Bu Adam Size Ne Etti?
Melaike
522

Merhaba. Cevabınız için teşekkür ederim. T. Çevik’in mesajı, kendi bağlamında ele alınmalı. “Alt tarafı” vb. ifadeler, kendi sosyal çevresine yönelik eleştirinin (parası olan ailelerin çocuklarıyla yeterince ilgilenmemesi sorunu) uç noktalara taşınmasıyla ilgili. Geniş aileden yardım alamayan çiftler, bakıcı seçeneğine başvuruyorlar mecburen. Herkese genellenemese de, çocuğun sosyalleşmesi açısından çok avantajlı bir seçenek değil bu (bkz. parklardaki durum). Şiddet ve istismarın bu kadar yaygın olduğu bir ülkede de haliyle çocuğu Allah’a emanet etmek, çoğu ebeveyn için kolay bir seçim değil; kolay olduğu durumda, çocuklar açısından durum vahim. Çevik ailesinin çevresinin meşgul insanlardan oluştuğunu ve “dekoratif çocuk” sayısının ortalamanın üstünde olduğunu tahmin etmek zor değil. Ebeveynler/anneler rencide edilmeden de bu konu tartışılabilir. Tartışılmadığı sürece alınganlık üzerinden suçlamalar devam edecektir. Bunu, çocuğu kreşte istismar edilmiş ve diğer veliler tarafından mobbing uygulanarak susturulmaya çalışılmış bir veli olarak yazıyorum bu arada. Dolayısıyla, bazı durumlarda anne gerçekten 3 yaşındaki çocuğun son savunma hattı da olabiliyor, kabul etmek lazım. Bu ülkede böyle en azından.

Bu meselede, diyelim ki babaların devreye daha fazla girmesi gerekiyor. Peki, varsayalım anne çalışıyor, baba evde. Parkta, kreşte, okulda tek-tük görülen babaların, annelerle kaynaşması görece zor; fark etmemek mümkün değil. Bunun değişmesi veya babaların, çocuk bakımında dededen, anne-anneanne (veya anne-teyze) ikilisindeki dayanışmayı görmesi de yakın gelecekte pek olası görünmüyor. Yani mevcut anne-anneanne merkezli yapının da bir mantığı var (kim kime güvenir, nazını çeker vb.), salt baskıyla açıklanamaz. Aşılması, her cümlede cinsiyetçilik aranmasıyla da mümkün değil. Çözüm odaklı olmamakla itham etmeden önce, cinsiyetçilik alarmının neye çözüm getirdiğini de açıklamanız gerekir. Şu anda bu tür konular epey kutuplaşma da içeriyorken özellikle.

Tartışmanın odağında, kentli orta sınıf anneler var, bunu belirlemek lazım. Taşradaki kadınların durumu malum; zengin ailelerin zaten imkanları fazla. Norveç Paradoksu’nu bilirsiniz belki. Kadınlar, cinsiyet eşitliğinin görece gelişkin olduğu ülkelerde (İskandinavlar, Kanada, vb.) erkek ağırlıklı meslekleri seçmiyor ve ailelerine daha fazla zaman ayırıyorlar. Bizimkisi gibi ülkelerde ise annelik-kariyer savaşları devam ediyor. Refah seviyesini etkilemeyecekse, neden bir kadın (veya erkek) haftada 50–60 saat çalışmak istesin? Kaç meslek gerçek anlamda kariyer imkanı tanır ki? Bu gibi sorular bizde sorulmuyor; o da tartışmayı sağlıksız hale getiriyor. “Vay sen gericilerden mi tarafsın? Vay sen çocuklarını mı sevmiyorsun?” vs. vs.

Gruplayarak eleştirdiğiniz yorumlardaki tutumunuza bakmak, uç noktaya taşıma (veya öküzün altında CSI’cılık yapma diyelim) eğilimini görmek için yeterli aslında. “O zaman susalım, hiç konuşmayalım, ölelim vs.” karşı tarafın argümanını geçersizleştirmeye hizmet etmez en azından. Herkes abartabilir, herkesin duyarlılığı farklıdır. Sonuçta eminim herkesin anne-baba-çocuk selameti açısından ortak noktaları, ayrı düşündüklerinden fazladır. Statü, kabile mantığı filan derken, bunları dışavurma şekilleri epey ayrışabiliyor tabii… birilerine mobbing uygulama noktasına varmak dahil (istismarcıyı korurken kötü bir şey yaptıklarını düşündüklerini sanmıyorum yani).

T. Çevik’in mesajı eleştiriye açık elbette. Ancak mesajı herkesin görebilmesi, bunun bir fetva olduğu anlamına gelmez. Bağlam; aile-sevgi böceği olmak, fedakar eşe teşekkür; muhatap da belli ki kendi çevrelerinde çoğunluğu oluşturan “bakıcılı sosyete” ise, toplumun ortalama cinsiyetçiliği bile zorlanmış sayılmaz. Biraz micro-aggression madenciliği yapmaya benziyor buradan kadınların ezilmişliğine ulaşmak. Zengin bir aileden bahsedildiği belli olduğuna göre, okuyanlar neden bunu fetva olarak alsın ayrıca? Kendi bütçeleri seçim yapmaya müsait mi?

Sondaki video, erkeklere yönelik bilgisayar oyunlarında cinsiyetçi unsurlar arayarak epey para kazanmış bir feminist eleştirmenin (Anna Sarkeesian) parodisi yapılıyor. Birbirinin zıttı iki durumu (A oyununda kadın kahraman aşırı efemine gösterilmiş — B oyununda kadın kahraman aşırı erkeksi gösterilmiş) cinsiyetçilik göstergesi olarak ele almasıyla herkesi şaşkına çevirmişliği vardır :)

Yanlış anlaşılmasın, amacım konuyu hafife almak değil. Sorunumuz gerçek (ve en azından biz ailecek mağduru da olduk) ve herkesin kendi çevresinde yapabilecekleri var — sözle olmasa bile, örnek olarak, babaları teşvik ederek, özellikle erkek çocuklara düzgün rol modeller sağlayarak. Herkesin çözüm odaklı olmaya gayret etmesi gerekir. O konuda ortaklaştığımızı düşünüyorum.

Görüşmek üzere.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.