Çocuk olmak…

Hepimiz çocuk olmak istemişizdir hayatımızın bir evresinde. Ya onlarla oynamak bizi rahatlatmıştır yada onların yerine koymuşuzdur kendimizi. Bazı durumlarda ise hani yaşla gelen üstümüzde oluşması gereken bir ciddiyet varya sözde, he işte o durumlarda ne zaman ciddiyetimizi kaybetsek kendimizi “çocuk ruhluyum” cümlesinin arkasına sakladık. Bu kadar temiz,berrak,şeffaf ve dürüst olan çocukları ve çocukluğu hep kirli,paslı,yalanlı söz ve hareketlerimizle kirletmişiz. Bizler bir hata yaptığımızda kendimizi “çocukluk” kelimesi adı altında aklamaya ve temizlemeye çalışırken, bu kelimenin gerçek sahipleri yaşları itibari ile yapması gayet normal olan hataları yaptığında onlara bağırır,çağırır,kızarda kızarız. Biz yetişkinler herşeyi doğru yaptığımıza o kadar inanırızki ve çevremizi buna o kadar inandırmaya muhtaç hissederizki, hata düzeltme şeklimiz hatalarla dolu olur. Çocuklarımıza birşey öğretebilmek için onları zorlamamıza veya bağırmamıza gerek yok nede olsa onlar bizlerden daha akıllı ve daha zekidir. Ama yok kendi kompleksimiz buna müsade etmez “ ne demek bilmiyor, ne demek öğrenemiyor öğrenecek,ben onun yaşındayken” tarzı cümleler elimizdeki en değerli hazineyi mahvetmekten başka bir şeye yaramayacaktır. Çocuk olmak istiyorsanız 3–5 kuruşun hesabını yapmayın bırakın çocuklarınız birşeyleri kırsın parçalasın, “aman kolu komşu,misafir ne der” demeyin bırakın çocuklarınız kendini en rahat nasıl hissediyorsa size kendini öyle anlatsın, bırakın evin düzenini,şeklini şimalini çocuklarınız duvarlara resimler çizsin. O duvarlar yıkılır, eşyalar toplanır, kolu komşu taşınır gider ama çocuklarınız sizlerle kalacak. Bir çocuğun kalbini,hayallerini kırmaktansa bırakın vazonuz,bardağınız kırılsın. Çocuk mu olmak istiyorsunuz cesaretiniz varsa bunların hepsini birlikte yaparsınız..

Like what you read? Give Cengizhan Terzioğlu a round of applause.

From a quick cheer to a standing ovation, clap to show how much you enjoyed this story.