. İhtiyaç olan kritik husus; Özel kesimin Stratejik Planlama yaklaşımına uyum sağlayabilmek üzere eksik kalmış olan ‘farkındalık ve yöntem gerekçeleri’ boyutlarının aşılabilmesi ve katılımı’dır.

Söz konusu süreçte ise, Özel Kesimin ‘aktif ve pasif turizm paydaşları’ olarak iki ayrı kanadının olduğu ve bunların bu güne kadar ‘ortak hareket kültürünü taşımadığı’ idrak edilmelidir. Turizm Endüstrisinin alt sektörleri olarak, ayrı parsellerde faaliyet gösteren Aktif Paydaşların kendi aralarındaki çelişkiler ve Yerel Platformlarda somutlaşan Pasif Paydaşların aktif entegrasyona katılımı, çok hayati gerçeklerdir.

YENİ STRATEJİK ÇALIŞMALARDA YOL PLANI DETAYLARI

Yeni Bakanımızın demeçlerinde iki ayrı yaklaşım mevcut: İlki ‘mevcut krizleri göğüslemek’ üzere gelişen ‘acil önlem tedbirleri ve teşvikler’. İkincisi ise,‘Stratejik Atılımda kararlılık ve yöntem detayı’ olarak su yüzüne çıkıyor. Yıllarca ‘günü kurtarabilmek’ huyunda olan Özel-Aktif kesimin, doğal olarak odaklandığı ‘kriz yönetimi tedbirleri’ ötesi ‘Strateji hamlelerine’ ne kadar ihtimam gösterebileceği merak konusu?

Yeni Bakanımızın son beyanlarında “Sektörü tek çatıda toplayarak güçlü bir destinasyon yönetimine geçmek üzere, 2023 Stratejimizi en kısa zamanda güncelleyip 4 yıllık yeni bir eylem planı hazırlamak” gibi net ifadeler var.“İyi bir destinasyon yönetimi ve Strateji ile, bütünsel entegrasyon ve hedeflere odaklı planlamayla, tüm sektöre katkı sağlamak” ifadesi, Ulusal Stratejimizin kararlılıkla ele alınmasıdır.

Ayrıca; “Ocak Ayı içinde Antalya’da 2 ve İzmir’de 1 günlük Çalıştaylarla, Kamu-Özel kesimi bir araya getirip Belediye, Valilik ve sektör temsilcileri ile yerel sorunların ve ihtiyaçların tartışılması” gibi detaylar da, açıkça ifade edilmiştir. Fakat bu çalışmalarda ‘yerel sorunların ele alınması’ ile ‘Stratejik atılım yöntemleri’nin bir arada ele alınmasının, çok ağır ve çelişkili gündem oluşturacağı malumdur.

Çok muhtemelen İstanbul ve Muğla gibi önde gelen destinasyonlarda da sürdürülecek olan bu atılımcı yerel çalışmalarda, acil tedbirlerin zaten hızla yürürlüğe konmuş olduğu gerçeğinden hareketle, odak çalışmaların “Stratejik atılım süreci yöntemlerinde nabız yoklamak” üzerinde yoğunlaşmasını öneririz. Bu Çalıştaylarda asıl fayda, daha önce tepeden inme gelen Stratejiye farkındalık katılımı sağlanmasıdır.

TURİZM STRATEJİSİYLE GELECEK YENİ ORTAMIN İDRAK EDİLMESİ

Turizmde planlı yaklaşımla yenilikçi modeller geliştirilmesi üzerine 16 yıldır sürdürdüğümüz çalışmalarda, Ulusal çapta yaşanan çelişkiler ötesinde ‘tüm Dünya çapında turizmin yönetsel zorluklarının bir türlü çözülemediği ve her ülkede problemler yaşandığını’ açıkça tespit etmiş durumdayız. Bu bakımdan, net olarak “geleneksel piramit örgütlenmeyle turizmin gereğince yönetilemeyeceği” artık yeterince ispat edilmiştir.

Turizm endüstrisinin çok sayıdaki alt sektörlerinde gerekli olan ‘işlevsel entegrasyon ve koordinasyon’ihtiyacı, hiçbir merkezi otoritece karşılanamaz. İşte bu nedenle, on yıl önce UNWTO’ca geliştirilen Destinasyon Yönetimi Modeli tüm Dünya Hükümetlerine tavsiye edilmiş, ancak bu teknik ihtiyaç idrak edilerek uygulanamadı. Fakat Konseyler Modeli, Stratejimizde Milli Örgütlenme Yöntemi olarak vardır.

Söz konusu Modelin özü, Ulusal çapta adeta imkânsız olan geniş ‘örgütsel yönetim ihtiyacı’nın, alt Destinasyonlarda ve tüm yerel paydaşların katılacağı Sivil Toplum örgütlenmesiyle çözümlenmesi’dir. Destinasyonlarda resmi Dernek statüsündeki çalışmaların, elbette yürütme yetkisi yoktur. Fakat ‘yerel ortak aklın tartışarak ve uzlaşarak vereceği ortak kararlar’ Merkezi Hükümetin ev ödevi niteliğindedir.

Ulusal planda, tüm yerel destinasyonlarda ‘somut yerel projeler olarak üretilecek’ kararların İllerde bütünleşmesi ve hem yatırımlar, hem de tüm detay stratejik uygulamalar olarak gündeme girmesi ve Devlet’çe öncelikli kararlara dönüşerek, uygulamaya sokulması söz konusudur. Böylece, halen söz konusu bile olamayan ‘turizmin Yerel ve Ulusal patronu’ kavramı, “Ortak Akıl” olarak tezahür edebilmektedir.

Ayrıca; Konsey Modeliyle bugüne kadar hep konuşulan ve hayati önem taşıyan yenilikçi kavramların da otomatik olarak devreye alınması söz konusudur. “Özyönetim, katılımcı sivil toplum, kamusal çıkarların gözetilmesi, sürdürülebilir turizm, yerel güç birliği ve yönetişim” gibi çağdaş kavramların tümü, Konsey Modelinde yerel birleşim enerjisi ve ana sinerjiyi yaratacak ‘icra edilmesi çok zor olan’ ana unsurlardır.

Öncelikle Antalya yerelinde başlattığımız ve 2005’te Ulusal Strateji çalışmalarına destek vererek Ulusal Plana yansıyan çalışmalarımızda, üç yıl önceki Bakanın Adana MV olması nedeniyle, özgün bir Çukurova Destinasyonu oluşturma önerilerimizi, bu Sitede çeşitli zaman ve şekillerde işledik. Fakat ne Kamu, ne de Özel kesim olarak Piyasadan hiçbir tepki ve katkı alamamış olan ataklar, bir ‘örnek olay’ oluşturmuştur.

Günümüzde Kamu-Özel İşbirliği kavramı, çok çağdaş ve geçerli bir yaklaşımdır. Fakat bunun turizm gibi çetrefil bir endüstri alanında, sürekli ve hızlı gelişime ayak uyduracak tarzda ‘en verimli ve etkin’ şekilde devreye sokulması, yepyeni ufuklar açabilecek bir yaklaşımdır. Ulusal Stratejimizde öngörülmüş olan “81 ilde çalışan konseylerin Ankara’da Ulusal Konsey Çatısı oluşturması” tüm Dünyaya örnektir!

ÖNEMLİ NOT: Ulusal Turizmin yenilikçi dinamiklerini ‘görsel olarak anlatan’ ve yatay mesleki ve sektörel örgütleşme ötesinde, dikey etkileşim yaratan Konseyler Modelinin işlevini açıklayan Şemamızı ve müstakbel Anadolu Konseylerine Teknik Destek verebilmek için açılan Sitemizi bilgilerinize sunarım: https://bit.ly/TurizmKonseyi

zafer@cengiz.gen.tr

+YORUM: Zafer Cengiz TURBAN Turizm Bankası EMEKLİ TURİZM UZMANIAraştirmaci-yazar — işyönetimi-CEO

GÜNCEL KRİTİK DURUM: Yeni Bakanımızın son beyanlarıyla yeni gündeme gelen STRATEJİK ATILIMLAR kapsamında, hızla ele alınarak revize edilmesi söz konusu olan Ulusal Stratejinin KAMU ve ÖZEL ORTAKLIĞI ile birlikte, turizmde ihtiyaç duyulan Yeni DÜZEN ortamına geçileceği, mutlaka idrak edilmelidir. Bu atılımların ise, bugünü kurtarma öncelikli konuların arkasında kaldığı ve piyasada yeterince dikkate alınmadığı görülüyor? Oysa; Krizi avantaja dönüştürüp “sağlıklı bir yapı elde edilmesi” fırsatlarına erişilmiş ve acilen bilinçli olarak kullanılmalıdır. 
 Ulusal Stratejimizdeki TURİZM KONSEYLERİ Modeliyle gelişecek Bölgesel Turizm Yönetimi sayesinde Türk Turizminde HIZLA başlatılacak olan Sinerjik Yenilikçi Düzenin her yönüyle SİNDİRİLMESİ ve bu yılı da kaybedebilecek tereddütlere düşülmeden, hızla çalışılması ve (3 Ay içinde) Nisan’a kadar uygulamaya geçilmesi çok önemlidir. 
 Piyasada yıllardır hayal edilen ve çeşitli Oldu Bitti formülleriyle zorlama öneriler üretilmiş olan MİLLİ ÇATI ÖRGÜTÜ konusu ise, 4 yıl önce yaşanan “Turizm Meclisi” gibi maceralarla zaman kaybetmiştir. OYSA: 9 yıldır devrede olan 2023 Stratejisi hükümlerine göre, hızla faaliyete geçecek tüm Yerel Konseylerin Ankara’da birleşerek oluşacak yepyeni bir ULUSAL TURİZM KONSEYİ’nde işlerliğe kavuşması öngörülmüş idi? Bu MODEL ise “tüm Dünyaya öncü ve örnek olarak” çok geniş yankılar yaratacak olan ‘yenilikçi teknoloji niteliğinde’ Çağdaş bir uygulamadır. Önemle Bilgilerinize..

Beğen · Yanıtla · 28 Aralık 2015 11:39 · Düzenlendi

Turizmde toparlanma stratejisi-3: Program ve Öncelikler

14.01.2016 http://www.turizmnews.com/yazar/turizmde-toparlanma-stratejisi-program-ve-oncelikler-268.html

Ulusal turizmin son krizlerle geldiği son noktada, Yeni Hükümet ve Bakan ile birlikte oluşan hızlı bir aktif gündem ve gelişmeler temposu oluşmuş halde. Turizm Camiasının ‘gönlünde yatan Turizmci Bakan’ olmamasına rağmen, yeni Bakan Ünal’ın göstermekte olduğu performansın‘alışılagelmiş olan atalet ve duyarsızlık ortamlarını’ kökten değiştirerek ezberleri bozan boyutlarda devreye girdiği, şimdiden ortada.

Bugüne kadar henüz 6 Haftadır görevde olan Yeni Bakanımız döneminde,Ulusal Turizmi ilgilendiren 4 önemli etkinlik yaşandı: İlk ikisi (son yazımızda ele alınan) Antalya ve İzmir Sektör toplantılarıdır(1*)(2*). Son 3 Hafta içinde de, bunlara ilave olarak geçen Hafta TYD’nin Ankara Çalıştayı(3*) ve Başbakan’ımızın da yer aldığı TİM İstanbul ihracat meclisi toplantısı devreye girmiştir (4*). Detaylar hızla belirip ortaya çıkıyor!

Bu etkinliklerdeki demeçler de, genelde “acil tedbirler ve stratejik atılım” gündemleri olarak, iki paralel fasılda giderek detaylanmaktadır. Fakat daha önce de altını çizerek belirttiğimiz ‘Turizmcilerin günü kurtarma kuşkusuyla sadece acil önlemlere odaklaşmaları’ ile, stratejik konuların arka plana atılması (hatta yok farz edilmesi) süreci, devam etmektedir. Çünkü, Stratejik konularda henüz tek bir yorum yok?

Son gelişme olarak bugün Bakan Ünal’ın Hürriyet’te yer alan önemli demeci(5*), gelişmelere yeni bir boyut kazandırıyor. Buna göre, “acil tedbirler gereği Bakan’ımızın 4 Avrupa Ülkesine gelecek Hafta yapacağı 10 günlük ziyaret programı” üzerinde son rötüşler çalışılıyor. Ayrıca, bu Hafta sonu da Antalya’da Turizmciler ile bir Acil Zirve toplantısı yapılması kararı da verilmiş durumda. Bu gündemler 3–5 günde hızla yaşanacak.

Söz konusu gelişmeler ışığında naçizane tavsiyemiz:‘Stratejik toparlanma atılımları için program takviminin gezi öncesi ve bu hafta sonu Antalya zirvesinde ilan edilmesi’ ve Ocak sonunda da bu çalışmalara hızla başlanmasıdır.

Zira; Krizin gerçek ve kalıcı bir faydaya dönüşebilmesi, yıllarca ertelenen ‘yapısal tedbirlerin güncellenip Ulusal Stratejimizin işletilmesine’ endeksli olduğu, mutlaka dikkate alınmalıdır.

SÜRDÜRÜLECEK TOPARLANMA ÇALIŞMALARDA YOL PLANI DETAYLARI

Bu durumda: ‘Acil Tedbirler’ ve ‘Stratejik Atılımlar’ paketlerinin birlikte ve çok hızla geliştirilip enseri şekilde uygulamaya alınması gerekmektedir. Fakat her ikisi de ağır içerikler taşıyan bu paketlerin birlikte ele alınarak, Zirvelerde ve Çalıştaylarda işlenmesi gerçekten zordur. Altı çizilen güçlüğün üstesinden gelebilmek ve zaman kazanabilmek açısından, ‘uygulanmasında yarar olacak pratik ve çok basit bir yöntem tavsiyemiz’ vardır.

Sürdürülmesi düşünülen çalışmaların ana gündem başlıklarının, Bakanlıkça önceden belirlenmesi ve “bu başlıklarda kurumsal görüşlerinizi yazılı hazırlayın” talebini de, katılımcı Sivil Toplum Kurumları ve Turizm Paydaşlarına iletmesi yöntemiyle, çok daha hızlı yollar alınabilir. Çerçeveli gündem ve somut başlıklarla ele alınacak konularda, üzerinde düşünülmüş detaylar kolaylıkla tartışılarak ortak kararlara dönüştürülebilir.

Böylesi bir uygulamanın da, Avrupa programı öncesi ve Antalya hafta sonu toplantısı ile birlikte devreye sokulmasında, büyük yarar vardır. Öncelikle “acil önlem görüşlerinin” toplanması ve 10 gün sonrasında da, “stratejik gündem” detaylarının Çalıştaylar öncesinde yazılı malzeme haline getirilmesi mümkün olabilir. Bu kapsamda, hangi tarihte ve hangi yörelerde ne çalışmaların yapılacağı da, öncelikle programlanmalıdır.

Bugün krizden derin etkilenip olumsuz sezon verileri karşısında hiç önünü göremeyen Turizm Paydaşları, STK bazında ‘meli-malı’ ile ifade edilen demeçlerini de vermektedir. Fakat medya yoluyla kamuoyuna mal edilen bu beyanların, başka kurumlar ve/veya uzmanlar tarafından ‘karşı beyanlarla’ hemen çürütüldüğü de görülüyor. Ortak aklın rasyonel zeminlerde çalışması ve Bakanlığın son kararları vermesi gerekiyor.

Turizm Camiasının ÖZEL Kesim olarak, KAMU tarafından (piyasaya da bilgi vererek) devreye sokulan Ulusal Stratejiyi 9 yıldır hiç dikkate bile almamış olması (bugün gündeme gelen) öngörülen “yeni Stratejik ortaklık düzeni çağrısına” açıkça icabet etmemiş olması anlamına gelmektedir. Bu gerekçesiz tutumun devam etmesi halinde, Özel kesimden beklenen ‘katılımcı çalışmalar’ ciddi düzeyde sekteye uğrayabilir?

KURULACAK YENİ STRATEJİK DÜZENİN İDRAK EDİLMESİ SÜRECİ

Aralık başından itibaren hızla gelişen sorunlar ve oluşan gündem, Bakan Ünal’ın demeçlerinde verdiği ‘atılımcı kararlılık mesajlarıyla’ bir araya gelince, aslında ortaya ‘yöntemler ve detaylarda gerekli uzlaşmalar açısından’ çok belirsiz ve ürkütücü bir ortam çıkıyor. Eskiyen stratejik prensipleri bile idrak etmemiş olan Paydaşların bu süreci aşabilmeleri, gerçekten ‘kıvrak bir kriz yönetimi’ gerektirmektedir.

Bu sürecin kolayca aşılması yönünde Programlı ve ön Raporlu zeminler yaratılması, gerçekten çok yararlı ortamlar oluşturabilir. Fakat bugün bile, şahsen sürdürdüğüm kulislerde ‘tarafsız ve teknik birikimli olan turizm akademisyenlerinin’ dahi, eski Stratejiyi hiç okumamış veya unutmuş olduğunu hayretle görünce, önümüzdeki ayların nasıl geçeceğini çok merak ediyorum doğrusu. Tereyağından kılların çekilmesi gerek?

Ulusal Stratejimize ilişkin detayların çalışılmasında, Strateji Metni ötesinde yararlanılabilecek bir kaynak da, şahsen ‘Araştırmacı Yazar Misyonumla yıllardır kaleme almış olduğum’ çok sayıda Makalelerdir. Bu malzemeyi de tekrar elden geçirerek, özet Rehber Doküman olarak acilen hazırlamayı ve hizmete sokmayı planlıyorum. Fakat son 3 yıldır üzerinde önemle durduğum Konseyler Modeli bile piyasada anlaşılamadı?

Oysa; Şahsi görüş olarak “Türkiye’de turizm yapılacaksa 3–5 yıl içinde 170 adet yerel konsey kurulması gerek” yaklaşımım paralelinde, bugüne kadar kurulabilecek 25–30 Konsey sayesinde, çok sağlam zeminler oluşturulması mümkündü. Sonuç olarak 17 yıllık Strateji süresinin 9 yılı harcanmış ve bu yolda yarım adım bile atılamamış bir birikim söz konusudur. Bu kayıpların da, önümüzdeki 8 yılda geriye kazanılması gerek!

ÖZETLE: Karşılaşılan derin krizlerin, şeker hastası gibi içten çürümesine rağmen ‘şampiyon olarak lanse edilen’ ve son krizler kapsamında da, bunun üzerine bir de ‘zatürreye yakalanmış olan’hayati bir sektörün tedavisi kapsamlı ‘ağır bir sağlık tablosu ile karşı karşıya olduğumuzu’bilmemiz gerekir. Tablo ağır ve durum karışık olsa da, rasyonel ve kararlı adımlarla sağlığına kavuşabilecek ‘üvey evladımızın’ başarıları da kaçınılmazdır.

zafer@cengiz.gen.tr

İLGİLİ REFERANS ADRESLER:

(1*) http://www.turizmhaberleri.com/haberayrinti.asp?ID=29808

(2*) http://www.turizmgazetesi.com/Duyuru.aspx?id=79058

(3*) http://basin.kultur.gov.tr/TR,149911/basbakan-davutoglundan-turizmciye-yeni-mujdeler.html

(4*)http://www.turizmdebusabah.com/haberler/bakan-unal-turkiye-otelcilik-ulkesi-olmaktan-cikip-turizm-ulkesi-olmali-77286.html

(5*) http://www.turizmguncel.com/haber/unal-4-ulkede-turizmcilerle-bir-araya-gelecek-'turkiye-guvenli'-mesaji-verecek-h26262.html

+YORUM: 16 Ocak 2016 TURBAN Turizm Bankası EMEKLİ TURİZM UZMANI Araştirmaci-yazar — işyönetimi-CEO

Gelişmeler KUŞKULU: Yeni Bakanımız 10 günlük Avrupa tanıtım ve imaj gezisine çıkıyor AMA bu görevleri yürütecek başka kadrolarımız yok mudur acaba? Bu konu 12 yıl önce “Bakan Mumcu’nun Antalya’da sahnede Moskova Metrolarına şahsen astığı afişleri heyecanla göstermesini” hatırlatıyor! AYRICA Hafta sonundaki Antalya toplantısında da katılım genişletilmiş! Bu durumda Protokol ve tali konularla (yine) boğulacak olan gündemde ‘Stratejik ATILIM konularına’ sıra bile gelemeyecektir. 
Yıllardır ertelenen ve kotarılamayan STRATEJİ düzeni ise, dibe vurmuşken Düze çıkmanın en etkili ve kalıcı çaresidir..! AMA (bu gelişmelerle) giderek Riskler çoğalıyor ve Nisan’a kadar yoluna giremeyen çalışmalar sonucu- Bu yılın da (10.Yıl olarak) kaybedilip geleceğin belirsizliklerine Havale edilmesi söz konusudur. Bugünü kurtarmak telaşları ve istikrarlı Yarınları Planlayamamak HUY’ları yine açıkça Baskın çıkmaktadır..!?

Turizmde toparlanma stratejisi-4: Çözüm Önerileri

28.01.2016 http://www.turizmnews.com/yazar/turizmde-toparlanma-stratejisi-4-cozum-onerileri---270.html

Ulusal turizmin derin krizlerle girdiği son kesitte, Yeni Turizm Bakanımızın göreve gelmesiyle birlikte kolları sıvayarak konulara hızla girmesi süreci, 8 Haftayı buldu. Fakat daha acil tedbirler çalışması olarak devreye giren Avrupa Seyahati ile yoğunluklu geçen son 2 Haftada ‘Ocak Ayı içinde başlanacak Çalıştaylar’ gündeme gelemedi. Seyahat öncesi de belirsizliği giderilmeyen ‘takvim ve program’ konusu acilen devreye sokulmalıdır.

Bakan Ünal’ın göreve başlamasından bu yana, net olarak ortaya konmuş olan ‘Acil Önlemler’ konusunda bazı somut adımlar atılmış ve çalışmalar sürdürülmektedir. Ancak, krizi kalıcı faydaya dönüştürebilecek atılım olan ‘Stratejik Hamle’ konusunda, henüz hiçbir gelişme kaydedilememiştir. Bu bakımdan, bu yılı da kaybetmeden mevcut koşullarda geliştirilebilecek uygulama detayları ve Çözüm Önerileri gündeme getirmekte yarar var.

2007–2023 Türkiye Turizm Stratejisi, halen iptal edilmediğine ve resmen geçerli olduğuna göre, bu sağlam zeminlerde hızla geliştirilip yürütülebilecek faaliyetlerle, hedeflenen çalışma ortamına erişmek mümkündür. Bir yandan acil uygulamalar sürdürülmesi, diğer yandan da Stratejik gereklere uygulama içinde hızla intibak edilmesi, olasıdır. Bunun için de‘niyetlenilen yerel Çalıştaylardan Komisyonlar yöntemine geçmek’ yeterlidir.

Piyasada gerçekleştirilmesine niyet edilen seri Çalıştaylarla, Özel kesimin çalışmalara aktif katılımının temini amaçlandığına göre, bu işlemin“yazılı raporlama ve çalışmalara sürekli katılım imkânları” sayesinde, daha sürekli ve esnek hale dönüştürülmesi mümkündür. Temel amaç ve yöntem “geniş bir paydaşlar katılımıyla etkili yöntemlerin Kamu-Özel İşbirliği içinde geliştirilmesi” olduğuna göre, bu amaçlar rahatça sağlanabilir.

Zaten 10 yıl önceki Strateji çalışmalarında, verimli bir Kamu-Özel etkileşim ortamı kurulamamış ve Kamuda sürdürülen çalışmaların piyasadan kopuk bir şekilde sonuçlandırılması işlemi yaşanmıştır. Buna da bağlı olarak Özel Kesimde pek gelişememiş olan ‘Kamusal Planlama kavramı’ uygulama içinde pekişerek, katılım ve uyum sürecinin ayrıca büyük ek yararlar sağlaması söz konusudur. Belki de bu yöntem daha avantajlıdır!

KATILIMLI STRATEJİ ÇALIŞMALARININ TEMEL PRENSİPLERİ

Ulusal Turizm Stratejisi:Basit olarak Milli Turizm Endüstrisinin her yönden ele alınarak, gelişim prensiplerinin ve uygulama yöntemlerinin ana hatlarının tespit edilmesidir.Bu genel çerçeveye ‘yasal ve örgütsel gerekler ile birlikte, uygulanacak taktikler ve hedefler de entegre edilip, ortaya somut bir makro yol planı çıkartılmasıdır. Bu bakımdan ‘hantal ve sabit bir yasa olmayan Stratejinin, uygulama sürecinde sürekli çalışılması’ gerekiyor.

Zaten; Eski Stratejimizin uygulanamayışında en temel etken ise, Kamusal yaklaşımla bağlanan ve Yasal olarak devreye sokulan Stratejide elde edilemeyen ‘piyasa sinerjisinin’ eksik kalması ve Bakanlıkça hedeflenen gerekli iç uygulama birimlerinin de kurulamayışı sonucunda, havada ve sahipsiz kalmış olmasıdır. Strateji revizyonu süreçlerinin (disiplin içinde) birlikte ve sürekli yaşanması ise, çok sinerjik ve randımanlı olabilir.

Basit önerimiz: Bakanlık bünyesinde yeni birimler oluşturulmasını beklemeksizin, oluşturulabilecek Komisyon tarzındaki esnek örgütlenme yapılarında, Hem Kamusal ve hem de Özel kesim katılımlarının sağlanması ve tüm Strateji Revizyonu çalışmalarının bu süreçte geliştirilerek pekiştirilmesidir. Halen, acil sorunlarda gündeme gelince de eksikliği duyulan ‘Tanıtma Komisyonu’ gibi birimlere ihtiyaç, zaten şimdiden oluşmuştur.

Söz konusu esnek Modelin Kamu bünyesinde uygulanması kolaydır ve Özel Kesimde de, STK’lar önde gelmek üzere yapılabilecek çağrılar paralelinde alınabilecek yazılı görüşler ve gelişerek sürdürülebilecek olan kritik değerlendirme toplantılarıyla, gerçekten hızlı gelişmeler kolayca sağlanabilir. Bu arada öncelikli konulara ağırlık verilerek, acil önlemler faslında da çok kritik konular işlenerek, hızla etkin uygulamaya sokulabilir.

Sonuç olarak; Mevcut koşullarda ‘geleneksel yaklaşım ve çalışma düzenleri’ ile yavaşlayarak, bu yılın ve etkili acil tedbirlerin yitirilmesine yol açabilecek bir ortamın kotarılabilmesi gerekmektedir. Sinerji oluşturabilecek pratik HAMLE Yaklaşımı önerimizi somutlaştırmak üzere, hızla devreye sokulabilecek Çalışma Komisyonları ve öneri takvim çerçevesini hemen vermeye gayret ediyoruz. Karara esas olarak, hızla ele alınmasını dileriz.

STRATEJİ REVİZYONUNDA ÇALIŞMA KOMİSYONLARI ÖNERİ LİSTESİ

Kısa bir odaklanmayla, 12 Adet Komisyon kurulabileceği ve ‘birbirleriyle etkileşimli olarak’ geliştirilecek çalışma ve katılım programına göre ‘bunların Strateji Revizyonu için verimli çalışmalara girebileceği öngörüsü’ ile aktif gündeme getiriliyor. Komisyonların hemen birkaç hafta içinde harekete geçip, öncelikle de ‘kapsamı belirli konularda yazılı rapor/önerilerin’ toplanması suretiyle, somut adımlar atılabilmesi mümkündür.

Bu yöntemle, 3 Ay içinde ara sonuçlar da alınarak söz konusu çalışmaların yerine oturabileceği ve 6 Ay içinde de, Revize Stratejinin ANA Hatlarının somut bir şekilde ortaya çıkarılması takvimi, rahatça gözetilebilir.

zafer@cengiz.gen.tr

Turizmde toparlanma stratejisi-5: Onuncu Yıla Geçmiş Olsun!

03.03.2016 http://www.turizmnews.com/yazar/turizmde-toparlanma-stratejisi-5-onuncu-yila-gecmis-olsun---278.html

Türk Turizminin hızlı gelişmesi karşısında ortaya çıkan sorunları gidermek üzere 15 Yıldır çeşitli hamleler yapılmaktadır. En başında 1970’lerde geliştirilmesine karar verilen turizmde yürütülen planlı gelişme atılımları, gerekli yatırımların yapılamaması ile 10 yıl kadar büyük çapta sekteye uğramıştır. İlk olarak Özal Döneminde yaşanan ve Turizmi Teşvik Yasası ile “kamu arazilerini turizme tahsis ederek özel kredilerle desteklenmesi” sayesinde 1982 Yılında başlatılan 1.Hamle sayesinde ivme kazanarak, Türk Turizmi hızla büyümeye geçmiştir.

Fakat ‘altına hücum sinerjisi’ kazanan turizmin bu heyecanlı atılım döneminde, planlı gelişmenin dizginleri elden kaçırılmış ve hızlı gelişme ortamının getirdiği çeşitli ciddi sorunlar ortaya çıkmıştır. 2000’li yılların başında bu sorunları gidermek üzere 2.Hamle arayışlarına girilmiş ve 2004 başlarında Başbakan R.T.Erdoğan’ca resmen başlatılan(1*) bu süreç ile 2007’de devreye alınan 2023 Türkiye Turizm Stratejisi(2*) yürürlüğe sokulmuştur. Bakan Koç dönemi RG’de yayınlanan Stratejinin uygulaması, 5 Ay sonra göreve gelen Bakan Günay’a kalmıştır.

Ancak toplam 65 Ay görevde kalarak ‘en uzun görev yapan Bakan’ ünvanını kazanan Günay döneminde, 1.Eylem Planı olan 2007–2013 sürecinde 172 Maddelik detaylı plan hükümlerinin sadece %15’i olan 25 konuya girilmiş ve gerisi battal olmuştur. 2014–2018 dönemini kapsayan 2.Eylem Planı da hazırlanmadığından, son 26 Aydır Türk Turizminde ‘stratejik planlama atılımı fiilen durmuş’ haldedir. 2010 yılından itibaren “Bakan Günay’ca 3.Hamle olarak bu atılımlara devam edilmesi” önerilerimiz de, tüm turizm camiasında şiddetle görmezden gelinmiştir.

Stratejist bir Bakan olan Sn.Çelik döneminde, her geçen yıl daha da kan kaybeden turizmde, Ulusal Stratejinin 4.Hamle olarak başlatılması beklentileri de yerine oturmamış ve çok kritik bir 34 Aylık dönem daha kaybedilip genel seçimler sonrası 2015 Yılının sonunda yeni hükümetin yeni bakanı olarak Sn.Mahir Ünal göreve başladı. Bu seri yazılarımızın ilkinin Bakan Ünal göreve başlamadan 4 Hafta önce yazıldığı ve özellikle “turizmin ana ihtiyacı olan stratejik hamlenin tamamlanmasıyla bir yıl daha kan kaybedilmemesi” hususunun irdelendiği malumdur.

BUGÜN GELİNEN NOKTADA ULUSAL TURİZMİN NET ÖZETİ:

Tüm sorunlarının detaylarına girmeksizin ANA eksiklerin başlıklarla irdelenmesi gerekirse;

1) Genel kabul gören “yapısal reform ve Yasa ihtiyaçları” olduğu gibi beklemektedir,

2) Turizmde özlenen ve yegane çözüm olan “stratejik planlama” yaklaşımına odaklanma süreci, belirsizliğini korumaktadır,

3) Ulusal Stratejide “Milli Örgütlenme Modeli” olan Yerel Konseyler ihtiyacı artmıştır,

4) Ülkesel Tanıtma ve buna paralel Medyada “imaj ve itibar oluşturma” çabaları acilleşmiştir,

5) Sektörel örgütlenmedeki eksiklik ve aksaklıkların büyüyerek sürdürüldüğü görülmektedir,

6) Son 3 Ay içinde turizm camiası ‘kriz masasında bütünleşerek’ acil önlem paketi üretememiştir,

7) Bakanlığın Şubat Ayı içinde niyet ettiği yerel çalıştaylar gerçekleşememiş ve belirsizleşmiştir,

8) Hükümet Kararı olarak çıkartılan “acil önlemler paketi” yetersiz ve tutarsız kalmıştır,

9) Geniş çapta bir belirsizlik ve dağınıklık yaşanmış ve sezon yaklaşarak kapıya dayanmıştır,

10) Bu durumda“hem acil tedbirlerde, hem de stratejik hamlede” başarı şansı yitirilmiştir.

Yeni Bakanımızın görevde 12 Haftasını tamamlayarak 100 güne yaklaştığı ve Avrupa Pazarı için çok kritik olan ITB-Fuarına gidilecek olan bu günlerde, halen piyasaya yansımış olan net bir “toparlanma atılımı programı” yoktur. Daha önce ‘Şubat ayında önemli destinasyonlarda başlanacağı belirtilen Çalıştayların’ gündemden düşmesi ve sadece birkaç yerel protokol toplantıları sonrasında, hiç gündemde olmayan bir Karadeniz Bölgesi Çalıştayının yapılması ‘krizli dönemde en hassas öncelikte olan Antalya ve Muğla’nın gözden çıkartılmasıdır.

Daha önce niyetlenilen ve bayan edilen Programların neden değiştiğini bilemiyorum. Ancak, çok dağınık ve panik psikolojisinde olan Antalya’da şu anda bu kaos ortamını yönetebilecek ve sezondaki beklentilere tatmin edici açıklama verebilen ve yol gösteren hiçbir merci yoktur. Geceleme üzerinden toplam Türk Turizminin %60’ını gerçekleştiren Antalya’nın bu belirsiz duruma düşmesinin ise, kanımızca ‘krizi yönetmede tutarsızlık’ dışında hiçbir gerekçesi de gözükmemektedir. Söz konusu dağınıklık ve belirsizliklerin ITB sonrası hızla telafisini umarız.

Seri yazıya dönüşen Makalemizin önceki yorumlarında ‘altını çizerek belirttiğimiz iki önemli durum’ vardı:

(1) Kamu tarafı olarak Bakanlığın bu yoğun gündemleri yönetecek turizm kadrolarının yetersizliği ve

(2) Özel kesim olarak, Turizm STK’larımızın ‘9 yıldır Stratejik Atılıma Fransız kalması’ ve aralarındaki işbirliği kopuklukları!

Gözüken odur ki: Söz konusu ortamların etkisiyle, Yeni Bakan’ımızın niyetleri ile uygulamaları birbirinden uzak düşmeye başlamıştır. Girilen Kriz ortamı çok zorlu olsa da, istikrarlı ve kararlı adımlar atılmasına ihtiyaç vardır.

EZBERLER BOZULUP KOŞULLAR DEĞİŞMEDİKÇE PATİNAJ SÜRECEKTİR:

Profesyonel turizm piyasasına yönelik olarak sürdürdüğümüz ‘araştırmacı turizm yazarlığı’ sürecinde, bu konuda bugünü kurtarıp ve geleceği düşünmeme huyunda olan Camiaya dönük öne çıkan özet yorumumuz “yıllardır çarpık gelişen turizmin her türlü tehditlerine açık olarak yaşayıp, sürekli Devletten medet bekliyorsunuz ama, ‘Stratejik prensiplere sahip çıkmak yerine neden eli sihirli değnekli bir Bakan beklemeyi’ tercih ediyorsunuz?” şeklindedir.

Son 3 Aydır yaşananlar, tam da bu koşullara uyan olgulardır ve Bakan Ünal’ın işi gerçekten zordur!

Sn.Ünal’ın ‘patinaj yapan turizmi düze çıkartmak ve 100 Milyarlık Turizmi germezden gelmemek’ gibi ifadeleri, turizmin durumunun ve ekonomik boyutlarda öneminin artık kavranmaya başlandığının güzel göstergeleridir. Fakat sadece döviz geliri ve yabancı turist olarak güdük bir boyutta algılanarak ‘sürekli üvey evlat olarak kabul edilmiş turizmin’ yazgılarını değiştirecek bir bilinçli atılım yapmak konusunda, oluşan kuşkuları telafi edecek bir ortam da, henüz fiilen oluşamamıştır. Kültür boyutlarının irdelenmesi de yerinde ama, mevcut yapı kitle turizmindedir.

1980’lerdeki turizm yapısında, gecelemede %30 düzeylerinde olan Kültür turizmi ağırlığı oranı, sahillerde tatil turizmi fabrikalarıyla çarpık gelişen ve %5’lerin altına düşen kültür oranının, elbette zaman içinde planlı olarak yükseltilmesi hedeflenmelidir. Fakat 5–10 yıl sürecek bu atılım süreci öncesinde, %75 ağırlıktaki tatil karakterinin ağır sorunlarının öncelikli aşılması zorunludur. Sanırım, Bakanlıkta da 1/3 oranındaki Kültür kadrolarının (Bütçelere de yansıyarak) 2/3 oranına çıkması, turizme önceliklerin sürekli göz ardı edilmesine yol açıyor?

Turizmin daha yeni yeşermeye başladığı yıllarda, planlama çalışmalarıyla sağlanan ‘makro ekonomik etüdler’ sayesinde, Ulusal Turizmin boyutları hakkında sindirilmiş bir yaklaşım vardı. Fakat hem planlamanın devreden çıkması, hem de Stratejide öngörülen Ar-Ge hizmetlerinin eksikliği ile “bugün gelinen noktada bilinmezlik ve boyutsuzluk hâkim” durumdadır. Zira Belediye belgeli tesislerin de dikkate alınarak tespit edilen konaklama envanterlerinde, 1,5 Milyon civarına eriştiği sanılan toplam yatakların 2,5 Milyonu aştığının ciddi sinyalleri var.

Öte yandan Ulusal Stratejimizde kurulması hedeflenen yeni düzende “Kamu ve Özel işbirliğiyle gelişecek olan Destinasyon Yönetimi prensibiyle” sağlanması gereken turizmin cephelerindeki düzen boşluklarını takip dahi edemeyen Bakanlığımızın Antalya’da bir ‘merkez irtibat ofisi’ açması da, çok manidardır. Her ilde taşra teşkilatı olan Bakanlığın böyle bir atılımı, oluşan boşluğun acilen giderilmesi amacıyla alındığı kuşkusuzdur. Fakat bu hususun ‘neden acilen Antalya Turizm Konseylerinin aktive edilerek giderilmediği?’ de bir merak konusudur.

Sonuç olarak: Mevcut gelişmeler ve göstergelerle açık bir şekilde “2016 yılının el yordamıyla, elden geldiğince çabalar içinde ‘en az hasarla geçirilme stratejisiyle’ geçiştirileceği” ortadadır.‘Sihirli değnek mucizeleri’ de olmadığı takdirde, Yeni Bakanımızdan beklenen 5.Hamle atılımının da, bu hengâme içinde yapılabilmesi çok kuşkulu gözükmektedir. Böylece de, 17 Yıllık Ulusal Stratejimizin 9 yılını bonkörce harcamış olan Türk Turizminin kötü siciline sadece ilave bir 10.Yıl eklenmiş olacaktır.

Zaten dibe vurunca düze çıkmak için de ‘yüzebilmek’ gereklidir.

zafer@cengiz.gen.tr

+ YORUM: Zafer Cengiz · 28.03.26 Turizm Uzmani — araştirmaci-yazar — işyönetimi-CEO

SON-Durum & Net-YORUM: Mart ayının da toparlanma süreci için eylemsiz geçmesi ışığında “imza yetkileri bile durdurulan bir Bakanlık yapısıyla” Sezona girilmesinin dahi konuşulmadığı aciziyetteki piyasa yapısının acaba farkında mıyız? Turizm doğal afet gibi esmeye devam edecek ve kazalarda da herkes elden geldiğince yardım ederek, hastamızın yaşayabilmesi herhalde sağlanabilecektir. 
 
 Oysa Stratejik Planlama düzeninin, yeni bir yapılaşma getirerek “durumu idare etmek yerine Yönetebilmek imkanları sağlayan Çağdaş düzen” olduğunu bile idrak edemediğimiz 9 Yıldır defalarca ve açıkça ortaya çıkmıştır. Bu durumda da, zorunlu olarak tamamen ‘el yordamıyla hasbel kader yönetilmeye devam edilecek’ olan Turizme bol şanslar dilemek gerek! 2023'e kadar 7+ yıl daha ömrü olan Stratejimiz ise, Lokman Hekim görevini yapabilmek üzere inşallah Canlanmayı sabırla bekler?

Beğenmekten Vazgeç · Yanıtla · 1 · 28 Mart 2016

Like what you read? Give Zafer Cengiz a round of applause.

From a quick cheer to a standing ovation, clap to show how much you enjoyed this story.