Okunabilirlik Üzerine

Üniversite öğrencisi kızım “bir sonraki blog yazın ne zamana? Okumak için bekliyorum” dediğinde çok hoşuma gitti. Hem kitap hem de internet içeriği ‘çok’ okuru olan kızım ilk iki yazımı beğenmiş, blogumun devamını soruyordu.

Ona aklımdaki yazı fikirlerinden bahsettim. Kısaca konuları tartıştık, hatta önceliklendirdik. “Peki niye hala yazmadın?” diye sordu. Okunabilirlik konusundaki tereddütümden bahsettim.

Okunabilir olmak önem verdiğim bir konu. Yani yazmış olmak için veya bakın ben bu konuyu da biliyorum demek için yazmak istemiyorum. Zorlama olacakmış, elime bir mikrofon almış dinleyicisine bakmadan konuşuyormuşum gibi geliyor bana.

Kendime bir test icat ettim. Eğer bir konu ile ilgili yazacak isem bir arkadaş sohbetinde ben bundan bahis eder miyim veya o arkadaş sohbetinde sıkılmadan dinlenecek, konuya ilgiyi odaklayabilecek şekilde anlatabilir miyim, diye düşünüyorum. Eğer bu sorulara kendimce olumlu cevap verebiliyorsam o başlıkta yazmaya karar veriyorum.

Hatta kendi kendime örnekledim. Okuduğum her kitap hakkında yazar mıyım? Yoksa kitapları seçerek mi yazacağım? Bu bir kitap blogumu olacak ki? Cevap(lar) hayır. Bir kitabı ilginç bulmuş olabilirim. Ama bir sohbette sorulmadığı veya başka biri tarafından konu açılmadığı sürece o kitabı blogda bahsedilmeye değer bulmayabilirim. O zaman o kitap hakkında yazmayacağım diye düşünüyorum.

Bunları anlattım kızıma. Bana katılmadı. “Okunabilirlik kaygısı ile yazmamalısın. İnsanlar okumayacaklar ise okumasınlar. Sen yine de yazmalısın. Okunmayacağını düşündüğün bir blog post en çok okunan yazın olabilir” dedi.

Kim bilir belki de kızım haklı. Daha iki blog postum var. Fikrim değişebilir, açık görüşlü olmalı. Yazmayı alışkanlık edinmek istiyorum. Okunabilir olmanın en iyi yolu belki de benim icat ettiğim test değil. Belki de okunabilirliğe her fırsatta yazarak ulaşılır.

Hangi yaklaşımın doğru sonuç üreteceğini bana zaman gösterecek.

Veya değerli okur: belkide sen bana bu konuda doğrudan bir geri bildirimde bulunabilirsin. Nasıl, kolay oldumu bu yazıyı okuması?

Show your support

Clapping shows how much you appreciated Celal Cundoglu’s story.