Çok eşlilik duygusuz mekanik bir durum değildir!
Bu yazıyı yazma isteğim hem Zygmunt Bauman’ı özel olarak çalıştığımdan hem de 5harfliler.com’da “Akışkan Aşkın Geldiği Nokta: Hangi Markayı Satın Alsam?” adlı yazıyı görmemle ortaya çıktı. Bu yazı kesinlikle ‘doğrusu budur’ yazısı değildir. Tek eşli ilişkilerin daha iyi olduğuna dair bir kanıt yoktur. Bununla birlikte, poliamorun da daha iyi olduğuna dair bir kanıt yoktur. Önemli olan sizin ve parteriniz (ler) için doğru olanı yapabilmektir. Poliamor ilişkilerin daha az başarılı olduğunu gösteren hiçbir araştırma yapılmadı. Hatta bazı uygulayıcılar poliamor ilişkilenmelerin daha fazla öz farkındalık kazandırdığını ve iletişim becerilerinin geliştiğini söylemektedir.
Polyamory, 60'lı yıllarda Kaliforniya’da bir kavram olarak ortaya çıkmıştır. Ortaklar, birbirleriyle ilişkilenenler arasında arkadaşlık ve saygı vardır. Polyamory, ikiden fazla insanla bir ilişkidir. Tüm farklı kombinasyonlarda çalışabilir. Bazen, poli içindeki tüm insanlar birbirine romantik olarak karışırlar, bazen sadece birkaçıyla karışırlar. Bazen grubun bazı üyeleri arasında hiç bağlantı yoktur. Poliamorun tek evrensel ilkesi, dürüst ve şeffaf bir ilişki olmasıdır. Bir olaydan farklı olarak, herkes ne olup bittiğinin farkındadır ve aldatma yoktur. Polyamory, ortakların sayısına ve cinsel yönelimlerine sınır koymaz. Ortaklar kıskançlık hissetmediklerini temin ederler. Kıskançlığın bir korku ürünü olduğunu düşünüyorum. Tek eşlilik, sadakati ve romantik sevgiyi oluşturan aşk üçgeni, kendini tanımlamak için sermayenin terimlerini kullanır ve bildiğimiz gibi bu kelimeler masum değildir. Bauman’ın aksine aşkın zor bulunan bir şey olduğunu düşünmüyorum ki Bauman’ın aşk anlayışı ile de kimseninki uyuşmak zorunda değil. Belki de aşk egzersiz yaptığınızda büyüyen bir organdır. Birden fazla kişiyle ilişkilenmek ne ihanettir ne aldatmadır ne de sevgi yoksunluğunun göstergesidir. Birden fazla kişi ile duygusal ya da cinsel ilişkiler yaşayabiliriz. Tek eşli ilişkilere göre de poliamor daha az yalan ve ihanet barındıran bir ilişki türüdür. Bunu monogami savunanların anlaması zor olabilir, bu duygunun otantik olduğuna inanmakta güçlük çekebilirler, çünkü hepimiz kıskançlığın bir norm olduğu dünyada meydana geldik. Poliamor ilişkilenmelerde bireyler asla kıskançlık hissetmezler ve birleşme duygusu hissederler.
Poliamor ilişkilere yöneltilen diğer bir eleştiri de hiyerarşinin olduğudur ki bu bazı bireylerce “birincil ilişkiler”, “ikincil ilişkiler” diye ayrılmaktadır. Benim için bu kesinlikle yanlış bir tutumdur. Hiç kimse “birincil” veya “ikincil” değildir. Her seferinde sadece bir kişiyi görsem bile, onlara “birincil partner” demem veya statüyü korumak için onlara baskı uygulamam. Bu onların zamanlarının çoğuna hakim olduğumu iddia etmek olur. Ben bir “birim” in parçası değilim; Ben bir bireyim. Tüm ortaklarıma da bireyler olarak davranıyorum. Çaresizlik veya yalnızlık boşluğunu doldurmak için başka insanları kullanmıyorum. Polyamory yaparken başkalarını nesnelleştirmeye karşı da dikkat edilmeli. Kendi beklentilerinizi yerine getirmekten ziyade insanları ilk olarak insanlar olarak görme fikri ile poliamiye gidilmeli aksi takdirde Bauman’ın dediği metalaşma olayı gerçekleşecektir. Birçok çift, örneğin, cinsel fantezilerini yerine getirmek için üçüncü bir kişiyi arayarak poliamiye girebilir. Bu etik bir şekilde yapılabilir, ancak üçüncü kişi bir arzu nesnesi olarak göründüğünde — kendi hisleri ve arzuları ile özerk bir kişi değil — etik dışı olabilir. Bence romantik bir partnere ya da sevdiğimize saygılı davranmak için sorumluluk almamız gerektiğini düşünüyorum.

Zygmunt Bauman, artık ilişkilerin bir metaya dönüştüğünden bahseder. Kapitalizm üzerinden istikrarsız, duygusuz ilişkilere yöneldiğimiz fikrine katılmıyorum. Sistemi devam ettirmek için bu çarkın bir parçası olduğumuzu da düşünmüyorum. Monogami, sadakat kisvesi altında cinsel ve duygusal ayrıcalığı gerektiren bir ilişki sözleşmesidir. Bir partnerinizin tüm romantik ve cinsel ihtiyaçlarınızı karşılaması beklenir. Platonik arkadaşlıklarda bu davranışlar haklı olarak denetleyici ve manipulatif olarak etiketlenirdi; ama romantik ve cinsel ilişkiler içinde “normal” olurlar, çünkü tek eşlilik kapitalist nükleer aileyi yeniden üretir. Tek eşli evlilikler devlet tarafından kabul edildiğinden, onlara ek olarak toplumsal meşruiyet verilir. Miras yoluyla, ailelerin bir azınlık içinde bir araya getirilmiş kaynaklarını (para, mülk, vatandaşlık ve tüm faydaları, sınıf kimliği) da tutarlar. Fakat ayrıcalıkların sürekli olarak yeniden üretildiği kapitalist patriarkanın altında yaşadığımız için, anti-kapitalist poliamor, ataerkillik, ırkçılık ve yetenekçiliğe nasıl aktif bir şekilde meydan okuyabileceğimize ve ilişkilerimizdeki güç dengesizliklerini nasıl giderebileceğimize kasıtlı bir yansıma gerektirir.
Poliamor olmak, ortaklarımın diğer ilişkileri hakkındaki ayrıntıları bilmem gerektiği anlamına gelmez. Bunu duymaktan hoşlanırım ve ilgilenirim ancak özel tutmak istedikleri herhangi bir bilgiyi bana bildirmek zorunda değiller. Ayrıca onlarla ilişkimin nasıl olduğu, neye ihtiyaçları olduğu ve benden ne bekledikleri konularında beni güncel tutacaklarına inanıyorum. İlişki artık istedikleri şey değilse de gitmelerine tabi ki müsaade ediyorum. Bu tarz nezaketler ilişkilerde beklentilerin yükünü kaldırır. Romantik ve cinsel ilişkilerin sonsuza kadar sürmeyeceği gerçeğini artık kabul edin. Poli olmak, sadece “ortaklar” arasında değil, zaman içinde ya da bireysel ilişkiler içinde de akışkanlığa izin vermek anlamına gelir. Geleneksel aşamalar (arkadaşlık>sevgililik> çift> birlikte yaşamak> evlilik> çocuklar> boşanma) yoluyla ilişkileri tırmandırmak için herhangi bir baskı yoktur ve zamanla tek bir ilişki tanımına sadık kalmaz. Ayrıca polyamory içinde de kötü uygulamalar vardır ve bazı insanlar kötü ya da mizojenist olmak için poli politikalarını bir bahane olarak kullanıyorlar, bunu da unutmamak gerektiğini ve duygusal manipülasyon sezildiği an o ilişkinin sonlandırılması gerektiğini düşünüyorum.
