İş hayatının baş belaları: Çıraklık Yapmamış Usta Yöneticiler

Çırak Yönetici

Geçen hafta uzun zamandır görüşemediğim bir arkadaşımla bir araya geldim, bu tür görüşmeleri çok seviyorum, bir taraftan, günlük hayatın dışına çıkmanızı sağlarken, diğer taraftan sevdiğiniz biriyle keyifli vakit geçirmenizi sağlıyor. Format da genellikle benzer oluyor, ilk önce görüşülmemiş zaman aralığında tarafların hayatlarında önem derecesi yüksek olaylar varsa onlar anlatılıyor, şaşırma, tavsiye vb’nin ardından söz dönüp dolaşıp iş hayatına geliyor. İş hayatı sohbeti üç beş dakikada bir “hadi bırak işi, buraya iş konuşmaya mı geldik” cümleleriyle sekteye uğrasa da, zamanın geri kalanı büyük ölçüde bu konuda geçiyor, yine böyle bir sobette arkadaşım yaptığı iş görüşmesinden bahsetti.

İlk başta verdiği bilgiler bir iş görüşmesi için olumlu olsa da, konuyu anlatırken suratında takındığı ifade aslında sonucun olumsuz olduğunu gösteriyordu. Özetlemek gerekirse, teklifin sepet değeri mevcut işine oranla daha iyiydi. Burda bahsi geçmişken sepet değeri ile ne anlatmak istediğimi açayım. Ben, işin/şirketin profosyonellere sunduğu değerler bütününe sepet değeri diyorum. Bu sepetin için de maaş/gelir gibi aslında en az onun kadar önemli olan başka parametreler de var. Bunların başında iş yerinin evinize uzaklığı geliyor mesela, bir diğeri birlikte çalışılacak ekibin(ekip arkadaşlari, yöneticiler), size katacağız yenilikler.Eğer teklif edilen işin sepet değeri, mevcuttan yüksekse iş değişikliği mantıklıdır, aksi halde sepetteki bir parametre yüksek diye(ki bu genelde para olur) iş değiştirilmez.

Arkadaşımın durumundaki sepet değerini düşüren madde çalışacağı yöneticiydi. Çalışacağı yöneticin yapılan işte deneyimi pek yokmuş,aslında deneyimi yöneticilik üzerineymiş:) Öncesinde farklı bir sektörde farklı bir alanda uzmanlığa sahipken, burda çalışmaya başlamış,bu işte çıraklığını yapmadan usta olmuş sizin anlayacağınız.

Yönetici/müdür denince benim aklıma hep küçükken izlediğim vurdılı kırdılı karate filmleri geliyor, ne alakası var dediğinizi tahmin edebiliyorum ama öyle:) Sebebini açıklayınca bana hak vereceksiniz eminim. Bu filmlerin ortak noktası başının ve sonunun belli olmasıydı. Bir çeteyi yöneten usta kötü adam, kanunsuz bir işi yaparken filmin kahramanı iyi adamla savaşır. Dövüş ustası olan kötü adam filmin sonuna kadar aslında pek dövüşmez,sadece birkaç sahnede ne kadar iyi dövüştününü gösterir, asıl yeteneklerini sona saklardı. İşte bence usta yönetici de burdaki kötü adamların başı gibi olmalı. O dövüşmese de herkes aslında en iyi dövüşenlerden birinin o olduğunu bilmeli ve ona saygı duymalı, sadece yanındaki adamlara gidin dövüşün dememeli, iş başa düştüğünde de en iyi dövüşenlerden biri o olmalı.

İşte çıraklığını tamamlamadan usta olan yöneticileri en büyük sıkıntıyı burda yaşıyıorlar/yaşatıyorlar. Daha önceki tecrübeleri doğrultusunda planlama, ekip motivasyonu gibi görevlerini yerine getirirken, iş başa düştüğünde sorun çözme becerisinde eskiklikleri baş gösteriyor. Bu durum da ekipte farklı sıkıntılara yol açıyor.

Bu sıkıntılardan bir tanesi, yaşanan sorunlar karşısında bu tür yöneticiler ortamı fazlaca geriyor, germekten kastım kendi yaşadıkları paniği, birlikte çalıştıkları ekibe, deyim yerindeyse katlanarak taçlandırılmış bir panik olarak yansıtıyıorlar, aslında bu paniğin sebebi yönetici de dahil olarak herkes biliyor. Yaşanan sorun karşsısında, Çırak Yönetici çözüm üretemediği için sorun üretiyor, bu sorun bazen onun da üstünden gelen baskından kaynaklanırken bazen sorunun nelere yol açabileceğini de tam olarak kestirememesinden kaynaklanıyor. Bu bahsettiğim olay birkaç kez tekrarlandığındaysa, daha da vahim bir sonuç ortaya çıkıyor: ekip yöntecisine saygısını kaybediyor, işte asıl işler bundan sonra sarpa sarıyor. Bu durum hem ekip çalışanlarının gelişimine hem de şirkete tahmin edilenden çok daha fazla zarar veriyor ancak performans bizim ülkemizde en çok konuşulup en yanlış ölçülen kavramlardandan biri olduğu için bu sorun birçok şirkette gözden kaçıyor.

Bu anlattıklarımın daha çok başlangıç ve orta düzey yöneticilikte sorun yaşattığını düşünüyorum, üst düzey yöneticiler gördüğüm kadarıyla organizasyonel ve finansal becerilerinin yanında vizyonerliklerini kullanarak şirket başarısını etkilediği için bu durumda sorun yaşama ihtimalleri daha düşük olmalı.

Arkadaşımla, sizle de paylaştığım bu düşüncelerimi paylaştım, daha sonra yaptığımız telefon görüşmesinde teklifi kabul etmediğini söyledi, bence doğru yapmış. Ekmek fırınında usta olarak görev yapan bir kişinin bir günde oto sanayide kaporta düzelten dükkanda ustayım diye çalışması ne kadar doğruysa, beyaz yakalı çalışanlarda da durum benzer.

Like what you read? Give cihan aya a round of applause.

From a quick cheer to a standing ovation, clap to show how much you enjoyed this story.