Mustafa Koç’un Ölümü Üzerine Politika

Bu yazı iki yöne gidebilir.

Mustafa Koç’un bugüne kadar yaptıklarını sonuna kadar eleştirebilirim.

Ya da Mustafa Koç’u yere göğe koyamam.

Ama önce bir duralım.

Bir insan öldü.

Ailesi, 2 kız çocuğu vardı. Servet bu acıyı azaltmaz.

Çocuklarına sorsak babanızla daha uzun bir hayat mı geçirmek isterdiniz ya da servetinizin babanız olmadan daha fazla artmasını mı isterdiniz?

Eminim onunla daha fazla vakit geçirmek isterlerdi.

Ateş düştüğü yeri yakar.

Eskiden bir evde ölüm olduğunda ölüye saygı diye 40 gün televizyon açılmaz müzik dinlenmezdi.

Şimdi ise daha ölüm raporu çıkmadan ben dahil eline kalemi alan yazıyor.

Ailesini bir kenara koyarsak Türkiye’nin en büyük holdinginin patronuydu.

Holdingde yaklaşık 80 bin kişi çalışıyor. Ortalama 4 kişilik bir aileden hesaplasak 320 bin kişi.

Ölümüyle ilgili çok şey yazıldı çizildi, ben de bir kısmını okudum.

Sonra durdum ve kendime sordum.

Tek bir hareketimle ve kararımla 320 bin kişinin hayatını değiştirme gücüm olsaydı nasıl bir hayatım olurdu?

O kadar uzağa gidemedim.

Kendi dünyama bizim dünyamıza baktım.

Yöneticilik yapanlara bir kaç sorum var?

  • Hanginiz ekibiniz daha çok daha verimli çalışsın diye bin bir türlü yolu denemediniz?
  • Hanginiz işinize yaramadığı ya da verimsiz olduğu için bir çalışanınızı işten çıkarmadınız? Ya da bazen ekibini 2 kişi azaltman lazım dediklerinde bunu yapmadınız?
  • Gece sabaha kadar uyuyamadınız ama sabah suratınıza o maskeyi takıp bunu yapmadınız mı?
  • Hanginiz tam olarak benimsemediyseniz de patronunuza sevimli görünmek için onun düşüncelerini kabul eder gibi yapmadınız?

Yönetici değilseniz de şu soruları sorabilirsiniz:

  • Hanginiz birikimlerinizi en karlı şekilde değerlendirmek istemiyorsunuz?
  • Hanginiz bir mal ve hizmet alırken daha ucuza almaya çalışmıyorsunuz?
  • Kaçınız ama bunun arkasında emek var parası neyse vereyim pazarlık yapmayayım diyorsunuz?

Soruları çoğaltabilirim. En iyisi siz kendinize sormaya devam edin.

Aynı şey değil demeyin aynı şey işte. Ölçek farklı.

Hepimiz insanız ve iç güdülerimiz, dürtülerimiz aynı.

İğneyi kendine çuvaldızı başkasına hesabı yani.

Sonuçları içinde bulunduğun durumlarda değerlendirmekte fayda var.

İçinde bulunduğumuz durum nedir peki?

Bir günde servetin el değiştirebilir.

Bir sabah uyandığında şirketlerinin tüm lisansları iptal edilmiş olabilir.

Yine bir sabah işçilerden önce vergi memurları şirketine gelebilir.vs vs

Biliyorsunuz işte daha fazla yazmayayım.

Bir hatanız en bencil taraftan bakarsanız servetinizi götürür daha insani taraftan bakarsanız 320 bin kişinin hayatını değiştirir.

Ben eleştirmeyelim demiyorum ama durumu anlayarak eleştirelim.

Tüm bu şartlara rağmen toplumun aydınlık yüzüydü Mustafa Koç.

Keşke bu aydınlık yüzlerden çok olsaydı da aralarından en iyisini seçip onu sevseydik.

Bazen kıymet nedretten geliyor işte.

Paris, 23.01.2016