ÖTEKİLEŞTİRMEYELİM

Sihirli formülü açıklıyorum bugün !

“Eğitimi paylaşmak”

Önce bir durum tespiti yapalım yine.

Sonrada sihirli formülü açıklayayım.

Nasıl bir eğitim sistemimiz var ? Ben müfredattan anlamam. Yaşadıklarımı, yaşadıklarımızı yazacağım :

  • Çocuğumuz 2 yaşına gelince telaş başlıyor. Hangi okula göndereceğiz? İyi bir okul “kapmaya” çalışıyoruz. Doğduğunda çocuğunu sıraya yazdıranlar var bazı okullar için.
  • Bu ne demek?
  • Çok az iyi okul var çocuğumuzu gönderebileceğimiz demek.
  • Bütün çabalarımızla sıraya girersek o küçücük canlar bir de görüşmeye çağırılıyor !!!
  • Bütün şirinliğinle orda olmaya çalışıyorsun her şeyiyle ben iyi bir aileyimi göstermeye çalışıyorsun. Aman bir aksilik çıkmasın.

Sonra çocuğun okula başlamaya HAK kazanıyor. Dünyanın parasını da versen çok mutlusun. Senin canın o !

  • Yetmiyor balesiydi, sporuydu,piyanosuydu koşturuyorsun. Zaman bir yandan para bir yandan. Ama çok da iyi yapıyorsun. Imkanın varsa lazım.

Diğer taraftan devlet okulları var . Ülkenin %5 i belki de daha azı bizim sağladığımız imkanı verebilirken %95 devlet okullarına gidiyor. O da ailesi gönderirse. Bir çoğunun karnı doyuyorsa piyanosu kalsın.

Peki noluyor o zaman ?

İşte “ötekileşme” başlıyor…

Eee ama bizim kız 2 dil biliyor, piyano da çalıyordu?

Geçiniz ! kimle konuşacak ? kim dinleyecek o piyanoyu !!!

Kime bale yapacak zaten bale tuhaf bir şey tövbe tövbe !

Bilmediğiniz şeyler değil bunlar tekrar, biliyorum , ama tekrar bazen iyidir pekiştirir.

Durum bu . Peki ne yapacağız ?

Şimdi düşünün Fransız neden cebinden çıkarıp diğer çocuğun parasını da ödüyor o da iyi bir eğitim alsın diye ? Neden en prestijli okullar devlet okulları ?

Ama ben daha çok çalışıyorum kazanıyorum bana ne elalemin çocuğundan demiyor.

Çünkü çocuğunun beraber yaşadığı çocukların “ötekileşmesini” istemiyor.

Yaşadıkları ülkenin geleceğine beraber karar verebilsinler istiyor .

Eee biz ne yapacağız ?

Biz de böyle bir sistem yok.

Peki ?

Basit , beklerken evin önünü süpürmeye başlayacağız.

Biliyorum bir kısmınız geliri olmayan çocuklar için yardım ediyorsunuz. Etmiyorsanız hemen başlayın. Parasını nereye harcadığını bildiğiniz bir topluluk bulun yardım edin aktif olun !

Yetmez ! Sakın o aydan aya hesabınızdan çıkan para vicdanınızı rahatlatmasın.

Biliyorum , daha klasik yöntemlerle de yardım ediyorsunuz. Çocuğuna bir şeyler alsın diye site görevlisine , kapıcınıza, evinize gelen temizlikçi bayana en azından bayramlarda para veriyorsunuz. Peki çocuğuna ne aldığını biliyor musunuz ?

Yemek alıyorsa vermeye devam edin. Gidip onla sigara almadığından okey oynamadığından emin olun. Nasıl mı ? Gidin o çocuğu görün ! Ne katmışsınız o çocuğa o parayı vererek anlayın ?

Gelelim simdi sihirli formüle ;

Sakın ama sakın o çocuğa sadece para vermeyin !

Alın onu , çocuğunuzu götürdüğünüz sinemaya, tiyatroya götürün, görsün. Aklında bir resim kalsın. Yok mu sizin zihninizde çocukluğunuzdan kalan bir resim. Bazen o resim öyle bir yerde çıkar ki ortaya dünyayı değiştirir o resim !

Alın çocuğunuzu götürdüğünüz restorana götürün, tatsın değişik lezzetleri o tat bir gün gelir damağına geri gelir ben neden bunu yiyemiyorum diye düşünmeye, daha iyiyi aramaya başlar.

Benim kızımın değimiyle AVM lerde ki “jetonlu parka” götürün onu. Gülsün. O gülümseme dünyaya değer. Çocuğunuz güldüğü zaman ne hissettiğinizi çok iyi biliyorum. O da gülsün. O çoğu zaman gülmüyor biliyor musunuz ?

Bütün gün bedeniyle çalışan bir ana baba akşam nasıl güldürsün onu !

Evinize çağırın o çocuğu , görsün annesinin hangi evi temizlediğini. Neden siz orda oturuyorsunuz annesi orayı temizliyor anlasın. Anlasın ki daha iyiyi arasın. O da ilerde öyle bir ev hayal etsin.

Sizin evinizde sizin çocuğunuzla oynasın. Korkmayın bir şey olmaz. Onlar dünyanın meleği, kirlenmez çocuğunuz.

Aksine zenginleşir.

Kirliyse üst başı sokun kendi banyonuzda yıkayın onu. O ılık suyu , güzel kokulu şampuanı hissetsin vücudunda. O vücut onu istesin sonra o da hep daha iyiyi arasın…

Ama sakın elini bırakmayın o çocuğun , daha iyiyi ararken birileri aklını çelmesin onun, yine “ötekileştirmesin” onu !

Çocuğunuza emanet edin onu aklı ermeye başlayınca, o devam etsin onla bu yolda, o tutsun elini arkadaşının !

Eğitim sadece okullar ve müfredat değil yani. Paylaşırsak en büyük eğitimi veririz çocuklara !

Sabırlı ve umutlu olun ! Unutmayın yarın en iyi eğitim sistemine sahip olsak istediğimiz yere gelmek en az 100 yıl !!!

Üç kuşak eğitilmeden olmuyor bu iş. O yüzden çocuğunuza “eğitimi paylaşmayı” öğretin.

O da büyüyünce “ötekinin” çocuğuyla ilgilensin sihirli zincir bozulmasın, işi şansa bırakmayın !

Yılmayın ! Aksiyona geçin !

Yardımcınızın çocuğunu bu pazar eve çağırın. Kahvaltıyı sizde sizinle yapsın, arasıra verdiğiniz parayla belki ailesi ona sucuk alıyordur ama bu pazar sucuklu yumurtayı sizin evinizde sizin sofranızda yesin. Onun “ötekisinin” sofrasını paylaşsın.

Dünyasını paylaşsın, görsün öğrensin.

Değişim , gelişim bir yerden başlasın artık !

Devrim Ziya Tavil

Paris, 6.11.2015