2017 Türkiyesinde İşçi

İşçi deyince aklımıza ne geldiği pek önemli.

Google’a “işçi” yazınca çıkan ilk fotoğraf.

Orta yaşlı, kırışık suratlı, belki tulum giyiyor. Fabrikada, madende, belediyede, belki temizlik işinde çalışıyor.

Büyük olasılık yıllarca aynı yerde çalışacak. İş arkadaşları da onunla aynı arkaplana sahip ve aralarında pek fark yok. Resmi tatillerde, bayramlarda izinli. Mesai saatleri güzel.

Bu işçi deyince aklımıza gelen. Eskiden bir de memur olunabilirdi, bankacı olunabilirdi. Tek tük özel şirketlerde çalışılabilirdi. Üniversite mezunları devlette işe girerdi. 70-80lerde yetişkinliğe girmiş nesiller için çalışma hayatı hala bu kadar. Onların dünyasında anketör, barista, ilan dağıtmacı, teknoloji mağazasında promotör, motokurye, özel güvenlik, call center çalışanı, kasiyer yok.

Peki Türkiye’de işçiler artık öyle mi? Hiç öyle miydi?

Her yer inşaat, AVM, mağaza, çiğ köfteci, telefoncu, kafe, lokanta. Yeni işçi profili de bunu yansıtmalı.

Yeni işçi 20li yaşlardan 50li yaşlara uzanan bir aralıkta. İşyerinin gerektirdiği marka logolu tişörtü giyiyor olabilir. Belki de kendi seçimi -düz renk- bir tişört ya da gömlek. Kot pantolon giyiyor herhalde. Garsonsa işletmeye göre kumaş olabilir.

Birkaç yılda bir yer değiştiriyor. Kendi değiştirmese zaten patron çıkmasını ister, ya da çıkarır, ya da işyeri kapanır. 6 ay çalışıp, 1–2 ay işsiz gezmesi gerekebilir.

Çalışma arkadaşlarıyla farklı yerlerde oturuyor. Kendisiyle aynı seviyede 3–4 yıl tecrübeli birileri daha var.

Haftada 6 gün günde 12 saat çalışıyor. Gerekirse bayramda bile çalışıyor, yılbaşı akşamı belki 2 saat erken çıkıyor, fazla mesai ücreti zor. İşyeriyle evi arasındaki mesafede geçen süre bir önceki nesle göre fazla.

Ama onlar işçi değil. Onlar reyoncu veya kargocu veya anketör. Birileri işçi hakkı diyor ama onlar işçi olmadığı için onları pek ilgilendirmiyor. Zaten işçiler ondan daha rahat diye düşünüyorlar.

Bundan sonra işçiyle işi olanlara birkaç önerim olacak.

  • İşçi değil çalışan deyin. Bu kavram hem halkın algısıyla örtüşüyor hem serbest meslek erbabına da hitap ediyor.
  • Fabrika – belediye eksenindense yeni ekonominin işçileri etrafında çalışın. Bir ara “Kafe-Bar Çalışanları Sendikası” diye bir oluşum vardı, sanırım şu an aktif değiller. İyi düşünceydi.
  • Teorinin detaylarının tartışması akademik köşelere kalsın. Bir sözcüğün anlamının kavgası biz entelektüel lordlar için çok önemli olabilir. Halk için o sözcük, dünyevi yansıması kadar.
One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.