Ah o gıcırtılı kapılar …

Derken birden şiddetle çarpar kapımız, belirsizlik yatağın altına saklanır donuk cam milyonlarca parçadır ve milyonlarca yansıma.

Kulağımız çınlıyor ne olduğunu anlayamıyoruz dehşet içinde kalkıyor düşüncelerimiz askılıktan bedenimizi alıyor ve doğruluyoruz.

Yine gözümüz saate kayıyor fakat o şiddetli kükremeye ne akrep nede yelkovan yelken açabilmiş.Adımlarımızı durduramıyoruz, deliler gibi konuşuyoruz, gözlerimiz yerinden çıkacak sanki.

Bir kapı çiziyoruz yatağın altındaki belirsizlik ile sonra kolunu çeviriyoruz limon yermiş gibi oluyor suratımız duyunca yaşlı titrek sesini kapının.

Ah o ürperten gıcırtılı kapılar …
One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.