Röportaj: Ali Rıza Tuncer

Onu tanımlamak kolay değil aslında. Eğitimini sürdürürken yanında kendine bir sürü başka kapılar açmış biri. Hayatı dışarıdan değil tam içinden yaşayan ve bu yaşadıklarını vlogu ile bizlerle paylaşan dolu dolu biri. Sizler için bazı sorular sordum ve o da bize yaşantısını, düşüncelerini ve planlarını anlattı. Ali Rıza Tuncer, Instagram’da 19.5bin, YouTube da ise 36.944 abonesi var. İlham veren fotoğraflar ve videolar paylaşıyor. Benimde zevkle takip ettiğim, keyifle likeladığım hesaplardan. Uzun zamandır takip ettiğim biri Ali Rıza, onu gözlemlemekten yaşamına göz atmaktan keyif alıyorum. Hem eğleniyor hem eğlendiriyor.Bende merak ettim Ali Rıza tüm bunları nasıl yapıyor? Hazırladığım mini röportajı tüm içtenliği ile yanıtladı. Ona tekrar teşekkürlerimi iletiyorum.

  • Ali Rıza Tunçer kimdir? Bize biraz kendini tanıtabilir misin?

1995 yılında İzmir’de dünyaya geldim. Baba tarafından Egeli, anne tarafından Makedonyalıyım. Hayatımda en şanslı olduğum konulardan biri kesinlikle bu sanırım. İzmirli olmak bana hayattan zevk almayı, Üsküplü olmak ise hayattan zevk alırken bir yandan da dünyaya bir şeyler katmayı öğretti. Böyle bir kombinasyonun içine doğmak büyük bir şans diyebilirim. 2013 yılından beri İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde Sinema ve Dijital Medya bölümünde öğrenim görüyorum. Öğrencilik hayatımın yanı sıra 2012’de yazmaya başladığım bir erkek stil blogum var, onu sürdürüyorum. Blogumu 2015’te bir youtube kanalına çevirdim, şu an ulusal markalarla birlikte video içerikleri hazırlıyoruz kanalımda. Aynı zamanda da 2016’dan beri Youtube Türkiye’yi ulusal arenada temsil eden 6 kanaat önderinden biri olarak Londra Ana Ofis ile çalışmalarımız sürüyor.

• IEU’da Sinema ve Dijital mMdya okuyorsun, kendini ne zaman ve nasıl youtube ve blog’la birlikte moda dünyasının içerisinde buldun?

Görsel sanatlar ve moda çocukluğumdan beri tutkularımdan biriydi. Özellikle moda konusunda bu ilgim bir tık daha ağır basıyor diyebilirim. Fakat tüm bunların yanı sıra beyazperdeye hatta dijital platformlara da inanılmaz bir ilgi duyuyordum. Bu ikisini de Sinema ve Dijital Medya okuyarak bir araya getirebileceğimi görünce onun üzerine gittim. Blog dünyasında yakaladığım güzel atmosferin yavaş yavaş hareketli görüntüler ve video dünyasına doğru eğrildiğini de görünce bir youtube kanalı açmaya karar verdim. Şu an başlangıçta hayal ettiğimden çok daha ileride bir noktadayım sanırım hemen okul hem profesyonel youtube hayatımda. Bu da oldukça mutluluk verici.

  • Neden moda vloggerlığı yapmak istedin? İlgin nereden geliyor?

Aslında yukarıda da bahsettiğim gibi kişisel stil yaratma konusunda ciddi anlamda bir ilgim vardı. Modadan ziyade insanların kendilerini stilleriyle ifade edebileceklerini ve bunun doğrultusunda toplumda kendilerini daha özgürce ifade edebileceklerini düşünenlerdenim. 2012’de blogumda insanlara kendi stilimden örnekler gösterirken bir yandan onlara da yardımcı olabileceğimi fark ettim. Bu da özellikle youtube kanalımı açmam konusunda beni çok tetikledi. Başta sadece “kendi stilimi paylaşırım” diye çıktığım yolda bugün kendimi insanlara ister istemez stil tavsiyeleri verirken buldum.

  • Ne tarz projeler üzerinde çalışıyorsun? Sana kalırsa sektör nasıl?

Blogumu açtığım 2012’de veya kanalımı açtığım 2015’te sektör diye bir şey pek yoktu doğrusu fakat şu an özellikle youtube’a hem içerik üreticileri anlamında hem de müşteri anlamında yoğun bir talep var. Her geçen gün yeni bir youtuber ortaya çıkarken, her geçen gün yeni bir marka dijital dünyaya adım atıyor. Pasta büyüdükçe elbette eskisi kadar masum kalamıyor, çıkar savaşları ve bu yönde yapılan “spam takipçi, sahte beğeni” gibi ataklar da olmuyor değil. Kendi adıma konuşacak olursam ben daha çok ulusal bazda çalışmalar yapan büyük hazır giyim firmalarıyla çalışmayı daha çok seviyorum. Hem çok daha uygun fiyatlı bir ürün skalaları oluyor hem de çok kolay ulaşılabildikleri için bana kazandırdıkları etkileşim de çok daha yüksek oluyor. Uzun dönem halinde markalarla youtube çalışmaları yaparken, biraz daha üst sınıf diye tabir ettiğimiz orta ve üst kesime hitap eden markalarla da kısa dönem Instagram projeleri hazırlıyoruz.

  • İzmir’de yaşamaktan mutlu musun? Sence burada sokak stili nasıl?

İzmir’de yaşamaktan gerçekten büyük bir zevk aldığımı söylüyorum her fırsatta, gerçekten Türkiye’nin en yaşanılabilir şehri bana kalırsa. İçerisinde bulunduğum piyasa her ne kadar İstanbul merkezli olsa da ben işlerimi buradan idare ettirmeye gayret ediyorum. İzmir için inanılmaz şık ve çok farklı, eklektik bir sokak tarzı var diyemeyeceğim ama kötü de diyemiyorum. Orta halde insanı rahatsız etmeyen ama ara ara çok güzel stillere rastladığımız küçük bir metropol demek daha doğru olur.

  • Bir günün nasıl geçiyor? Çalışma disiplininden biraz bahseder misin?

Oldukça planlı ve programlı çalışan bir insanım çünkü özellikle youtube ve instagramda iş yapıyor olmak bunu gerektiriyor. Haftalık ve aylık olarak detaylı bir ajanda tutuyorum. Her ay önceden belirlenmiş video ve fotoğraf çekimleri, iş yemekleri, marka davetlerini planladıktan sonra, video ve fotoğraf yayınlama günlerini de haftalık olarak bir düzene sokuyorum. Günlük olarak da eğer o gün okula gitmeyeceksem ve herhangi bir planım yoksa ya internette trend analizlerini kontrol ediyorum ya da o an aklıma gelen spontane bir video çekimi yapıyorum.

  • İzmir’de en sevdiğin yerler desek? Şehirdeki ritüelin, en sevdiğin mekanlar ve alışveriş için adreslerin nereler?

Bu konuda sanırım İzmirli okuyucular bana biraz kızacak ama maalesef İzmir’le ilgili öyle bir “kordonda oturup bira içeyim, sahilde gün batımını izleyeyim, inciraltında rakı balık yapayım” anlayışım yok. Bostanlı’da oturuyorum ve genelde zamanımı bu civarda harcıyorum. Eskiden daha çok Alsancak Gül Sokak civarında bulunurdum ama artık çoğu ihtiyacımı Mavibahçe’den karşılayabiliyorum. Alışveriş konusunda da sıkı bir online alışveriş insanıyım, mağaza gezmek güzel ama kıyafet denemek pek benlik değil. Mağazalara şöyle ayda yılda bir göz atıp, geri kalan her şeyi internetten hallediyorum.

  • Bu kadar çok insanın takip ettiği ve bu kadar sevilen biri olmanı nelere bağlıyorsun?

Gerçekten inanılmaz bir duygu, yaşayarak ve deneyimleyerek anlaşılabileceğini düşünüyorum. Hayatınız boyunca karşılaşamayacağınız, sizi tanımayan, belki de dünyanın bir diğer ucunda yaşayan, bambaşka hayatlara sahip olduğunuz binlerce hatta on binlerce insan sizinle birlikte seviniyor ve yine sizinle birlikte üzülüyor. Sizlerle aynı duyguları paylaşıp size değer veriyor. Bunu çok rahat bir şekilde hissedebiliyorum ve sadece samimiyetime inandıkları, onlara gerçekten değer verdiğimi bildikleri için her daim yanımda olduklarını ve olacaklarını da biliyorum.

  • Senin önerilerini takip ediyor olacağız. Ancak bizlere ve okuyucularına yılın bu zamanında keşfedilesi önerilerin neler?

Dijital dünya büyük bir hızla gelişiyor ve büyüyor. Bu doğrultuda dünün trendiyle bugünü yakalamak gerçekten imkansız hale geldi. İyi gözlem yapılmalı ve özellikle dijital sektöre gireceklerse şimdiden adım atmalarını öneririm. Bugün çok revaçta olup instagramda binlerce like alacak kombininiz yarın dünyanın en demode kombini olup size bolca takipçi kaybettirebilir.

Show your support

Clapping shows how much you appreciated Deniz K. Brockmann’s story.