Peygamber Enok/Hanok’un Kitabı

Enok-Hanok Kitabı, dinler tarihinin ilginç metinlerinden biridir ve Yahudi Mistisizmi’nin temel taşlarından biridir. Bu kitap, Eski Ahit’in (Tevrat) Apokrif kitaplarından biridir. Daha sonra bazı kişiler tarafından “saptırıcı” olduğu sebebi ile KAYBEDİLMİŞTİR. 1. İznik konsilinde de (M.S. 325) Tevrat’dan çıkarılmıştır. Enok Kitabı’nın parçalarının tarihi; en eskisi M.Ö 300, en yenisi ise M.Ö 68 tarihine aittir. (Bulunan kayıtların tarihi budur, ancak elbette kitaptaki hikayelerin ve efsanelerin tarihi daha eskilere dayanıyor.) 68 Tarihi aynı zamanda Kudüs’e giden Roma ordularının, Kumran kentini yıktıkları tarihtir. En eski bölümler, Nephiller (Düşmüş Melekler, Yarı İnsan yarı Melek olan varlıklar.) ile alakalı bölümlerdir ve uzun bir süre içerisinde yazılmıştır. Metinlerin bir topluluk tarafından saklandığı, ve onları etkilediği de görülmektedir. Orjinal dilin Aramice olduğu düşünülüyor.

Kitapda Nuh Tufanı ve Düşmüş Melekler ile alakalı çok kafa karıştırıcı terimler bulunmaktadır. Bu yüzden Yahudiler ve Katolikler tarafından 3. YY sonlarına doğru çıkartılıp yakılmıştır ancak, tamamıyla yok etmeyi başaramamış olacaklar ki, 1773 yılında bir İskoç araştırmacı ve Mason olan James Bruce, Habeşistan’a gitmiş ve Enok’un Kitabı’nın bir manastırda saklanmış 3 nüshasını bulmuştur. Kitap 1821 yılında İbranice’den İngilizce’ye çevriltilmiştir. Enok’un kitabının tam olarak varlığının ispatı aslında Ölü Deniz Yazmaları’nın da bulunmasıyla alakalıdır. Yazmalar 1947 yılında bir çoban tarafından Ölü Deniz kıyısında, Kumran’da bir mağarada raslantısal olarak bulunmuş ve bu yazmalar daha sonra Kudüs Üniversitesi’nin eline geçmiş ve bu mağaralarda araştırmalar başlamıştır. 1958 yılına kadar süren çalışmalarda bir çok başka arkeolojik bulgulara da rastlanmıştır. 10 yıl boyunca 11 mağarada yapılan kazılar, 800 kadar yazmanın ve birçok parçanın günışığına çıkmasını sağlamıştır.

Özellikle Tevrat’da da geçen Nefillerin, Devler oldukları ve Nuh Tufanı’ndan önce insanların yiyeceklerini tüketip, en sonunda insanları yemeye başladıklarını anlatır. Bunların başlangıcının sebebi ise, Melek Samael tarafından ayartılan diğer melekler, Hermon Dağı’na inerek, İnsanların kızları ile ilişkiye girmeye ve onlara gizli teknikleri öğretmeye karar vermeleridir. Bütün insanlığın sapmasına sebep olduktan sonra, Başmelek Mikhael’in önderliğinde 4 Baş Melek, onları yakalayıp bağladılar ve yeraltına inen sonsuz bir çukura attılar. Bundan böyle bu 4 Baş Meleğe “Denetçiler” denmeye başlandı, ve onlar 4 istikameti, Doğu, Güney, Batı ve Kuzey’i, uykusuz gözleri ile denetlediler.

Harut ve Marut gibi düşmüş melekler efsanesi, böyle gelişti ve daha sonra Legemeton gibi, Hz. Süleyman’a addedilen büyü kitaplarına da malzeme oldular. Çok daha sonraları ise Enokyan Maji’ye ilham olmuşlardır ve Enochian (Melek dili) konusu da, Enoch (Enok) ile alakalıdır. Dikkate değer bir konu ise, bütün dinlerde Evrenin 4 Mimarı, 4 Temel Kuvvet, 4 Yön, 4 Element olarak görülen, ve bunların zamanla 4 Melek veya 4 Tanrı olarak değiştirilmesi, bu Kitaba farklı bir şekilde yansımış. Okumaya devam ettikçe o konulara da değineceğim.

Peki bu Enok kimdir, kimin nesidir? İlk olarak Tevrat’da Adem Soyu sayılırken karşımıza çıkar. 300 yıl tanrı yolunda yürüdüğü ve toplam 365 yıl yaşadığı, ancak ölmediği çünkü Tanrı’nın onu yanına aldığı yazar. Yaratılış 5;18–24 Enok’un gökyüzüne yükselmesi, aynı zamanda Kabbalah’a kadar gidecek Gökyüzü’ne çıkma motifinin de başlangıcıdır. Enok’un Tanrı yanına yükseltilmesi İncil’de de geçer. İbraniler 11;5 Rohl, Enok’un İbranice’si olan “Hanok”un “Kurucu” anlamına geldiğinden yola çıkarak, Mezopotamya Mitolojisi’nde ki Anunnaki ile Enok arasında ilişki kurar, ancak bu tartışmalı bir görüştür. (2003) Ayrıca Enok, Mısır Tanrısı Toth, Yunan Tanrısı Hermes ve İslam’da ki Hz. İdris ile de ilişkilendirilmiştir. (Meryem: 56–57)

Ölü Deniz Yazmaları ve Enok Kitabı’nın, Esseni adı verilen bir tarikata ait olduğu düşünülüyor. Bu kitabın yazılışı İsa’dan önce, İsa zamanını ve İsa’dan sonrasını da kapsadığı için, bu Kitabı anlamak için Tanah ve İncil’i de okumuş olmak gerekiyor. O dönemde Yahudi halkı için dini kaynaklar büyük bir çeşitlilik gösteriyordu. Tanah’ın yanında Yahudi Talmud’u denilen ve Din büyükleri tarafından oluşturulmuş yazılar da önem taşımaktaydı. O devirde Kudüs Talmud’u (Yerushalmi) ve Babil Talmud’u (Babli) çok yaygındı. Eğer bir Yahudi, Kutsal yazıları daha derinlemesine öğrenmek isterse Midrash (Çoğulu Midrashim) adı verilen tefsir yöntemini uygulamak zorundaydı. Yazıcılar da (Sopherim) aslında bu tefsir işi ile uğraşıyorlardı. Dini üstatlar ise Rabbi (Efendi, Üstad) ünvanını alıyorlardı.

Midrashim, Rabbinik eğitimin temelini oluşturuyordu. Eğitim, kutsal yazılardaki öykülerin anlatıldığı metinler olan Hagadoth (Çoğulu Haggadah) ile kuralların ve törelerin yer aldığı Halakoth’dan (Çoğulu Halakah) oluşuyordu. Bunlar dışında doğal olarak Talmud da kıymetli bir kaynak olarak yer almaktaydı. Ancak bütün bu kitaplardaki yorumlar farklılık gösteriyordu ve farklı mezheplerin oluşmasına sebebiyet vermişti. Bu dönemde bulabildiğim en önemli topluluklar Sadukiler, Ferisiler, Zelotlar ve Esseniler’dir. Hahamlar tarafından yok edilen bu kitabın, sadece mağaralarda saklanmak suretiyle değil, geleneği sürdürerek bu güne kadar hala devam edip, korunduğunu görüyoruz. Bu görüşü kabullenip bu güne kadar getiren Yezidi, Yaresan gibi topluluklar, dört dörtlük sapıklar olarak görülüp her fırsatta katledildi.

Önemli bir konu ise, burada Nefilim, Dev olarak adlandırılan Melek-İnsan karışımı çocukların, Mu Kıtası gibi farklı bir bölgeden gelmiş başka bir Irk insan olma ihtimali. Çünkü bunlara Gözcüler dendi, ve tamamen insan gibi yaşadılar. Tanrı’nın bunlardan haberi yoktu. (Liderlerinin) ve 4 Büyük Melek, gidip ona bildirdiler. Sümer (Gözcünün Ülkesi), Nefilim, eski Mısır’da Neter. (Gözleyenler) bütün kültürlerde yer alıyor. Kuran zamanına gelene kadar bütün dinler, Melekleri sanki bir Süper İnsan imiş gibi, yiyip içen, yorulan, seks yapan cinsiyetli varlıklar olarak tanımlıyor. Tevrat da buna dahildir.

Erich Von Daniken’in, Tanrıların Arabaları Kitabı da, bu konu üzerine yazılmış popüler bir kitaptır. Üstün bir Irk veya Uzaylılar tarafından bize ulaşıldığı ve bizim onları Melek, Tanrı olarak adlandırdığımız konusu ile alakalı birçok film, kitap, görüş var ve Enoch kitabı, bu görüşleri güçlendiren türden. Bu yasaklanmış mirasın izleri, bugün hala bazı ‘Melekçi’ toplumlarda bulunuyor. Örneğin; Yezidilerin en yüce varlığı, meleklerin başı Meleke Tawus’un ilk ismi, Gözcülerden biri olduğu bilinen Arapça Azazel’den geldiği bilinen Azazil. Enok kitabında buna rastlayacağız. Diğer bir gizemli toplum olarak Yaresanların da insana çok benzeyen melekleri var. Azazel, Adem ve Havva’yı kışkırtmadan önce, Yılan Tavus’un hizmetinde çalışıyor.

Enok’ta dikkati çeken şey, Işık Prensi ve Karanlıklar Prensi (Belial) ve bunların yolundan giden Oğullar konusudur. Bu konuya değinme, Tevrat’da Kurallar 3;19–20 bölümünde de vardır.

Ayrıca Kurallar 3; 24–25 ayrıca Karanlıklar Prensi’nin, ölüler kalktığı zaman hüküm gününden sonra sonsuza kadar ateşlere atılacağı konusu, Hristiyanlık ve İslam’ın temelini oluşturuyor. Kitaptaki en dikkat çekici bölüm düşmüş melekler konusudur. Tevrat’da Nefiller olarak geçer. Meleklerin günaha yenik düşerek kötüleşmesi konusu, Işık Getiren (Lucifer) meleğin de bunlardan birisi olması hala Hristiyan Teolojisi’nin önemli konularındandır. Yaratılış 6;1–2

Bir diğer isimleri Tanrı Oğulları’dır. (Elohim. Tekili Eloh. Tanrı İlu-Elu ile İlah sözcüğü ile ortak kökenden gelir. Melek isimlerinin sonundaki -El takısı da bundan gelir. Bu bağlamda İsa Haç’ta Elohim’e beni neden bıraktın diye seslenirken, kendisini kandıran Düşmüş bir Meleğe seslendiği anlamı da çıkabilir.) Bu meleklerin, insanlar ile ilişkiye girdiği ve onlardan Çağ Kahramanları, Ünlü kişiler, Devler doğduğu Tevrat’da Yaratılış 6. Bölümde de geçer. Yunan ve Mısır Tanrılarının bunlar olduğunu savunan görüşler, veya bunların Uzaylı Üstün bir Irk olup, Melek olarak anlaşıldığını savunan görüşler de vardır. Örn: Erich Von D.

Kuran’da ise bu düşmüş meleklerin aslında Melek değil birer Cin olduğu, ve iyi veya kötü olabilecekleri söylenir. Ancak Tevrat’da, bilinen Melek hariç bütün varlıklar Kötüdür.

Enok Kitabı 2. Bölüm : “İşte! Herkesi yargılamadan geçirmek ve günahkârları yok etmek için on bin aziziyle birlikte geliyor!”

Bu bölüm ayrıca İncil’de Yahuda 1; 14'de “İşte Rab herkesi yargılamak üzere Onbinlerce kutsalıyla geliyor!” diye ifade edilir.

Demek ki o zamanlarda bu ayet yazılırken ellerinde Enok kitabı vardı.

Enok 7;7 “Sonra hep birlikte yemin ettiler ve planı uygulayacaklarına söz verdiler. Toplam İki Yüz kişi, Yeret’in zamanında Hermon Dağı’nın zirvesine indiler.

Enok 7;9 “Liderlerinin isimleri şöyleydi: Semyaza, Araklba, Rameel, Kokablel, Tamlel, Ramlel, Danel, Ezeqeel, Baraqiyal, Asael, Armarel, Batarel, Ananel, Zaqiel, Samsapeel, Satarel, Turel, Yomyael ve Azazyel. İki yüz meleğin lideri bunlardı.

Enok 7;11 “Sonra kadınlar hamile kaldı ve boyları 135 metre olan devler doğurdu. (Tevrat’da bu konu daha farklı geçer. Yar. 6;4'de bunlar Nefiller diye geçer ancak zaten Nefilim, İbranice Dev demektir.)

Ayrıca gökten inen bu meleklerin insanlara büyü ve gizli ilimleri öğretip, onları saptırdıkları da belirtilmektedir. İnsanlığın sonunun gelmesinin sebebi de budur.

Enok 8; 1 “Azazil insanlara kılıç, bıçak, kalkan ve zırh yapmayı öğretti. Ayrıca onlara metal işçiliklerini gösterdi: Bilezikler, takılar, boya kullanımı, kaşların güzelleştirilmesi, en değerli ve seçkin taşların kullanımı ve topraktan çıkan maddelerin ve metallerin boyanması.

Enok 8; 2 “Kötülük arttı. Çok zina işlediler ve yoldan çıktılar.
Enok 8; 3 Semyaza büyü yapmayı ve kök kesmeyi,
Enok 8; 4 Armaros büyü çözülmesini,
Enok 8; 5 Baraqiyael astrolojiyi,
Enok 8; 6 Kokabel yıldızları,
Enok 8; 7 Ezeqeel bulut bilgilerini,
Enok 8; 8 Araqiel toprak bilgilerini,
Enok 8; 9 Shamsiel güneş bilgilerini ve
Enok 8; 10 Sariel de Ay’ın hareketlerini öğretti.
Enok 8; 11 İnsanlık mahvoldukça çığlıkları göklere ulaştı.”

Sonraki bölümde de 5 (!) büyük melek bunları görüp Tanrı’ya söylerler, ve Tufan başlar.

Enok 9; 1 “Sonra Mikail ve Cebrail, Rafael, Suryal, Uriel göklerden aşağı bakıp dünyada dökülen hesapsız kanı, işlenen sonsuz kötülükleri gördü. (Devamında da bu kadar şey olup bitiyor sen bir şey yapmıyorsun, bize de ne yapacağımızı söylemiyosun gibi şeyler.?

Enok 9:9 “Büyük yargı gününde Azazil ateşe atılacak.” (Kuran’da ki Şeytan benzetmesi)

15. bölümde de Tanrı Mikail’e diğer melekleri de yakalamasını ve hapsetmesini söylüyor.

Enok 9;16 “O günler geldiğinde işkenceyle ateş çukuruna gönderilecek, sonsuza kadar hapsedilecekler.”

Enok 9;18 “Tüm bu yozlaşmışların ruhlarını, Gözcüler’in (Düşmüş Melekler) çocuklarını yok edin, çünkü onlar insanlığa zulmettiler.”

Sonra hikaye Nuh tufanına geliyor. Birçok Mitolojide ve kültürde yer etmiş Gılgamış, Utnapiştim, Izosutra, Hasisetra, hepsi Nuh karakteridir. Bu kitapta ilgi çeken başka bir şey ise, 4 yerine 7 Başmelek olması.

Enok 20;1–8 “Bunlar, gözleyen başmeleklerin adlarıdır. 
Uriel, başmeleklerden biridir. Haykırışları ve korkuyu yönetir. 
Rafael, başmeleklerden biridir. İnsanların ruhlarını yönetir. 
Raguel, başmeleklerden biridir. Dünya’da ve diğer yıldızlarda ceza verir. 
Mikail, başmeleklerden biridir. Günaha sapan insanların ruhlarını yönetir. Ramiel, başmeleklerden biridir. Başkaldıranları yönetir.
Sarakiel, başmeleklerden biridir. Cennet’i, Ikisat ve Kerubileri yönetir. 
(Ikisat, Seraphim yani yılanlar demektir. Ayrıca bir grup meleği tanımlamaktadır. Kerubiler ise, gene Meleklerdir, Tevrat’da da birçok yerde Kerubi, Keruv ifadesi geçer.)

Ayrıca 40. bölümde, Tanrı’nın yanında duran 4 farklı ruh gördüğünü ve adlarını öğrendiğini söyler, daha sonra bunların 4 büyük melek olduğundan bahseder, “En yüce olan 4 Melek.”

Yani 4 den fazla Başmelek olduğu, ama aralarında bir derecelendirme yapıldığı konusuna varıyoruz. Bu 4 Melek ise, Mikail, Rafael, Gabriel ve Fanuel. (!) Azrail veya 4 Başmelekten biri olarak bildiğimiz düşmüş olan Lucifer’in ismi kitapta geçmiyor.

(Ayrıca 60. Bölüm 13. Ayet’de Meleklerin sınıfları ile alakalı bir açıklama vardır. Kerubim, Serafim ve Ofanim. Güç melekleri. Bu da “Savaşçı Melek” figürünü ortaya koyar. Kiliselerde elinde kılıçla çizilmiş figürler bolca görülür. Kuran’da ise tamamen iyilik ve merhamet üstüne, Robotumsu bir anlatım vardır.)

Enok 21; 1–3 “Ve hiçbir şeyin tamamlanmamış olduğu bir yere vardım. Orada korkunç bir şey gördüm. Ne üstünde gökler var, ne de altında sağlam bir zemin. Sadece kaotik ve korkunç. (Uzay?) Orada birbirine bağlanmış yanan büyük dağlara benzeyen, göklerin yedi yıldızını gördüm. 
(Göklerin yedi yıldızı, o dönemde bilinen yedi gezegendir. Güneş, Ay, Merkür, Venüs, Mars, Jupiter, Satürn. Bunların her birini eski bir Tanrı olarak da görebiliriz. Ayrıca haftanın 7 günü de buradan gelir. 7 Sembolizmi Tevrat ve İncil’de ve o zamanki Pagan inançlarda çok önemli yer kaplar, neredeyse her dinde rastlamak mümkündür. Kökeni ayrıca Mu Mitolojisine dayanır.)

Kitapta çok önem çeken bir diğer konu ise, Mesih motifinin işlenmiş olması. Yani Tevrat’da açık açık ifade edilmeyen ancak hemen sahiplenilen İsa, burada gelişinden önce net bir şekilde belirtiliyor. Demek ki 325. yılda bu kitap çıkarılana kadar Yahudiler, İsa’yı bu kitaptaki anlatımlara göre bekliyorlardı.

Enok 46; 1–2 “Ve orada Kadim Olan’ı gördüm. Başı yün gibi beyazdı. Yanında yüzü insan yüzüne benzeyen başka biri daha vardı. Yüzü çok güzeldi; tıpkı kutsal meleklerden birinin yüzü gibiydi. Benimle birlikte gelen ve bana bütün sırları gösteren meleklerden birine o adamın kim olduğunu, nereden geldiğini ve neden Kadim Olan’la birlikte olduğunu sordum. Cevap verdi; Bu adil olan İnsan Oğlu’dur; (İsa’nın da ismi İnsan Oğlu’dur) onun içinde adalet vardır. O tüm hazineleri ortaya çıkartır çünkü Ruhların Tanrısı onu bunu yapması için seçti. (!) Onun topluluğu Ruhların Tanrısı önünde sonsuza kadar üstündür.” 
(Görüldüğü gibi, burada Seçilmiş Kişi olarak, bir Peygamber gibi anlatılır, İncil’de söylendiği gibi “Tanrı” olarak değil. Yehova Şahitleri tarikatının beslendiği görüşe uygun tek Tevrat parçası bu kitaptır.)

Ayrıca bir de Gizli Olan vardır. (Muhammed veya Mehdi profiline giriş.)

Enok 48;5 “Seçilmiş Olan ve Gizli Olan dünya yaratılmadan önce bu amaçla seçildiler ve sonsuza kadar O’nun önünde olacaklar.”

Sonrasında Yargı Günü ile alakalı bir ayet gelir;

Enok 48;11 “Onun huzurunda düşecekler ve tekrar kalkamayacaklar. Onları elleriyle tutup kaldıracak kimse olmayacak çünkü onlar Ruhların Tanrısı’nı ve onun Mesih’ini inkar ettiler! (İnkar edilen Mesih ifadesi yer alıyor gene. Daha gönderilmeden, inkar edileceği söylenmiş. O zaman için daha gelmemiş olan, ve geldiğinde kendisini İnsan Oğlu olarak tanıtıp inkar edilen İsa konusu.) ve ayrıca Cennet’de İsa ile sonsuza kadar kalmak kısmına değinen bir ayet daha vardır;

Enok Kitabı 61. Bölüm 17. Ayet. “Sonsuza kadar İnsan Oğlu’yla birlikte kalacaklar, yiyecekler, yatacak ve kalkacaklar.” 
(Aslına bakarsanız Hristiyanların inandığı cennet tam olarak budur. Çünkü İncil’de bir çok kere Cennet’de berayer yiyip içmek konusu anlatılır.)

İncil’in Vahiy bölümünde; gelecek olan 7 başlı 10 boynuzlu Canavar’dan bahseder, burada ise farklı bir versiyon ile karşılaşıyoruz. Ancak çok benzer anlatımlar var her konuda Yuhanna’nın buradan esinlendiğini söylemek abartı olmaz.

Enok 58; 7–8 “O günde yiyecek olarak iki canavar türeyecek. Bunlardan dişi olanının adı Leviathan olacak ve denizlerin diplerinde, su kaynaklarının üstlerinde yaşayacak. Bunlardan erkek olan canavar ise Behemoth adını taşır. Göğsünün üzerinde hareket eder ve görülemez bir vahşiliği vardır.

64. Bölüm, yani Nuh ile alakalı kısımların başladığı yere gelirsek; kısa kısa ayetlere değinicem.

64;1 “O günlerde Nuh, dünyanın suya gömüldüğünü ve yıkımın yakın olduğunu gördü.

64;6 “Tanrı’dan dünyada yaşayan herkese bir buyruk geldi. Onları yakın. Onlar meleklerin tüm sırlarını, şeytanların tüm vahşiliklerini öğrendiler. Gizli güçleri, büyücülüğün güçlerini, tüm dünyada eriyik metalden şekiller yapanların güçlerini öğrendiler.”

Enok 66;2 “Şimdi melekler ahşap bir araç yapıyorlar. İşlerini bitirdiklerinde elimi onun üzerine koyup koruyacağım. (Tanrı konuşuyor. Gemiyi meleklerin yaptığına dikkat edelim.)

Ayrıca bu kitapta, Havva’yı saptıran kişinin bir yılan veya Lucifer değil, başka bir melek olduğu söyleniyor. Dünyaya inen ve sonsuzlukla cezalandırılan melekler arasındadır.

Enok 68;4 “İlkinin adı Yekun’du. O kutsal meleklerin tüm kutsal oğullarına şeytani klavuzlukta bulundu ve onları yoldan çıkarıp vücutlarını insanların kızlarıyla kirletmeye sevk etti.

Enok 68;6–7 “Üçüncüsü Gadreel’di. Havva’yı yoldan çıkardı. İnsanoğullarına savaş zırhlarını, savaş kılıçlarını ve diğer tüm ölüm silahlarını gösterdi. (Şuna dikkat etmek lazım bu melekler gelip nasıl bir şey yapılacağını göstermiyorlar, aklınıza getiriyorlar, ilham veriyorlar sadece ve Gadreel, Havva’yı yoldan çıkardığı halde bir ceza alıp kovulmamış, Nephillerin gününe kadar serbestmiş görüldüğü üzere.)

68;9–13 “Dördüncüsünün adı Penemuel’di. İnsanlara mürekkep ve kağıtla yazmayı öğretti; böylece bugüne kadar pek çokları günaha girdi. İnsanlar böyle bir amaç için, inançlarını kalem ve mürekkeple göstermek için yaratılmadı.

Bilginin kayda geçirilmesi eski öğretilerde hiç hoş karşılanmıyordu. Özellikle ezoterik gelenek hep sözlü olarak aktarılmıştır.
Örn: Atlantis’in aktarılışı, Platon’a gelişi konusu. Yazı ile değil sözle aktarılmıştır.

Eski zamanlarda “Bilmek” her zaman doğru karşılanmamıştır. Tevrat’da da ‘’Bilgelik Ağacı”ndan yemek konusu işlenmiştir. Zaten Adem ile Havva, ağacın meyvesinden yiyerek bunu “Bilmişler”dir. Bunun bir diğer sebebi olarak da şunu düşünebilirsiniz, adamlar foyaları ortaya çıksın insanlar uyansın istemiyor bu yüzden bilmeyi ve sorgulamayı yasaklıyorlar. Ayrıca bunun metafiziksel yönüne kayarsak, Nuh Tufanı’nda herkesin Melekî bilgileri öğrendiği için Tufan oluyor, ancak günümüzde Tufan her zaman Mu Kıtası ile ilişkilendirilir ve Mu Kıtası da, kayıtlara göre zihinsel olarak bizden ileri bir medeniyettir insanlar parapsikolojik olarak çok gelişmiştir, bizim şuan bildiklerimizden daha çok şey bilmişlerdir. Benzerliği yakalamak lazım.

68;19–22Kasbaal’ın görevi, En Ulu Olan’ın tüm görkemiyle yaşarken ululara sunduğu ahitin liderliğini yapmaktır. Melek Beka, Mikail’den ona gizli adı göstermesini istedi. Böylece o gizli adı ahitte söyleyebilecek, insanoğullarına tüm gizli şeyleri açıklayanlar o adın ve ahitin önünde titreyecekti. O ahitin gücü o kadar yüksektir, çok kudretlidir. Akae’nin bu ahitini Mikail’e teslim etmişti. 
(Tevrat’da geçen Kutsal Ahit. Kabbalah ve Mason takipçileri de bu Ahit’in peşindedir ve İslam’da da bu konuya değinilir. Bir bakıma Pandora’nın Kutusu denebilir. Ancak bu inanışlarda, bu Ahit, kurtuluşun sembolüdür, Pandora’nın tam tersi yani.)

Olaylar daha da ilginçleşmeye başlıyor..

86;1 “Göklerden beyaz adamlara benzeyen varlıklar geldi. Onlardan bir kişi çıktı ve onlarla beraber gelen üç kişi daha vardı.

Melekleri gördüğünü biliyoruz, ancak bunlara beyaz adamlara benzeyen varlıklar diyor. Meleklerin neye benzediğini biliyor, o yüzden Melek görse, “Melek gördüm” derdi. Ancak burada başka bir şeylerden bahsediyor.. Belki de kafasındaki cam fanus yüzünden suratı görünmeyen beyaz kostümlü Astronotlardır? Tevrat’da ki Hezekiel bölümünü hatırlayalım. Onun da bahsettiği gökten gelen varlıklar ve uzay araçlarından bahseder. Geçmiş mitolojilerde çok fazla uzaylı motifi resmedilmiş, konusu işlenmiştir.

104;4–5 “Günahkarların güçlendiğini, işlerinin yolunda gittiğini gördüğünüzde korkmayın adiller! Onlarla yoldaş olmayın, onların zulmünden uzak durun, çünkü siz göğün topluluklarıyla dost olacaksınız. (Kuran’da ki Al İmran 28 ayetine benzer bir ayet. Müminler, müminleri bırakıp da kafirleri dost edinmesin konusu.)

Bu kitap, birçok teoriyi körükleyecek bilgiler içermekte ve zamanında, Tevrat’ın içinde bulunan bu bölümü saklayıp, gizleyen kişiler sayesinde hep gölgede kalmıştı. İnsanların inançlarını sarsacak ayetler bulundurduğu için, Hristiyanlığın yayılmasını kolaylaştırmak için gizlenen bu kitaptaki Enok ile alakalı çok benzetme var ve Enok, her kültürde yer edinmiş bir karakter. Özellikler Masonlar olmak üzere konuya ilgi duyan bazı yazarlar, Enok’u Memfisli Tehuti, Toth, Grek Hermes ve hatta Latin Merkür ile ilişkilendirmişlerdir. Kişi olarak bunların hepsi birbirinden ayrıdır çünkü mitolojiler farklıdır ancak, esas anlamda hepsi aynı kutsal yazarlar, inisiyatörler ve Okült ve Kadim Bilgeliğin kayıt edenleri kategorisine dahildir. 
“Bilgelik Tanrısı” olarak adlandırılmışlardır çünkü bütün insanlara çok şeyler öğretmişlerdir.

Kuran’da da İdris, Bilge (İnisiye) olarak geçmektedir. 7 sayısı ile alakalı takıntı ise, şuna dayandırılabilir;

Enok, Adem soyunun yedinci neslinin, yedinci önderidir.

Orfeus inisinasyonun yedi katmanlı sırrını temsil eden yedi telli lir, Forminks’e sahiptir.

Başında yedi ışınlı güneş diskli Thoth, güneşsel gemisiyle 365 derecelik yolculuğunu yapar.

Son olarak Thoth-Lunas, haftanın 7 gününün yedi yönlü tanrısıdır.

Enok hakkında Josephus (MS 1. Asır) anlattığı hikayeye göre, yazma ve kıymetli kitaplarını Merkür veya Seth (Şit) sütunlarının altında saklamıştı. Bu da “Bilgeliğin Babası” Hermes hakkında anlatılan hikaye ile aynıdır.

Şu anda İznik Konsili eliyle 325.yılda yapılan toplantı sebebi ile içeriğiyle oynanmış, değiştirilmiş Tevrat’dan önce, orjinal Kutsal Kitap sayılan Tevrat’ın içinde bulunan Enok/Hanok bölümü hakkında bazı bilgiler edindiniz. Belki de hiç duymadığınız (Çünkü Katolikler tarafından sizden saklatılmış) ayetler öğrendiniz. Eğer Hristiyan veya Yahudi iseniz, bunun elinizdeki Kitabı Mukaddes ile aynı, hatta daha büyük ölçüde “Tanrı Sözü” olduğuna iman etmeniz gerekir. Eğer Müslüman iseniz, bu kitapta anlatılanların, “DEĞİŞTİRİLMEMİŞ TEVRAT”dan bir bölüm olduğu ve en az inandığınız Kuran kadar “Tanrı Sözü” olduğuna iman etmeniz gerekir. Kitabın için çok daha ilgi çekici bölümler bulunuyor ancak ben İncil,Tevrat,Zebur ve Kuran okumuş bir kişi için bu kadarının bile yeterli olduğu düşüncesindeyim. Bu yüzden yazıyı burada sonlandırmaya karar verdim. Din, Bilim, Tarih ve Mitolojiler ile alakalı daha zengin yazılarım gelmeye devam edecektir. Takipte kalın lütfen.. keyifli okumalar.

Mu Kıtası, Tevrat ve İslam ile ilgili yazılarıma Bu, Bu ve Buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.