Sirius (Şira) Yıldızı Hakkında

Yaşam algıdır derler. Bir astronomun gözüyle yıldız kümeleri yoğun ışık saçan plazma küresiyken bazıları için koca evrende tanrının farklı boyutlardaki tezahürüdür. Sadece karanlık geceleri aydınlatmak için orada durmadıkları ise aşikârdır. Hiç şüphesiz yıldızlara ayrı coğrafya ve kültürlerde, birbirinden bağımsızmış gibi görünen ancak özünde aynı olan inanç sistemleri farklı anlamlar yüklenmiştir. Bu sembolizmin en yoğun olduğu yıldızlardan biri olan Sirius “Köpek Yıldızı”,”Demir Kazık” gibi adlarla ifade edilir. Bazı kaynaklar Demir Kazık yıldızını Kutup yıldızı olarak ifade etse de mitolojik imgeler açısından bakılırsa işaret edilen yıldız Demir Kazık’tır.

Ezoterik öğretilerde köpek, kurt, çakal biçiminde simgelenmiştir.

Yunan mitolojisinde avcı Orion’un köpeğidir.

Türk mitolojisinde göksel sarayın bekçisi göksel kurttur.

Roma mitolojisinde Roma şehrinin kurucuları Romelus ve Remus’u emziren kutsal kurttur.

Zulkarneyn’in bu yıldıza giderek Yecüc ve Mecüc’ü hapsettiği düşünülür.

Sirius farklı dillerde “Sothis”,”Şira”,”Sirona”,Serios”,”Kak-si-di”,”Huşi” gibi adlarla telaffuz edilmiştir.

Büyük Köpek Takımyıldızı’nda yer alan bu yıldız gökyüzünün en parlak yıldızıdır. Güneşten 8.6 ışık yılı uzaklıkta olmasına rağmen parlaklığı güneşin 23 katıdır. Astronomlar Sirius-B için ‘’küçük yıldızlardan biri olmasına karşın yoğunluğu oldukça ağır bir yıldızdır ‘’derler. İnsan aklının algılamakta zorlanacağı bir nokta ki bu yıldızdan alınacak minik bir maddenin 1 ton geleceği söylenmektedir. Yoğunluğu demirden daha sert olan bu madde dünyadaki en sert mineral olan elmastan 300 kat daha serttir.

İlginç bir biçimde bu yıldıza Türk astral kültüründe de demir gibi sert anlamında Demirkazık yıldızı denir. Demirkazık astral mitolojik Türk tasavvurunda evrenin direği ve göğün kapısı olarak adlandırılır. Sıcak ve soğuğun bu kapıdan geçtiği düşünülür. Bu yıldızın güneşle birlikte doğduğu temmuz ve ağustos ayları orta ve kuzey enlemlerde kavurucu sıcakların olduğu köpek günleri olarak adlandırılır. Hatta İngilizcede dog days ifadesi buradan gelir. Bu günlerde sıcaklığa bağlı olarak salgın hastalıklarda da artış gözlemlenmiştir. Büyük Plinius ya da Yaşlı Pliny olarak bilinen ünlü Romalı filozof, Naturalis Historia adlı eserde temmuz ve ağustos aylarının kuduz köpekler tarafından saldırı riski taşıyan aylar olduğunu ifade etmiştir. Demirkazık’tan sıcaklığın yeryüzüne inmesi gibi düşünebiliriz bunu.

Eski Türk kavimlerine göre, bu yıldız tanrının ışıklı ülkeleri olan gök ile yeryüzünü birleştiren kutsal bir kapıydı. Bu yıldız ruhlar âlemi ile ölümlülerin yaşadığı maddi âlemin sınırıydı. Tanrıyla insanı ayıran çizgidir de denilebilir. Tanrı insanlara bu kapıdan iyilikler gönderirdi. Şamanlar uçarak bu kapıdan Tanrı ile iletişime geçerler bu yıldıza ulaşıp yukarısına çıkamazlardı. Tanrı şamanlara bu kapı vasıtasıyla bir elçisini gönderir şamanların isteklerini bu elçi vasıtasıyla dinlerdi.

Türklerin yaradılış efsanelerinde gökten mavi ışık huzmesi içinde inen Gök (mavi) kurt sembolü yaygındır. Orta Asya’da Göktürklerin Türeyiş efsanelerine göre tüm ailesi yok edilen bir çocuk(ki sembolik anlamda bu güneş sistemi)dişi bir kurdun(köpek yıldızı) yol göstermesiyle kurtulur. Kurt çocuğu emzirir ve çocukla evlenir. Gök Tanrı dünyaya kurt biçiminde iner. Ezoterik öğretilere göre de dünya planetinin oluşması aslında Sirius (köpek yıldızı) ile güneş sisteminin evlenmesinin sonucudur. Mavi ışıklı kurdun, soyu yok olmuş bir çocukla evlenmesi benzerliği ne kadar enteresandır.

Türklerin eski inançlarında kurt kutsal sayılır. Yaradılış efsanelerinin çoğunda ve dünyanın sembol havuzunda dişi kurt önemli bir anlam içerir. Gökyüzü tarafından gönderilen Aşina adındaki bir dişi kurdun efsanesi günümüze kadar gelmiştir. Kurt resimleri pek çok Türk kavminin bayraklarında yer almış, komutanlara Kök-Böri denmiştir. Kök eski Türkçede Gök demektir. Böri ise Kurt demektir. Türkler’e ait en eski belge niteliği taşıyan MS V1. yy da oluşturulan Mahan Tigin adlı bir Türk şehzadesine ait olan Bugut yazıtlarında taşlara kazınmış kurt kabartmaları görürüz.

Atatürk’ün emrini verdiği ilk paranın üstünde kurt ambleminin olması ne kadar manidardır. Mustafa Kemal’ e arkadaşları bu paradan sonra çılgın Türk diye kendi aralarında lakap bile takmışlardır.

Bu yıldızın rengi hakkında da farklı görüşler vardır. Kırmızı, turuncu renklere anılmasına rağmen 1. yüzyılda yaşayan şair Manilius ve 4. yy da yaşayan Avienus bu yıldızı deniz mavisi olarak ifade ederler. Japon dilinde de mavi yıldızdır.

1862 yılında Amerikalı Astronom Alvin G. Clark Sirius’un bir çift yıldız sistem olduğunu keşfetti. Diğer eş (Sirius B) 8.44 kadir parlaklığa sahip ve Güneş’in parlaklığının % 0.005’i kadar olan bir beyaz cüce. Sirius B bir zamanlar Sirius’tan çok daha büyüktü ve hızla gelişerek yakıtını tükettikten sonra dış katmanlarını dışarı fırlatarak bir beyaz cüce haline geldi. Bu beyaz cüce yıldız Sirus’un etrafında 50 yılda bir tur atarken Sirius’a gaz aktarımında da bulunduğu düşünülüyor. Bu nedenle de Sirus’tan alınan tayfta sıra dışı çizgilere rastlanıyor.

Beyaz cüceler fazla ışık vermeyen, fakat yoğun atomik yapılarından dolayı devasa bir çekim gücü yaratan yıldızlardır. Bir beyaz cüce, hafif hidrojen ve helyum atomlarını tüketmiş ve çökmüş bir yıldızdır. Kalan maddeler öyle yoğun olarak iç içe geçmiştir ki artık maddesel yapısını bildiğimiz bütün maddelerden farklıdır. Atomlar bu derece sıkıştırıldıklarında sonuç olarak ortaya çıkan kütle aşırı derecede ağır olur. Çok yüksek güce sahip teleskoplar aracılığıyla görülebilen ve ancak 1970’ler gibi yakın bir tarihte fotoğraflanabilmiş bu yıldıza Sirius-B denildi. Sirius, birbirlerinden 20 astronomik birim uzaklığında (yaklaşık Güneş’le Uranüs arasındaki uzaklık) ve birbirleri çevresinde 50.1 yılda dönen iki beyaz yıldızdan oluşan bir çift yıldızdır. Bu çift yıldızdan çıplak gözle görülebileni günümüzde Sirius-A olarak adlandırılır.

Geleneklerde Sirius Sistemi ile ilişkilendirilen biçimsel semboller üç uçlu yaba, yay ve ok, hayvansal semboller kurt ya da köpek ve yunus, sayısal semboller ise 3, 22, 23, 44, 49 rakamlarıdır.

Sirius’un çeşitli adlarından bazıları şunlardır:

“Sothis” (Eski Mısırca adının Grekçe’ye uyarlanmış hali)
“Sigi” (Dogonlar’da)
“Sigo” (Bambara’larda)
“Şira” (Araplar’da)
“Seirios” (Yunanlar’da)
“Sirius” (Romalılar’da)
“Kak-si-sa” veya “Kak-si-di” (Asur-Babil’de)
“Kak-si-si” (Hititler’de)
Tistirya“, “Tishtrya” veya “Tiştria” (Zerdüştçülüğü benimsemiş kavimlerde)
“Sima Kayne” (Bozolar’da)
“Sirona” (Galyalılar’da)
“Hu-Şi” (Çinliler’de )

Mısır’da Sirius

Antik Mısır uygarlığı bu yıldıza çok önem vermiştir. Sirius’u Ra’nın güneşi olarak görmüşlerdir. Bir anlamda güneş sisteminin güneşidir. Bu yıldızın dünyanın gelişiminde evrimsel bir role sahip olduğunu düşünmüşlerdir. Bu nedenle Sirius dünyanın geçmişinde de geleceğinde de oldukça önemli bir yıldızdır. Sirius ezoterik bakış açısıyla bir nevi tekamülün kuantum sıçraması olarak görülür.

Mısırlı rahipler takvimlerini güneşe göre değil bu yıldıza göre düzenleyerek tanrıça İsis’in yıldızı demişlerdir. Sirius yıldızının şafak yükselişinde olduğu zaman yani gün ağarmadan yeni yılın ilk günü olarak kabul edilirdi. Sirius bayramı kutlanırken Memfis’te Nil’in taşma alametleri belirirdi ve yeni suyun ilk dalgası, kuru toprakları susuzluktan kurtarırdı. Bitkilerin hayat bulmasını, yılda üç kez ürün alınmasını Sirius’a bağlamışlardır. İskenderiye’de basılan Grek madeni paralarda İsis köpeğin üzerinde tasvir edilmiştir. Mısır tapınaklarının geçitleri ve iç odaları Sirius yıldızını görecek şekilde yapılmıştır. Denderah’taki Hathor Tapınağı’nda, “İsis yeni yılın ilk gününde tüm ihtişamıyla mabette parlar, tapınağı aydınlatır ve ışıkları ufuktaki babası Ra’nın ışıklarına karışır.’’ifadesi bulunur…

Sirius’un görünmez olduğu dönem (3–4 Temmuz civarı) 35 gün önce ve 35 gün sonra toplam 70 gün boyunca ölülerini gömmemişler çünkü bu dönemde diğer âleme açılan kapının kapalı olduğunu düşünmüşlerdir. Sirius’un görülmediği 70 gün boyunca İsis ve Osiris’in duat adı verilen öte âlemden seyrettikleri düşünülürdü. Başka bir görüşe göre de Sirius yıldızı, görülmediği dönemde Tanrıça İsis hamiledir, yükseldiğinde yani parlamaya başladığında oğlu Horus doğar.

Kadim Mısır uygarlığında da köpek, çakal figürü ile İsis-Sirius arasında birtakım ilginç bağlantılar vardır. Köpek başlı Anubis ile İsis’in ilişkisini orta dönem Plâtoncularından Plutarchus şöyle açıklar:” Nephtys (İsis’in kızkardeşi) Mısırlılar’a göre dünyanın görünmez yüzüdür. Görünebilen yüzü ise İsis’tir. Bunlara dokunan çember ki ona ufuk denir, her ikisinin de ortak noktasıdır. Bu Anubis adını alır köpek ve çakal biçiminde ifade edilir.”

Anubis’in görevi ölüleri korumak ve yüceltmektir. Ölen kişi yargılanırken Anubis onlara yardım eder ve ölülerin kutsal mumyalayıcısı olarak görülür. Anubis aynı zamanda adil bir yargıçtır. Terazinin bir kefesine ölenin kalbi(yani ruhunun kalitesi) diğer kefesine ise (gerçekliğin simgesi olarak) tüy koyar. Anubis’in tanrıların insanları eğitmesinde yardımcı olmak gibi bir görevi de vardır.

Ölümle birlikte bedeni terk eden ruhların gittiği yer onlara göre Sirius’tur. Onlar da tıpkı Türk mitolojisinde olduğu gibi Sirius’ u diğer âleme açılan göğün kapısı, göbeği olarak görmüşlerdir.Burada da ortak figür Anubis ve Aşina(Asena)’dır.

Dogonlar’da Sirius

Dogonlar denen bir kabileden de bahsetmek gerek. Zira, Atlantis ve Mu ile çok ilişkiendirilen, dinleri ve efsaneleri resmen bu kıtaları anlatan bu topluluğun, Sirius Yıldızı ile alakalı da çok merak uyandıran hikayeleri var. Öncelikle bunu açalım. Afrika’nın Mali Cumhuriyeti’nde yaşayan ve sayıları 300.000 civarında olan kara kıtanın, kara insanları hayvancıkla ve avcılıkla uğraşan kendi haline yaşayan bir kabiledir Dogonlar. Teknolojik hiçbir imkâna sahip olmayan ve çadırlarda yaşayan bu kabile hakkında yapılan araştırmalar sonucu ortaya çıkan bilgiler şok edicidir. Güneşin hareketlerini, Jüpiter’in uyduları olduğunu, Satürn’ün halkalı bir gezegen olduğunu Ay’da kraterler olduğunu bilmektedirler. Bu kadar bilgiyi nereden öğrendikleri sorulduğunda ise cevap daha şaşırtıcıdır “atalarımızdan öğrendik! Bununla da kalmayıp Sirius’un çift yıldız sistemine sahip olduğunu, spiral galaksimiz dışında başka spiral galaksilerin de var olduğunu söylemişlerdir.

Dogonlar’ın ilkel şartlarda bu kadar bilgiyi bilmelerini bazı araştırmacılar dünya dışı varlıklarla iletişime geçmelerine bazıları ise Atlantis ve Mu uygarlığından gelen bilgilere bağlamıştır. Dogonlar’ın Nommo adını verdikleri bir tanrıları vardır. Onlara göre tanrı Nommo’nun gemisi aracılığıyla gelen tohumlar sadece içinde yaşadığımız planette değil üst üste konmuş boyutlarda da yeşermiş ve büyümüşlerdir. (Türk mitolojisindeki tanrının ışıklı gökleri gibi.) Sirius yıldızına Po-Tolo(küçük yıldız) adını vermişlerdir. Onlara göre:” Âlemdeki her şey Sirius’ta vardır. Sirius yıldızından aktarılan tohumlar dünyayı yaratmıştır. Güneş sistemi Sirius ile evlenmiş güneş doğduktan sonra Sirius yol göstermiştir.”Türk mitinde geçen göksel kurdun çocuğa yol göstermesi gibi.

Aztekler’de Sirius

Aztek mitolojisinde köpek biçiminde temsil edilen tanrı, Xolotl’dur. Sirius–A ve B’yi ifade edercesine ikiz olduğu belirtilen Xolotl, Güneş’i taşıyan, yani hareketini sağlayan, yıldırımı şekillendiren ve ölülerin ruhlarına öte–âlemde refakat eden tanrı olup, ok ve yılanla ilişkilendirilir.

Hintlilerde Sirius

Bir Hint efsanesinde Sirius’tan şöyle bahseder: Cennet’in kapısına ulaşmak için yola çıkan dört kardeşten birisi iyi bir savaşçı, diğeri iyi bir aşık, üçüncüsü de bir şairdir. Sonuncu kardeşin ise tek özelliği kendisine sadık bir köpeğinin olmasıdır. Kardeşler yola devam ederken; 4. kardeş, savaşçıyı bir savaşta, şairi bir düğünde, aşığı ise bir prensesin kollarında bırakır. Köpeği ile beraber cennetin kapısına ulaştığında köpeğini cennete almazlar. Yolculuğu Cennet’ten izleyenler, tüm kardeşlerini terk ettiği halde neden köpeği terk etmediğini sorduğundaysa, kardeşlerinin kendi yollarına gittiğini, oysa köpeğinin ona bağlı olduğunu, bu yüzden terk etmeyeceğini söyler. Bu cevap üzerine köpek, gökyüzünde “Canis Major” takım yıldızı olur. Kalbi ise Sirius’tur.

Çinliler’de Sirius

Sirius, Çin metinlerinde ve Feng Shui geleneğinde Ursa Major Büyükayı takım yıldızı ile birlikte hareket eden tek bir yıldız olarak nitelendirilir. Olumlu ve olumsuz Chi enerjisinin Güneş ile birlikte Sirius kaynaklı olduğundan bahsedilir. Enteresandır ki, 1909’da astronom Ejnar Hertzsprung Sirius yıldızının büyük ayı yıldız kümesi ile birlikte hareket ettiğini öne sürmüştür.

Antik Yunan’da Sirius

Antik Yunan mitolojisine göre Orion, Poseidon’un oğludur. Her zaman köpeği ile gezen büyük bir avcıdır. Yakışıklılığı ve kadınlara düşkünlüğü ile ün salmıştır. Hera’yı kıskandıracak kadar güzel karısını kaybettikten sonra, misafir olduğu Oinopion’un kızı Merope’yi baştan çıkarmaya kalkışmıştı, Oinopion da bunun üzerine onu kör etti. Daha sonra Eos tarafından kaçırılan Orion’u, bakire tanrıça Artemis bir akrebe sokturarak öldürdü. Akrep, ödül olarak burçlar arasında yerini aldı. Orion’a gelince, o da gökyüzünün karşı yanında bir takım yıldız haline gelmiş; köpeği ise “Sirius yıldızı” olmuştur. Sirius’un aynı zamanda “Köpek Yıldızı” olarak da anılması bu sebepledir.

Zerdüştler’de Sirius

Sirius yıldızından Zend Avesta’da da söz edilir. Birçok kutsal metinde sözü edilen tek yıldız olan Sirius, yeryüzündeki birçok uygarlık için de en kutsal yıldız olmuştur. Sirius, Zend Avesta’da yağmur tanrısı Tishtrya’nın yıldızı olarak düşünülmüştür. Tishtrya, yağmurların yağdırılması ve suların ülkeler arasında bölüştürülmesi ile ilgili bir yazatadır

Araplar’da Sirius

Kuran’da Şi’ râ olarak adı geçen bu yıldız Necm(yıldız) suresinin 49. ayetinde şu şekilde geçer: “Doğrusu Şi’râ yıldızının Rabbi de o’dur.”

Sirius (Arapça شعر Şi’râ ), bilindiği gibi gökyüzünün en parlak yıldızıdır. Genel bilinenin aksine gökyüzündeki en parlak yıldız Kutup Yıldızı değil Sirius’tur. Araplar, Sirius’a tapar ve ona dua ederlerdi. Onu da diğer kavimlerin edindiği gibi Tanrılarından biri edinmişlerdi. Harran Sabiileri Ay tanrısı Sin’e, aya, güneşe ve yıldızlara taparlardı. Hepsinin ortak yıldızları da Şira, yani, “Şirayı Yemani” (Sirius, Süreyya, Pleiades) ile “Şirayı Gumeyşa” (Procyon) takımyıldızlarıdır.

Sirius, Araplarının şans ve uğur kaynağı sayıp bahtlarını kendisine bağlı gördükleri yıldızdır. Arapların Şira’yı “Gumeyşa” (Sulu Gözlü Şira) adıyla andıkları “iki” yıldız’dan oluşan bu takımyıldız ile “10 yıldızlık” Büyük Köpek takımyıldızını hesapladığımızda her ikisinin yıldız sayıları “12″ ye ulaşır. Bu da bize bütün dinlerde ve mitolojilerdeki “12″ sayısının sırrını verir. Ayrıca “Hilal-Yıldız”sembolü de muhtemelen bu takımyıldızını temsil etmektedir. Büyük köpek takımyıldızındaki on yıldızın da “1 güneş 1 ay” şeklinde “çift” dizilişli olmaları, “Hilal- yıldız” kavramının kaynağıdır. Bu yıldıza, “Merzemü’l-Cevaza”, “El-Kelb’ul-Ekber”, “el-Kelb’ul-Cebbar”, “Şi’ru’l-Ebur” gibi isimler de verilmiştir.

Himyer Arapları’nın Yahudiliği kabul etmeden önce güneşe taptıkları Kurân-ı Kerîm’in Belkıs ve kavmiyle ilgili atfından anlaşılmaktadır. Güney Arapları’nın ayrıca Ay’a taptıkları ve onu temsîlen bir put edindikleri, Benî Uzre’den bir kabilenin “Şems” adlı bir putunun bulunduğu ve Abdüşems adının Araplar’da yaygın olduğu, çevredeki kültürlerden etkilenen Kuzey Arapları’nın da yıldızları ilâh kabul ettikleri, Lahm ile Cüzâm’ın Müşteri (Jüpiter), Kays Aylân’ın Şi’râ (Sirius), Temîm’in Deberân (Eldeberân), Tay kabilesinin bazı boylarının Süreyyâ ve Esed’in Utârid (Merkür) yıldızına taptığı bilinmektedir. Lahm, Himyer ve Kureyş (Muhammed’in Kabilesi) kabileleri tarafından da şi’râ yıldızı (Sirius) takdis ediliyordu.

Dolayısı ile, İslamiyet yayılmaya başladıktan sonra gelen bu surenin amacı büyük ihtimalle, “O taptığınız yıldızı da yaratan Allah’tır, dolayısı ile Allah’ın yarattıklarına tapmak yerine direkt Allah’a tapın.” gibi bir mesaj iletmektir.

Bu yıldızın Astrolojik olarak da önemi büyüktür. Kısacası bütün kavimlerde ve dinlerde kendisine yer edinmiş olan bu yıldız, bir hayli düşünüdürücüdür. Andromeda Galaksisi ve bu yıldız ile alakalı birçok teori ortaya atılmış ve kitaplar yazılmıştır. Antik zamanın tanrıları ve dünyayı ziyaret eden uzaylılar, Atlantis, Mu veya Reptilian konuları bile bu yıldız ile ilişkilendirilir. Eldeki verilerden bir kısmını sizinle paylaştım, umarım bilgilendirici ve keyifli bir yazı olmuştur.

Yıldızlar göz kırparken bana şairin evreni içinde gizleyen öznesi, âlemin özü, insan olurum ve Şeyh Galib’in dediği gibi hoşça bakarım zâtıma. Ne fısıldadı Nil’in incisi Sirius size? Uçsuz bucaksız evrende tek olmadığınızı mı yoksa?”

KAYNAKÇA:

[1] Kurân-ı Kerîm, Necm Sûresi, 49, meal: Mustafa İslamoğlu.
http://www.eskisehirbilimdeneymerkezi.com/docs/acc134d37dcf7045331a3982f81d1eb9.pdf
[2] http://rasathane.ankara.edu.tr/files/2013/02/ciplak_gozle_gokyuzu.pdf
[3] http://www.istanbul.edu.tr/fen/astronomy/aak/wp-content/uploads/ASTRONOMI_I_02.pdf
[4] http://akulduz.blogspot.com.tr/2012/11/sirius.html
[5] http://walkingtothelight.com/page.php?id=885&ad=SİRİUS YILDIZ SİSTEMİ
[6] http://www.uzayveastronomi.com/2009/01/17/17-18-ocak-2009/
[7] Alparslan Salt, “Dogonlarda Sirius Gizemi”, Ruh ve Madde Yayınları, İstanbul 1984.
[8] http://tr.wikipedia.org/wiki/Sirius
[9] http://srv2.galactic2.net/Planet/sirius-relationship.html
[10] Yaprak Pelin Ertürk, “Sirius Kültürü ve Türk Mitolojisi İlişkisi” (lisans tezi), Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimleri Enstitüsü, 2011.
[11] Alparslan Salt — Cem Çobanlı, “Dharma Ansiklopedi”, Dharma Yayınları, İstanbul 2001.
[12] http://www.astroset.com/bireysel_gelisim/newage/newage91.htm
[13] http://ahmedtevfik.blogcu.com/7-bolum/9113035
[14] Colin Ronan, “Dünya Kültürlerinde Bilimin Tarihi ve Gelişmesi” (Bilim Tarihi), çev. E. İhsanoğlu, F. Günergun, TÜBİTAK Yayınları, Ankara 2003, s. 18–19.
[15] Yrd. Doç. Dr. Mükerrem Bedizel Zülfikar Aydın, “Kitâbü’l-Filâha’da Gök Cisimleri — Tarım İlişkisi”, Acta Turcica, Yıl V, Sayı 1, Ocak 2013.
[16] Jay B. Holberg, “Sirius: Brightest Diamond in the Night Sky, Chichester”, UK 2007: Praxis Publishing, s. 4–5.
[17] http://www.filozof.net/English/space-science/135-orion-takim-yildizi.pdf
[18] Beyt-Nahreyn Arap Tarihi, “İslam Öncesi Arap Tanrıları”, Derleyen: Yavuz Binbay, http://beyt-nahreyn.com/?p=318
[19] Diyanet İslam Ansiklopedisi, “yıldız” maddesi, cilt:43, s.534.
[20] http://turktarihivegercekler.blogcu.com/sirius-un-gizemi/13837822
[21] http://kendimlekonusuyorum.blogspot.com.tr/2010/10/sirius.html
[22] Ebu Cafer Muhammed b. Cerir et-Taberi, “Taberi Tefsiri”, Hisar Yayınevi: 8/54.
[23] Elmalılı Hamdi Yazır, “Hak Dini Kuran Dili” c.7., s.324.
[24] Yrd. Doç. Dr. Özer Çetin, “Kültürel Din Psikolojisi Açısından Geçiş Dönemi Rüyaları: Kutadgu Bilig Örneği”, Uşak Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 2013, 6/3.
[25] http://apocalisselaica.net/tr/varie/miti-misteri-e-poteri-occulti/la-misteriosa-connessione-tra-sirio-e-la-storia-umana
[26] Yrd. Doç. Dr. Faruk Sancar, “Beyin Yıkama Olgusu Üzerine Kavramsal ve Tarihsel Bir Analiz”, Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, Cilt: 7 Sayı: 32.
[27] Richard Hinckley Allen, “Star-names and Their Meanings”, New York 1899: G. E. Stechert, s.117.Bahaddin ÖGEL; Türk Mitolojisi1,2
[28] Nil ELDEM; Yıldızların Altında 10.000 Yıl
[29]Alparslan SALT; Dogonlar’da Sirius Gizemi
[30]Robert K. TEMPLE;Sirius Gizemi