Ne? Neden? Ne için?

Eğer izlemediyseniz önce aşağıdaki linke tıklayın izleyin ve sonra okuyun.

Küçük Armutlu’ya yolunuz düştü mü hiç ? İstanbul trafiğini by-pass etmek isteyenler bilir oraları.

Ağırlıklı gecekondu bölgesidir.

Belli ki Dilek’te böyle bir evde yaşıyordu.

Polisle birlikte ben de girdim o eve. Öyle izledim o videoyu.

Anlamam lazım ne? Neden?Ne için?

Siz hiç gittiniz mi öyle bir eve ya da yaşadınız mı öyle bir evde ?

Küf kokar kapıdan içeri girince. Ne kadar temiz olursa olsun.

Rutubet vardır. Baltalimanı’na yani denize yakındır Küçük Armutlu.

Tuvalet kokar. Alt yapı yoktur.

Tuvalet alafrangaysa tersten açılamayan kapaklar takılır deliğe. Kedi büyüklüğünde fareler tuvaletten eve girmesin diye.

Bahçede tavuk beslenir, haşaratla mücadele için. Yenmez o tavuklar. Evin bireyidir onlar, eceliyle ya da hain bir kedinin saldırısıyla ölürler genelde.

Odaların kapısı aynı hole açılır genelde.

Akşam bütün gün bedeniyle çalışan aile küçük bir salonda televizyon izlemek için toplanır yemekten sonra.

Koltuklara kılıf geçirilmiştir eskimesin diye.

En iyi yer babanındır. Sonra abilerin, annelerin. Dilek bulaşığı toplar yanlarına gelmeden önce.

Evin en küçüğü kızıdır Dilek!

Ayak kokar.

Hele Dilek gibi 4 erkek kardeşin bir de baban varsa evde o ev buram buram ayak kokar!

Ama evindir orası. O koku huzur verir sana.

Sabah işe giderken o kokuyu beraberinde götürmemek için aldığın ucuz deodorantı, parfümü sıkarsın üstüne başına.

Temiz tutmak istersin her daim evini ve kendini. Başkası alsın istemezsin o kokuyu. Utanırsın belki de…

Sabahın 4:30 unda polis eve arama yapmaya geldiğinde şaşırmazsın.

Defalarca gelmiştir o polis o eve.

Ama galoş giyin, sizden öncekiler ayakkabılarını çıkarıyordu dersin evini temiz tutmak için.

Kalın tabanlarının altına çamur yapışır polis postallarının. Polis dayağı yediyseniz benim gibi anlamışsınızdır ne demek istediğimi…

Alışkındır buna Küçük Armutlu’lar. Ama alışık olmadıkları bir şey vardır.

Sabahın köründe evine gelen polise alışkındır da sohbet ede ede ölmeye alışkın değildir…

Daha sakin polisiye bir ölüm görmedim ben hayatımda.

Beş altı polis, evi aranan bir aile, Türk insanının hafif memleket meseleleri sohbeti, belki de polise inceden inceye dokundurmalar ve derken bir silah sesi…

Gitti Dilek !

Anasının babasının 24 yıldır gözü gibi baktığı, abilerinin canı gitti!

Çocuğun varsa daha iyi anladın ne demek istediğimi.

Yüzündeki kibarlık gibi kibarca öldü Dilek!

Sesi bile çıkmadı çıkamadı!

Ne? Neden? Ne için?

Cevabı yok siz de biliyorsunuz…

Bir şey diyemiyorum sözün bittiği yer…

Diğer taraftan da baktım olaya. Yani onu vuran Polis tarafından da.

Kolay iş değil. Sabahın köründe canlı bomba arıyorsun.

Bulabilirsin, Küçük Armutlu siyasi ve yasadışı yüzü de olan bir yer.

Hadi buldun peki ya patlatırsa ?

Nolur evdeki çoluk çocuk? Karın, annen, baban?

Muhtemelen Dilek’inkine benzer bir evde yaşıyorsun. Hepimiz biliyoruz aldığın maaşı. Aynı koku senin evinde de var.

Senin de var canından değerli bir kızın!

Yani gerginsin. Yaptığın iş, maddi durumun vs vs.

Senin de arkadaşların ölüyor her gün.

Ama biraz sakin ol. Ne olur sakin ol!

Belli o eve daha önce defalarca gidilmiş bir şey çıkmamış.

Senin işin bu polis !

Yeri geldiğinde hava atmayı biliyorsun mahallendeki kasaba, manava, kahvedeki arkadaşlarına. Ben böyle yaptım ben şöyle yaptım.

Güven veriyor o belindeki silah sana.

Belki bazen kişisel çıkarların için kullanıyorsun mevkiini. Yapıyorsun avantanı.

Bilmiyorum sen onlardan mısın ? Yanılıyorsam kusura bakma.

Ben çok avantacı polis de gördüm hayatımda.

Ama bildiğim tek bir şey var sen bu işten kazandığın parayla evine ekmek götürüyorsun.

Gerekmedikçe bırak bir insanı öldürmeyi bırak bir insana fiske bile atamazsın sen!!!

Gerekti mi ?

Dilek mukavemet etmiş!!!

Ya bırak Allah aşkına!

O kız sana mukavemet etse ne olur. Gördük hepimiz fotoğraflarını.

Sen psikolojini, aklını yitirmişsin belli…

Korkmuşsun o da belli.

O kadar güçlü bir durumdayken bir insanı öldürebiliyorsun çünkü…

Keşke yapmasaydın…

Gelelim üçüncü boyuta.

Medya. Bir kısmı yani. Olayın ardından yazdı:

Aile sabıkalı, DHKP-C üyesi, polisin elindeki silaha saldırmış abisi vs vs

Babası teröristmiş, yıllardır izlenirmiş bu aile.

Olabilir hepsi olabilir. Bilmiyorum detayları.

Eğer öyleyse tamam işte. Takarsın koluna kelepçeyi götürürsün teslim edersin ilgili yere.

Hakedersin kazandığın parayı, kafanı yastığa huzurla koyarsın.

Var mı şimdi huzur? Kimse de bırakmadın huzur…

Medya ne yapmaya çalıştı gerçekten anlamadım.

Dedikleri her şey doğru da olsa bu 24 yaşındaki kızın yok yere ölümünü haklı gösterebilir mi ?

Bu neyin savunması, neyin örtbası ?

İnsana saygıyı geçtik ölüye saygı duyun biraz.

Amaaaan ne diyorum ben ?

Boşver…

Devrim Ziya Tavil

Paris, 24.12.2015

Like what you read? Give Devrim Ziya Tavil a round of applause.

From a quick cheer to a standing ovation, clap to show how much you enjoyed this story.