Sahte içerikleri ayırt edebiliyor muyuz?

İnternetten haber almaya ve okumaya çoğumuz alışığız. Hepimizin kendine göre ‘filtre’leri var. Hangi haber taraflı yorumlanmış, hangi sözde faydalı yazı aslında hangi marka için yazılmış, hangi videoda içeriğin yanında bir de ürün var, gibi pek çok ‘alt metin’i gözden geçirir olduk. Her an her yerde karşımıza çıkabilecek sahte içerikler de cabası. Tüm bunlara karşı okuyucu olarak biz ne durumdayız? Bunu tahlil etmek güç, ama temsili birkaç örnek haberle medya okuryazarlığında epey yolumuz olduğunu ortaya koymak da zor değil.

‘Çoğu öğrenci internetteki sponsorlu ve gerçek içeriğin farkını ayırt edemiyor’

Çalışma Stanford Üniversitesi’nden. Gençlerin dijital medya tüketimi üzerine yapılan en geniş araştırmalardan biri olan bu çalışmada “orta okul” ve üniversiteden 7804 öğrenci ile görüşülmüş.

The Wall Street Journal’ın haberine göre, sponsorlu ve gerçek haber içeriğini ayırt edemeyen öğrencilerin oranı yüzde 82’yi buluyor. Yüzde 70’i bir bankanın CEO’su tarafından kaleme alınmış sponsorlu bir finans yazısına güvenmemek için hiçbir sebebin olmadığını söylüyor. Birçok öğrenci Twitter’da bir yazının ayrıntısına ve ekli fotoğrafının boyutuna göre güvenilirliğini değerlendiriyor.

Veriler gösteriyor ki, dijital okuryazarlık yeteneğine sahip olmak için, en ileri teknolojinin üretildiği bir ülkede ve teknolojinin içine doğmak yetmiyor! Sorgulayan, yorumlayabilen ve anlamlandırabilen dijital okuryazarlar için dijital iletişim alanında daha fazla eğitime ihtiyaç duyuluyor.

Yetişkinlerin de internetteki gerçek / sahte haberi ayırt etmek için engelleri var

Sahte haberlerin çabuk yayılma gibi bir özelliği var. Bol keseden yazılabilen yalanlar, yeterince skandal olabilme özelliğine sahipse haberin önünü almak çok zor. Son uydurma haber Amerikan haber kanalı CNN üzerinden yapıldı.

24 Kasım gecesine ait sahte haber, CNN ekranlarında birkaç saniye yanlışlıkla gösterilen porno görüntüyle ile ilgiliydi. Ünlü haber bloglarından, Twitter fenomenlerine kadar sayısız kişi bu sahte habere inanıp paylaştı. Oysa işin iç yüzü bir gün sonra ortaya çıktı. Tespitlere göre Twitter’da bir kullanıcı şikayet diliyle; buzlanmış bir fotoğrafla birlikte az önce CNN’de porno bir görüntü gösterildiğinden bahsediyordu.

Pek çoğumuz kendi Twitter veya Facebook hesabında da bu habere denk gelmiş olabilir. CNN’deki bu ‘hatayı’ ilk yazanlardan biri The Independent oldu, ardından Mashable, New York Post, The Daily Mail, Esquire ve Variety geldi! Dolayısıyla büyük hata okurlarda değil, okurlara servis edilende.

Ya da hata belki de CNN’de! CNN, söz konusu tweet’te şikayetin yapıldığı özel kablo TV yayıncısına (RCN) “RCN’den açıklama bekliyoruz!” diye çıkıştı. RCN böyle bir kayda rastlamadıklarını ispat edince olayın sahte olduğu anlaşılabildi.

“Gerçek içerik mi, değil mi” endişesine bir örnek de Almanya’dan

Almanya özellikle seçim öncesi internetteki sahte haber ve bot’lara karşı ne yapabileceği üzerinde çalışıyor. Almanya Başbakanı Angela Merkel dezenformasyon yaratan haberlere karşı yeni hukuki düzenlemelere ihtiyaç olduğunu açıkladı. Merkel açıklamasında, kamuoyunun düşüncülerini manipüle edebilecek haberlere karşı bir yük dolusu sahte bilgi yayan troll’lerle de mücadele edilmesi gerektiğinin altını çiziyor. Merkel, “Hızlıca sahte algılar yaratabilecek bu algoritmaya karşı neler yapılması gerektiğini öğrenmeliyiz” diyor.

Google, Facebook, Twitter gibi bu konuda önemli rol oynayan dev şirketlere de büyük iş düşüyor. Facebook ve Google sahte sitelere ve ağlarına karşı daha duyarlı politikalar yürüteceklerini yakın zamanda açıklamıştı. Twitter bu konuda şikayet mekanizmasını daha canlı tutuyor. Fakat yakın zamanda ‘legal bir düzenleyici eli’ dezenformasyona karşı yeni bir standart getirebilir; zira Almanya’nın dijital hak ve özgürlüklerde pek çok yasanın öncüsü olduğu biliniyor.

Cibalipostasi.com sitesindeki yazımdır.


Originally published at dilaraeldas.com on December 3, 2016.