
Ekonomik kalkınma ve gelişimin rotasını çizen serbest girişim ve de bunun sonucu olarak ortaya çıkan serbest piyasa ekonomisinin önünü açan en büyük etken risk almaya karşı olan eğilimlerdir. Adeta risk almak gelişmenin en birincil nedeni haline gelmiştir. İçinde bulunduğumuz sene içerisinde dünyanın en gelişmiş ekonomilerinden olan Amerika’da merkez bankasının on bir kez faiz oranlarına müdahele ederek düşürmesinin arkasında da bu anlayış yatmaktadır.
Risk Yönetiminin Artan Önemi
Risk almak aynı zamanda potansiyel olarak zarara girme durumuna düşmek olduğundan içinde bulunduğumuz son 30 yıl içinde riskleri etkin bir şekilde yönetmek gibi bir anlayış oluşmuştur. Riske yönelik bu eğilimler ve teşvikler sonucunda istatiksel metodların da gelişmesiyle “Risk Yönetimi” gibi bir disiplin ortaya çıkmıştır.
Alanlar ve Tanımlar Bugün merkez bankaları, yatırım ve ticaret bankaları gibi finansal kuruluşlardan büyük sanayi ve hizmet kuruluşlarına kadar her biri organizasyon yapıları içinde risk yönetimi birimlerine sahiptirler.
Her kuruluş sahip olduğu iş anlayışı ve amaçları doğrultusunda karşılaştığı riskleri en etkin bir biçimde risk yönetimi teknikleri sayesinde ele alarak strateji geliştirmektedir. Piyasa oyuncularının karşılaştığı riskler ve de bu riskler karşısında aldığı kararlar farklıdır. Basit bir örnek vermek gerekirse bir malın üreticisi bir ay sonrası için ürettiği malın fiyatının düşmemesini isterken, aynı malın alıcısı ise fiyatların artmasını istemez. Bu durumda malın üreticisi için fiyatların düşmesi risk iken, malın alıcısı için fiyatların artması riskdir.
Bankacılık Riskleri
Finans dünyasından örnek vermek gerekirse bankalar genelde uzun vadeli kredi verip, kısa vadeli mevduat topladıkları için faiz riskiyle karşılaşırlar. Yükümlülüklerinin vadesi daha uzun olduğu için bankalar için artan faiz oranları zarara neden olur. Faiz riskine karşı koruyucu enstrümanlarına (treasury bond futures) sahip olmadığımızdan dolayı geçtiğimiz yılarda en başarılı bankalardan olan Demirbank portföyündeki hazine bonoları yüzünden batmıştır.
Finans Mühendisliği Neden Gerekli?
Bankalar için faizin artması risk iken, bir başka piyasa oyuncusu için faiz oranlarının artması çok büyük bir risk olmayabilir. Bu tür farklı risk anlayışlarının varlığı riskin transferi gibi bir olanağı beraberinde getiriyor. Finans mühendisliği de burada devreye giriyor. Bu noktadan yola çıkarak finans mühendisliği;
“Piyasa oyuncuları arasında risk transferinin gerçekleşebilmesi için gerekli olan finansal araçların oluşturulması, bu araçların doğru bir şekilde fiyatlandırılması için matematiksel olarak modellenmesi ve de piyasada pazarlanır hale gelmesi için gerekli olan tüm prosedürlerin tasarlanmasını içeren bir mühendislik bilimi” olarak tanımlanabilir.
Finans Mühendisliğinin Dünyada ve Türkiye’de Durumu
Son 30 senedir finans mühendisliği alanında muazzam çalışmalar yapılmakta, yeni yeni teoriler geliştirilmektedir. Birçok bilim adamı bu alanda yaptığı çalışmalar ve geliştirdiği teorilerden dolayı nobel öldülü almakta, büyük finans kuruluşlarında danışmanlık yapıp yazdıkları makaleler ile araştırma firmaları kurmaktadırlar.
Türev Ürün Fiyatlaması için Matematik Teknikler
Option fiyatlandırmasına dair geliştirilen Black-Scholes teorisi finans alanındaki son 30 yılın en önemli teorisidir. Yakın zamanda gündeme KAOS kuramı ve ENTROPİ ile ilişkili teknikler de girmektedir.
Piyasadaki faiz oranlarına kalibre edilen faiz modellerinden, kapalı formüllerle bazı finansal kontratlar fiyatlandırılamadığından dolayı geliştirilen numerik tekniklere kadar birçok konuda çalışmalar devam etmektedir. “Real Options” teorisi ile proje değerlendirmesi, firmaların sermayelerinin değerlendirilmesi (equity evaluation), firmaların iflas olasılıkları (default probability) gibi sonuçlara varılmakta, artık kredi değerlendirme kuruluşları da bu teknikleri kullanmaktadır.
Finans ve Endüstri Mühendisliği
Bu alanda kullanılan matematiksel araçlar stokastik difransiyel denklemler, monte karlo simülasyonu, non-lineer optimizasyon tekniklerine kadar birçok konuyu kapsamaktadır. Türkiye’de bu alanda çalışma yapabilecek finans mühendisliğine en yakın olan alan endüstri mühendisliğidir. Stokastik prosesler, simülasyon ve optimizasyon gibi direk finans mühendisliği alanında kullanılan teoriler en yoğun şekilde endüstri mühendisliğinde gösterilmektedir. Son yıllarda Türkiye’deki iyi üniversitelerden mezun olan endüstri mühendisleri çoğunlukla finans alanında kariyerlerine devam etmektedirler. Bu nedenden dolayı finansal yapılanmada gelecekte EM’lere bu konuda önemli görevler düşecektir.
Finansal Matematikte Gelişmeler
Bu yöndeki diğer gelişmeler ile birlikte son 10–15 yılın yükselen yıldızı ’Stochastic Financial Mathematics’ ortaya çıktı. Bakirliği yanında bu konunun matematikçileri cezbeden yanı şöyle: Burada ortaya çıkan kısmi diferansiyel denklemler daha önce çalışılmış tiplerden değil, bunların çözümünde
- Brown hareketleri
- Ito Lemması
- Girsanov Theorem
- Change of Measure
- Fractal Dimensions
gibi olasılıklar ve ölçü kuramlarının çok soyut aletleri kullanılıyor ve işin güzel yanı bu çok soyut aletlerin finansta çok somut anlamları ve uygulamaları bulunuyor.. Dolayısıyla bu fenomenleri modelleyen stokastik teknikler güçlü analiz olanakları sağlamaktadır.
Finansal Analizde Difuzyon Teknikleri
Partiküllerin moleküler hareketinden mükemmel bir marketteki stok fiyatları dalgalanmalarına, hastalıkların yayılmasına, trafiğin akışına, hastane ziyaretlerine kadar doğal, fiziksel, biyolojik ve sosyo-ekonomik olayın modellenmesinde ‘Brownian motion’ ve onun formel türevi olan ‘white noise’ süreçlerinin önemli bir rol oynadığını gözlüyoruz. Daha 1900 lerin başında Einstein “Brownian Motion”un matematiksel kuramı ile uğraşırken Bachelier menkul kıymetlerin fiyatlarındaki değişimin Brownian motion ile modellenebileceğini görmüştü.
1970 lerde Black-Scholes ve Merton stokastik analiz uygulayarak kendi adları ile anılan ‘Option Pricing’ formüllerini geliştirdiler ve bu formüller borsacılar ve bankacılar tarafından başarı ile kullanıldı, bu da onlara daha sonraları bir Ekonomi Nobel’i kazandırdı.
Stokastik Finans Mühendisliği
Finans alanında stokastik (difuzyon) tekniklerin kullanılması Bachelier’e (1900) kadar uzanır. Yine de pratik bir uygulama alanı bulması için Black-Schole-Merton (1973) hareketinin beklenmesi gerekti. Bundan sonra opsiyonlar, futurelar ve diğer derivativler yoğun bir ilgi konusu olabildiler. Bu da finansal konuların yeni ve ileri matematik teknikler ile desteklenmesini gerektirdi. Bu tekniklerin en temel olanı Stokastik Analiz (Stochastic Calculus) olarak bilinir. 1997 de Merton ve Scholes(vefat etmişti) ekonomi alanında Nobel ödülü kazandılar. Stokastik finansın matematik alt yapısı bir çok kitap tarafından incelenir. Bunların bazıları elementer seviyede olmakla birlikte konu daima sağlam bir Probabilite-Stokastik Prosesler-Nümerik Analiz alt yapısı gerektirecektir.
Stokastik Analiz ve Ito’nun Katkıları
Geleneksel matematiğin dışında bir yapı gerektiren bu teknikleri başlatanın Ito analizini yaratan (1944) Japon matematikçisi Ito olduğunu söyleyebiliriz.
Buna daha sonra Ito integralinin ‘integration by parts’ formülü olan Ito Lemma’ larının ve Ito diferansiyel denklemlerinin eklenişi Stokastik Analiz dalının başlangıcı sayılır. Ito’ nun başlattığı stokastik analizin uygulamalı matematik, analiz, diferansiyel denklemler, fizik, kuantum mekaniği ve finans gibi çok geniş alandaki gibi dalları olumlu etkilediği, yeni ufuklar açtığı görülüyor.
Kompleks sistemler ve Kompleksite
Bütün çalışma boyunca “Finansal pazarlar kompleks yapılıdır” varsayımını sürdüreceğiz. Bununla neyi kastediyoruz. Finansal pazarların komplike bir yapıya sahip olduğundan fazlasını kastediyoruz. Komplike olmakla kompleks olmak arasında önemli bir fark bulunmaktadır. Komplike olmak bir anlamda “Karmaşık ve anlaşılması güç olmak” anlamına geldiği halde Kompleks olmanın belirli ve disiplinli bir tanımı bulunur.
Kompleksitenin ve Kompleks sistemlerin henüz üzerinde anlaşılmış tam bir tanımı olmamakla birlikte Kompleks bir yapıda aşağıdaki özelliklerin gözlenmesi gerektiği üzerinde anlaşılmıştır.
Kompleksite özellikleri
- Organik yapısallık
- Açık sistem (Open system)
- Geri-besleme (Feedback)
- Değişebilirlik (Non-stationarity)
- Bir çok etkileşen aktör
- Uyuşum (Adaptation)
- Evrim (Evolution)
- Single realization
Finansal Pazar bir Kompleks Sistemdir
Bu kriterlerin hepsi olmasa da büyük çoğunluğu bir Finansal Pazar olgusu için geçerlidir. Buna göre bir Finansal Pazar gerçekte bir Kompleks sistemdir. Finansal Pazar verileri bir global dinamik sistem hareketini yansıtır. Buna karşılık pazardaki katılımcılar aktörleri oluşturur. Yukarıdaki kriterlere göre bir kompleks sistem parçalarının toplamından fazla bir şeydir. Parçaların davranışından hareketle bütün davranışı konusunda etkin bir bilgi edinilemez. Böylece bir kompleks sistemde önceden tahmin edilemeyen gelişmeler gözlenebilir.
Doç. Dr. Kutlu MERİH, 08 Nisan 2011, İstanbul

