Uyuyamı-yorum…

Uyuyamıyorum ben bu gecelerde.

Sokakta miyavlayan kedinin sesini duyuyorum. Aç ve sefil olmuş köpek yavrularını, yuvasız kuşları görüyorum. Sokakta başıboş dolaşan Mecnun gibi insanları, bir kızın kolundan çekmiş götüren adamı ve kızın tedirginliğini görüyorum. Bir dilenci var, caddede yürüyor ve sağlıklı duruyor. Bir kör görüyorum kalem ve mendil satıyor. Dayanamıyorum. Şimdilerde gök, gürlüyor mu yoksa bize mi gülüyor bilmiyorum. Nefesim kesiliyor sanki, kalbime inceden bir sızı iniyor. Sesler ah o sesler dayanamıyorum. İçten ve dıştan kemiriyor zihnimi. Sessizlikteki seramoniyi, yağmurun yağdıkça verdiği huzuru gök gürültüsü bölüyor.

Kedim huzursuz. Korkuyor sanki bir şeylerden. Yoksa yüreğimdeki endişelerden haberi mi var? Dışarıda miyavlayan kedi için içimden geçenleri mi hissetti? Yoksa gök gürültüsünün sevdiklerimi düşünüp içime hüzün çöktürdüğünü mü anladı?

Uyku tek kaçış yerim eğer beni kabul ederse makamına. Her şey duruyor iyi kötü düşünceler saldıramıyor sanki uykudan oluşan zırhıma. Haydi dayan kendine ve uyu artık. Dinle sessizliğin sesini. Rüyalar alemi beklerken seni, yeni maceralara kanat açma zamanı…

19.06.2017

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.