Kagera

leylin gri ufkundan geldin

tek şiirsin tanrının yazdığ’

dumanî ruhumun ruanda’sında kaç çocukluğ’m öldü

hepsi sana ağır yaralı

kagera’nın suyu bilmez çöl taşıdığ’nı

hatırla

boydan boya yarıp ruhumu

nehrolup gözlerime aktığ’nı

bırakmalıydın beni

göğsüme vurduğunda tel saçak pişmanlığ’mı

isa’nın göğe çaktığı çivide sallanmalıydım

ezid olup

ayçiçeğin yüzü olup

dönmeliydim güneşe suçlu

ağır

leylin gümüş afakına değdiğinde kalem

parmakların çizdiğinde

-değil onlar şiir, değil resm-i kainat-

rahm olansın

kuru dilimi unutmayansın

emret artık

üflesinler sûru

küfroldum

acıyor ruhum, kangren

sallanıyor

harut’lan marut’un kuyusunda başaşağ’

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.