Mısır’da Hayatta Kalmak
Jet hızında aldığım kararların sonunda ailem dahil herkesi şaşırtarak Mısır’a taşındım. Evet geldim değil, taşındım. Geçtiğimiz (nasıl geçtiğini bir de bana sorun) 1 ayı da sayarsak daha 6 ay buradayım.
Peki neden Mısır?
Yalan yok, mis gibi Avrupa dururken kafayı sıyırıp Mısır’a neden geldiğimi zaman zaman ben de sorguluyorum. O yüzden de neden Mısır sorusuna verecek afilli cevaplarım yok maalesef. Noktaları birleştirdim, kalbimin sesini dinledim ve kendimi burada buldum. Hepsi bu kadar.

Murphy Kanunları
Öğrencilik hayatım boyunca bir sürü konferansa gittim. Beylik lafların hepsini yalayıp yuttum. Kişisel gelişim kitaplarının kurdu oldum. Bir de üstüne meditasyon yapmayı öğrendim. Evrene bol bol pozitif enerji gönderdim. Ama yine de olmadı, oldurtamadım.
Murphy kanunları peşimi bir türlü bırakmadı…
1. Daha Türkiye sınırlarındayken valizimin tekerleği kırıldı. 30 kiloluk valizi tek başıma kaldırmak zorunda kaldım.
2. Uçağım 45 dakika rötar yaptı.
3. Check-in sırasına gittiğimde bana “stand-by” yolcusun dediler. Yıllarca endüstri mühendisliğinde gördüğümüz şu olay benim başıma gelmişti. Ne şans ama!
4. Son ana kadar bana 250 Euro vereceklerini ve sonraki uçağa bineceğimi söylediler. Fakat son 1 dakika kala “Hadi bin” dediler. Peki o zaman…

5. Tabi benbindim ama valizlerim benimle gelmemişler. Neden? Çünkü son dakikada karar değiştirdiler.
6. Valizlerimi almak için doldurmam gereken form için 2 saat sırada bekledim. Ve sırada sadece 10 kişi vardı. 10 kişi için 2 saat nasıl olabilir? Eğer Mısırlılar o işi yapıyorsa olur hem de bal gibi olur. Çünkü şimdiye kadar tanıdığım en yavaş hareket eden millet “Mısır”. Eğer bir Mısırlı ile buluşacaksanız olması gereken buluşması saatinden 5 saat öncesini söyleyin. Peki neden bu kadar yavaşlar diye sorarsanız şimdiki teorim “Sıcak Hava”. Bu konudaki çalışmalarım devam ediyor ama ;)
7. Boya firmaları size sesleniyorum: Mısır çok güzel, gelsenize.

Binaların dışı yine bir şekilde kabul edilebilir. Ama içleri berbat. (Tabi hepsi değil, ama geneli diyebilirim). Çamaşır makineleri milattan kalma. Kapılar, mobilyalar her şey çok eski. Derin bir nefes aldım, şikayet etmeyi kendime yasakladım ve işe koyuldum. Son durumda çamaşırlarımı elde yıkıyorum, haftada 1 temizlik yapıyorum, klima olmadığı için sürekli alternatif çözümler bulmaya çalışıyorum, börek bile yapıyorum ya. Yetenekli olduğumu görünce, Tamam Derya dedim kendi kendime. Mısır’dan sonra öyle bir ev hanımı olacaksın ki, evlilik teklifleri havada uçuşacak :D
8. Türk erkeklerinin “sırnaşık” olduğunu düşünenleri Mısır’a davet ediyorum. Lütfen gelin!
Çünkü buradaki erkek popülasyonunun %99’u yabancı olduğunuzu anladığı anda sülük gibi yapışıyor. Anlamsız şakalar, gereksiz konuşmalar ve tiksindirici gülüşler meydana geliyor. Allahtan artık nasıl başa çıkacağımı biliyorum. Elimin tersi ile onlara “Khalas Emşi” diyorum.
9. Sokaklar çöp dolu. Yani görüntü kirliliğini size anlatamam. Sadece görüntü kirliliği olsa yine iyi. Ama çöplerden dolayı envai çeşit böcek ve sinek var. Ve ben de çok geçmeden ilk ayda nasibimi aldım ve böceğe karşı alerjim oluştu.
10. Arabalar araba değil, CANAVAR. Yayaya saygı diye bir kavram yok. Hatta öyle ki minibüsler insan taşıdıklarının farkında bile değiller. Survivor’un bir ayağı kesinlikle Mısır yollarında yapılabilir yani.

11. Tam her şey bitti diyordum ki… VİZEMİ YENİLETEMEDİM. Çünkü Türkiye’deki Mısır Konsolosluğu işini düzgün yapmıyor. Daha fazla detay vererek tekrar sinirlenmek istemiyorum. Ama sabır taşı olsa Mısır’da çatlar o kadar yani…
12. Turistleri hunharcasına kandırmak isteyen ve saatlerce ısrar eden Mısırlı esnaflara da değinmeden olmaz şimdi.
13. Ama bütün bu olumsuzlukları silecek çok güzel bir şey var Mısır’da. O da tanıştığım ve beni kardeşi gibi benimseyen insanlar. İş yerimdekiler, sokaktakiler ve ev arkadaşlarım. Geçtiğimiz gün artık göz yaşlarımı tutamadım ve sokağın ortasında ağlamaya başladım. Size anlattıklarımın 5 katı daha fazla sorunum vardı çünkü. Sokakta bir kız yanıma geldi ve bana sarıldı. O kadar iyi geldi ki. Ve işte o an anladım ki her şeye rağmen doğru yerde ve doğru insanlarlayım.

Hayatımda ilk defa bu kadar mutluyum. Çünkü hayatımda ilk defa birileri benimle gurur duysun istemiyorum. Çünkü ilk defa kendimi gergin hissettiğim bir kurumsal hayat yarışında değilim. Çünkü ilk defa sınırlarımı bu kadar zorluyorum. Çünkü ilk defa sade ve sadece kendimle gurur duyuyorum. Çünkü ilk defa ne hayatın beni kontrol etmesine ne de benim hayatı kontrol etmeme izin veriyorum.
Bu sefer çok mutluyum. Çünkü tüm zorluklara rağmen “hayatla dans edebiliyorum.”
